KÜÇÜK ŞEYLER/Hüsrev KUTLU

KÜÇÜK ŞEYLER/Hüsrev KUTLU-BİZİM ŞEHRİN IŞIKLARINI IŞITIP/ISITMAK ÜZERE-EVRENSEL NORM VE DESENLERLE BULUŞTURUP-TUTUŞTURABİLİR Mİ?

Aşağıdaki yazıyı,kardeşim Hüsrev KUTLU’NUN Belediye Başkanlığı makamına seçildikten kısa bir süre sonra-Sadece bir gazeteci olarak değil,Onu-bilemem ancak,Ben Ona aynı zamanda samimi bir dost olduğumdan dolayı yazdım..

Uzun bir süre geçti,o günden bu güne ”Bizim Şehrin Işıkları”;Hala yanmayı bekliyor..

Lakin,gördüğüm kadarıyla “Emmimoğlu Necip Bey’in imar ve inşa ettiği” Şehirlerarası Otogar’ın hizmete açılmasından ve Adıyaman E. Valisi Sayın Mahmut DEMİRTAŞ’ın önderliğinde yapımına başlanan “Ziyaret Çayı/Güney Havzası Çevre Düzenlemesi” projesinden başka Adıyaman’da yeni bir plan ya da projenin-Taslak ve tasarı bazında olsa bile-gündeme alındığını duymadım..

Buna rağmen,Sevgili Hüsrev kardeşimin;”Halil Abi icraatlarımızı eleştirmiş!” sitemini duydum..Memnun da oldum;Eleştiriye açık bir kişi olarak..

İyi de kardeşim,hangi olumlu icraatlerinizi gördük ki;Eleştirmeyelim, hem nasıl eleştirmişiz,ne demişiz ve neden demişiz?                                                       Biliyorum!                                                                                                                                Olumlu ya da olumsuz eleştiri-Makam edenin boynundaki kara yılandır; Ne kadar yapıcı olsa bile tahammülü zordur,sırtındaki zehirli palandır-taşınması “züldür,zühaldir gibi” algılanır-bilirim..

Ancak,bilinmelidir ki,biz yazarken;Asla taktir,taltif ya da tektir,tariz falan beklemeyiz..Muhatabımızın özel alanına girmeden,sadece Onun makamsal iş ve işlevlerine odaklanarak-bildiklerimizle,bulduklarımızla ve toplumsal arz ve taleplerimizle;Toplumsal katkı-fayda ve yarar üretmek üzere yazarız..

Başka bir amacımız;Talep ve beklentimiz yoktur bizim.Biz yazar/çizerlerin rol ve misyonu-Yönetenlerle Yönetilenler arasında  “özgün,örgün ve örgür” bir iletişim ağını kurmak üzere köprü olmayı gerekli va şart kılar ki,bu da bizim mesleki ilke ve ahlaki duruşumuzun-vazgeçilmez bir tezahür biçimidir..  Ancak!                                                                                                                                       Başka bir şey yazmaya gerek görmüyorum,çünkü;Ne yazsak yazalım,herkes onu kendince-anladığı,bildiği ya da işine geldiği gibi değerlendirecektir..                     Bu nedenle de; Aşağıdaki yazıyı yazalı yıllar oldu;Yorumunu okurun saf vicdanına bırakarak, yeniden yayımlamayı görev bildim..

Takdir ya da tektir Kamuoyunundur;Yaptıklarımızla ve yapamadıklarımızla.. Tamam mı,Sevgili Hüsrev kardeşim;Dost söylerse-Acı söyler/Dosdoğru söyler.

REİS BEY..

 

“Dediklerim; önce Bana,.sonra Sana”

 

 

Sürç-i lisan’a “zail yolu göründü” tamam,

YALAKA’YA  sunmazsan “altın badeyi” amma.

Aklını basiret’e teslim edemezsen tam,

REİS’SİN;”kabul görür- her bir amelin” sanma..

 

Her Zat’a nasip olmaz, bil ki;  çıktığın makam

Ateşten bir gömlektir-kabul etmez hiç yama,

Nefsi aklın emrine verebilsen tastamam,

O zaman meydan okur-teslim olmazsın gam’a..

