KÜÇÜK ŞEYLER/NEREDEN GELDİK-NEREYE GİDİYORUZ??

 

ADIYAMAN’I SEYREDOM-GÖZLERİM KAPALI;
TA!CENDERE’DEN ÇINLOR GARİPLİĞİMİN SESİ,
NAZARIMA NAKŞOLOR ESKİ KAHTA KALESİ;
SIRTIMDA DERTLERİNİN AĞIR/AKSAK KÜFESİ;
ADIYAMAN’I SEYREDOM-GÖZLERİ KAPALI../İHB..

LAİKLİK??

Laiklik,ayet’te geçen“Lekum dinukum vel-i yeddin”emrinin,yani Kur’dan mealen-denildiği gibi; “De ki!Senin dinin Sana,Benim dinim Bana”anlayışının kadim bir karşılığıdır
Yani..
Korkulacak bir şey yok,eğer illaki korkacaksa;Ham aklıyla,utanmadan “insanları Allah’ın diniyle aldatarak-kendi dünyevi imkan ve ikballerine kul/köle yapan;Din bezirganı” güruh korksun..

Allah’ın,üstünde düşünüp/ibret alsınlar diye-insanlara bahşettiği bu özgürlüğü-kısıtlama hakkını Peygamberlerine bile vermemişken,Onu; Kim ve hangi hakla sınırlayabilir?

CUMHURİYET..

CUMHURİYET HALK İDARESİ DEMEKTİR!,LAKİN, BİZİM CUMHURİYETİ NEDENSE HALK ADINA-HALKIN İRADESİNİ DE GASP EDİP/YOK SAYARAK,HALKA RAĞMEN;HER ZAMAN BİRİLERİ YÖNETİR..

EVET

CUMHURİYET FAZİLETTİR,ANCAK;İNSAN HAKLARINA SAYGILI,EVRENSEL HUKUKTAN BESLENEN,GELİŞMEYE VE İNSANINI DA GELİŞTİRİP-MUTLU VE MÜREFFAH KILMAK ÜZERE MEDENİLEŞMEYE DE AÇIK OLAN “DEMEOKRASİ” ERDEMİYLE TAÇLANDIKÇA FAZİLETTİR..

HALK İRADESİNİN DOĞRUDAN YANSITILMADIĞI BİR SİSTEM,CUMHURİYET OLSA BİLE; İNSANINI MUTLU,HUZURLU VE UMUTLU KILAMAZ,ÇÜNKÜ;SURİYE,İRAN,IRAK,LİBYA VE MISIR DA BİR CUMHURİYETTİR,BUNA KARŞIN ABD VE ALMANYA’DA CUMHURİYETTİR.

DEMEK Kİ!                                                                                                                                          ÖNEMİLİ OLAN CUMHURİYET OLMAK FALAN DEĞİL;CUMHURİYET’TE;HALKIN İRADE VE İKAMESİ VAR MI/YOK MU? ONA BAKMAK GEREKİYOR..

REFERANDUM??

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN TOPLUMA SORUYOR; “Siz, çocuklarınızın ikbal ve istikbali için bizimle beraber-muasır medeniyetler hedefine yürümeye var mısınız?”
CEVAP;Evet-Evet-Evet!!!”

SONRA DA KILIÇDAROĞLU SORUYOR; Siz Tek kişinin yönetimindeki-Freni patlamış bir otobüs ya da trene çocuklarınızı güvenle bindirir misini??
CEVAP;”Hayır-Hayır-Hayır!!!”
Evet;
“Her hayır’da bir şer,her şerde bir hayır vardır;Eski(Yenisiyle sistemimiz,(At kişiye göre kişner)  misali-kişiye göre renk ve ses değiştiren- ferasetli toplumumuza hayırlı/uğurlu olsun..”

ACABA BİZ NASIL BİR SİSTEMLE YÖNETİLDİĞİMİZİ VE NASIL BİR SİSTEMLE YÖNETİLECEĞİMİZİ BİLİYOR MUYUZ?
Yani,istediğimiz;
(ESKİ PARLAMENTER SİSTEM Mİ,YENİ BAŞKANLIK SİSTEMİ Mİ?)
Ve yani!
Milletvekilleri,Halk tarafından doğrudan ve gücünü halktan alarak belirtilip (Milli iradeye uygun)seçilen;İnsan ve ihsan eksenli, güçlü, yetkin ve etkili bir “parlamento” mu istiyoruz,yoksa,yine Milletvekilleri ile Başkanı,yine aynı yöntemle millet tarafından “Milli iradeye uygun” belirtilip/seçilen bir “Başkanlık” sistemini mi istiyoruz..
Her iki sistem de de,Milletvekilleri “Milli iradeye uygun” oluşturulmuş olacağından; TBMM/Parlamento güçlü,yetkin ve etkili olacak ve belki ancak bununla milletin “milli” iradesi tecelli etmiş olacaktır..
“Böyle olmadıktan sonra,eski sisteme devam etsek de,yeni sisteme geçsek de;