 

PEYGAMBERLİK MAKAMI olmuş bu makam’a nam;

Her zerre ve damlası sütre olsun ilzam’a,

Basiretin fevkinde dil’in kesmesin ahkam;

Önce KENDİNİ,sonra HALK’I uydur nizam’a..

 

ŞEHR-UL EMİNLİK’TEN nam, hizmetinden bin taam;

Al-sar ruhuna amma ,dikkat et intizam’a,

Attığın her adıma ayna tutunca avam;

Tam (adaletle)hükmet-zarar verme ahkam’a..

 

Bir kıl kadar arayla durur şeref ve ilzam

Makamının üstünde; bunu bil ve ALDANMA,

EMANET  EL’DE değil,.EHLİ’NDE bulur nizam;

Ara da EHLİ’Nİ bul. Daha fazla BUDANMA..

 

Gece-gün’e gebedir, günü kucaklar akşam;

Geç gelir, çabuk geçer; PARLAK GÜNEŞ’E kanma!

Kör baltaya baş eğer en sağlam meşe ve çam;

Lakin MEYVELİ AĞAÇ yetişir her akşama..

 

TARAFGİRLİK PERDESİ olmasın gözüne ram;

Söndür nefs ateşini-kin ve garezi anma,

Kucakla her bir ferdi şefkatle buram-buram,

HİZMETE AMADE OL-BAŞKA YOLA DADANMA!!.

 

Fıtratın temiz ise, hiç korkma-sinmez haram;

Yine de tedbirli ol, RİYAKAR’A bulanma,

Etrafında pervane olup-GİYSE DE İHRAM;

Sakın ha! Elindeki ALTIN TAS’DAN sulanma..

 

ÇALIŞ! İşin görünsün, kalmasın yarım ve ham;

SEVGİ HALESİNDE kal– İKİ CİHANDA yanma,

Kaderinde ne varsa, o’nda olur izdiham;

Bu değil mi, HER ÖMRÜN ÜSTÜNDEKİ MUAMMA.??..

 

DOST NUSHU’YLA edilir DOST ‘A  “zehr-u zehrikram;

Gayesi; Can katmaktır DOST BİLDİĞİ ADAM’A!

NE MAKAMI ZELİL ET,NE O’NDAN DEVŞİR İDAM;

HAKK ADINA kulak ver bu figan-ı nidama!!

 

Asarı’nda görünür rütbesiyle HER ADAM;

Laf-u güzaf devşiren zom kafaya abanma,

Her sözüm doğru olup-Sana verse de ilham;

Mizanında tartmadan, bana dahi inanma..

 

Elimde değil-hoş gör;dilden döküldü meram,

DOST SÖZÜ ACI DERLER; Dinleyip de usanma!

Akameti görünce yine nüksetti yaram;

Yarama bir pansuman zerk edip de uzanma

 

İHB-24.Eylül.2004-ADIYAMAN

 

 

Biz bu (nush-u nasiha) patentli/makamsal şiirimizi, Bizim şehre/Adıyaman’a Belediye Başkanı seçildikten çok kısa bir süre sonra “Emmimoğlu” Necip BÜYÜKASLAN’IN; Sen Partimizin Genel Başkanı/liderimiz Sayın R.Tayyip ERDOĞAN için çok hisli/manalı ve beni de etkileyen güzel bir şiir(TAYYİP BEY ŞİİRİ)yazmıştın,biz Seninle yakın dostuz, “Benim Şiirimi-ne zaman yazacaksın?demesi, benim de cevaben,merak etme Emmioğlu; Sen hele kadronu/ekibini kur, “Ya Allah/Bismillah diyerek” işine başla,o zaman görecek ve bakacağız-günü ve zamanı gelince  elbet”SENİN DE ŞİİRİNİ”yazarız!Sözünü vermem ve zaten kısa bir süre sonra yaptığı –İşlerinin atıl ve akim kaldığını görünce de -belki “Onu kendisine/hakkına ve halkına döndürüp,eliyle”BİZİM ŞEHRİN IŞIKLARINI” yeniden tutuşturabiliriz refleksiyle(BİR DOST OLARAK)yazdım/yazmak zorunda bırakıldım..

Evet..

“Bu şiiri yazdım ve görüşlerimi de serdettiğim kısa bir mektupla kendisine ilettim..                                                                                                                                          Amacım; Bu şiirle Ona,temsil ettiği makamın(İŞ Ve İŞLEV) gereklerini hatırlatmak,onu iş ve işlevlerine yönelterek/yoğunlaştırmak ve görevini ifa ederek-kendisinden öncekilerinin-bile planlayıp yapamadığını da hayata geçirerek-kabul görür ve kalıcı olmasını-sağlamaktı.

Lakin olmadı/olamadı; Emmimoğlu Necip Bey bunu “ŞİİRİ” algılayamadı ya da algılamak istemedi ve sanırım onu bir “KUMA” gibi karşılamış olacak ki,uzun bir süre “dost bildiği” bizi(Pas alıp/vermeye meraklı ve aşina olmadığımızı bildiği halde) pas geçmeyi yeğledi..

 

Eh! “Dost nushuyla edilir dosta zehr-u zehr ikram!” diyen biz;Ateşten bir gömleği giyen bir dostumuza ve dostlarımıza da bal/şerbeti sunacak değiliz herhalde..

Evet..

Biz ummuştuk ki;Nefislerini“Dostunun sunduğu zehir iksiriyle dağlayanlar”,Akılları ve ferasetleriyle “Beyt-ul Mal’a” uzattıkları “Bal tutan parmaklarını” asla ve kat’a yalamaz ve yalayamazlar. Lakin, olmadı/olamadı; Eğilip/bükülerek-yerinden sökülen eğri/büğrü çiviyi yeniden eski yerine çakıp/tutturtmak pek mümkün olmuyor ve olamadı da zaten.. Olmaz,çünkü; Eğilip/bükülerek sökülen bir çivi, sökülürken-yerini/yuvasını-da laçka ve tarumar bir hale düşürür ve oraya “YENİ VE DAHA BÜYÜK BİR ÇİVİ ÇAKMAYI” da gerekli ve şart kılar..

Evet..

“Çivi çiviyi söker!” dedikleri de bu olsa gerek..

 

Sadete gelelim..

Özetin özeti şudur ki;(Emmimoğlu)M.Necip BÜYÜKASLAN yerinden sökülüp/çıkarıldı ve Onun yerine (Kardeşim) F.Hüsrev KUTLU sakin-ı iskan-ı/Beyt-ül Mal oldu!.

 

“Emmimoğlu Necip Bey, kendisine sunduğumuz “dostun zehr-u zehr kadehini” almadı ve tadına bile bakmadan,kendince-bildiği-yoldan yürüdü ve görevini sonlandırıp,geride bıraktığı sade/sivil hayatına geri dönerek-halkın arasına karıştı..                                Bilemiyorum,yerine getirtilen“Hüsrev Bey”kardeşim “böyle bir müsekkini içmek”ister mi?

 

Bence,“Emmimoğlu Necip Beye “sunduğumuzu içmese bile.” mutlaka bir şeyler içmesi gerekiyor,çünkü-her ikisinin de doğal ve rehber liderleri olan-yeni Cumhurbaşkanımız Sayın R.Tayyip ERDOĞAN; “Biz bu yola-baldıran şerbeti içerek-çıktık-baş koyduk!” dedi ve bunu zaman-zaman da yineleyip-dillendiyor..

Onlar da bu yola baş koyup revan olanlardan olduklarına göre,sanıyorum ki; Liderleri Sayın R.Tayyip Beyin sesine kulak verenlerden de olurlar-diye umulur ki,Ben de şahsen umuyorum..

Umulur,fakat..

Ben, Sayın Tayyip Beyin işaret ettiği yola; Sevgili Emmimoğlu Necip Bey’in (10 yıllık) görevi süresince (Neler içerek çıktığını)bir türlü anlayamadım,ancak-bu benim, değerli kardeşim Hüsrev Beyin de (Neler içerek çıkabileceğini..)yaptığını ve yapacaklarını merak edip/izlememekk ve günü gelince de masaya yatırıp/irdelememek anlamına gelmez elbet.

 

Çünkü; Bilip/anlamak demek,bazen susarak-beklemek,dinlemek-sabretmek demektir!

Biz de,sesimize/sözümüze kulak verilenlerden olmadığımızdan(çünkü,ne ve nasıl yazarsak yazalım,ne dersek diyelim-Makam İmamları-hep bildiğini okuyor ve okuyacaktır!.) bir süre daha susmayı ve olan/biteni izlemekle yetineceğiz..

Zaten,potansiyel bir işin önünü/sonunu görebilmek için,o işin-görevlisi tarafından ifa edilerek hayata geçirilmesini de sabırla beklemek gerekmez mi?

Böyle durumlarda..

9.Cumhurbaşkanı Ve eski Başbakanlardan Sayın Süleyman DEMİREL hükümetlerini kurarken,kamuoyundan; Hükümetin genel icraatlerinin olgunlaşıp/görünür-anlaşılır ve tartışılır olunabilmesi bakımından (90 günlük) bir süre isterdi..

 

Biz de bu manada..                                                                                                                       “Hizmetlerinin olgunlaşıp/anlaşılır kılınabilinmesi bakımından,Sevgili Hüsrev KUTLU kardeşimiz için (3 tane 90 günlük) bir zaman diliminin sonuna kadar durup/beklemeyi ve yaptıklarını/yapacaklarını sadece izlemeyi(tavsiye ve telkin hakkımız saklı kalmak üzere) uygun ve yerinde gördük..

 

Çünkü, çağımızın modern şehircilik anlayışına gör bir şehri/kenti; Tek başlarına Belediye Başkanları ve Meclisleri ile bağlı hizmet organları değil,bunlarla beraber o kent’te yaşamak durumunda olan halkın bizaat kendisi ile halkı temsil eden Sivil toplum örgütleri(Esnaf ve Meslek Odaları, Vakuflar, Dernekler vb. gibi) birlikte yönetirler..                                                                                                              O halde..                                                                                                                                                                              Bir kentteki tüm olumsuzlukları sadece “Belediye ile Başkanlarına ” yüklemek yanlıştır ve abesle de iştigaldir..

 

Yani..

Eğer Bir Yerleşke’de; kabul görmüş, hizmet yüklü/evrensel norm ve desenlerle buluştururlup donatılmak üzere “Şehrin Işıkları” yanmıyor,çevresini ve insanını ışıtıp/ısıtamıyorsa-bunun vebali sadece( O Yerleşkenin)Yöneticilerinde değil,bu aymazlığa ses çıkarmayarak-göz yuman-tüm halkın ile beraber halk temsilcilerinin de boynunda kalır..

 

Yani..

Bir kentteki olumlu ya da olumsuz iş ve işlevleri ,tek başına Belediye Başkanlarına /Meclislerine ile bağlı Hizmet organlarına yüklemek “çağımızın kentsel yönetim anlayışına” uygun,doğru ve yerinde bir karar değildir..

 

Çünkü,bunda; Belediyeleri yönetmek durumunda olanlarla beraber,halkın örgütlü sivil kuruluşları olan “Esnaf ve Meslek Odalarının,Baroların,Vakıfların,Derneklerin v.b gibi” hizmet organları ile halkın da dolaylı ve doğrudan katılımcı ve denetleyici “rol ve misyonu” vardır..

 

Bu manada..

Eğer, sosyal bir yerleşim birimin de,atıl ve akim bırakılarak-sönüp/karartılmaya mecbur ettirilmiş “Şehrin Işıkları” varsa,biliniz ki-Orada;Ne Halk vardır, Ne Sivil Toplum Örgütleri vardır,Ne Özgür bir basın Ve yayın organları vardır,

Ve Ne Belediye Ve Belediye Başkanları  ile Devletin valisi diye bir şey vardır,

 

Çünkü bir kent ancak;Bütün Bunların sevgi ve himmetiyle,haslet ve hasretiyle,iştirak ve ittifakıyla (ORTAK AKLIYLA)ruh bulup/dirilir,yol alıp/yürür, dal/budak salıp/boy verir  ve “ŞEHRİN IŞIKLARINI” ışıtıp/ısıtarak “çevresi ve insanıyla”buluşup/kucaklaşarak-nimetini sunabilir..

Evet..

Şimdi“Bizim Şehrin Işıkları”; Yani Adıyaman şehrinin yıllardır “atıl ve akim”bırakılmış kentsel teknik alt ve üst yapı hizmetleri,sosyal/kültürel-eğitsel hizmetleri, böyle bir “ORTAK AKILDAN” beslenerek  tezahür ettirilmiş “GÖREVLİLERE”muhtaç olarak-ışıtıp/ısıtılmayı bekliyor..

 

Şüphesiz ki; Bizim Şehrin Işıklarını tutuşturabilecek meşaleyi taşıyan görevlilerin başında olması gereken kişi de, Belediye Başkanı“Hüsrev KUTLU” olmak zorundadır..

 

Ancak diyorlar ki!

Hüsrev KUTLU makamında oturmayı sevmiyor,zamanının çoğunu  Adıyamaın dışında, ANKARA’da geçiriyor,çünkü İller Bankası Yönetim Kurulu üyesi..

 

Evet,derler ve demeliler de..

Dedikleri doğru; Ben de Seni o günkü “Tevaffuki” karşılaşmanın dışında –isteyip/arasam da-zinhar bulamıyorum-çünkü..

 

Evet,kardeşim; Sen “ŞEHR-U L EMİNLİK” gibi maddi ve manevi görev ve sorumluluğu da çok ağır bir yükü sırtlanmışsın ve üstelik bu yük,(yıllardır kendi Kısır döngüsünde debelenen  bir şehrin), yani aslında- hizmetine geceni/gündüzüne hasretmen gereken kendi şehrininacilen kaldırılması gereken yerdeki yüküdür, bu yük yerlerde heba olurken;Ek görevler almak Senin neyine be kardeşim??

 

Haa,O görevi Emmimoğlu Necip Bey’den mi devraldın?

Onun belki de harcı/borcu vardı/muhtaçtı;Peki Senin neyin var,hem bildiğim kadarıyla “Para/pulu” seven,ona tamah eden bir insan da değilsin..

 

Bence,Sana yakışmayan “Öyle” ek/mek görevleri bırak,Ankara’daki eşini/aşiyanını da Adıyaman’a taşıyıp/yerleştir  “Ya Allah/Bismillah” deyip/işine yönel ve bir an önce şu“BİZİM ŞEHRİN IŞIKLARINI”  da  ışıtıp/ısıtmak üzere yola düş kardeşim..

Duydum ki,“Şehircilik Ve Çevre Bakanlığıyla” beraber “BİZİM ŞEHRİN KİMLİĞİNİ” aramak,bulmak ve yeniden oluşturmak üzere bir proje geliştirmeye karar vermişsiniz,hayırlı uğurlu olsun,ancak; Aranılanı bulmak için,önce “Bizim Şehrin Işıklarını” yakıp/çevrenizi ışıtmanız gerekmez miydi?

Evet..

Kolay gelsin,başarılar diliyorum- Arayın;Eğer kalmışsa,mutlaka izlerini bulursunuz..

Şimdilik sadece  bu kadar;Dediklerim/diyeceklerim saklı kalmak üzere..

SON/SÖZ;

Dost söylerse-ACI- söyler..

Sevgilerimle..

Bu Haberi Gördünmü!

DİN’DE GÜNCELLEME OLUR MU?

“Aşktır benim hakikatim;Bulmaya geldim dünyaya!” Sayın cumhurbaşkanı,zaman zaman toplumu da gerdiren bazı-kendini,hakını ve haddini bilmez-din …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir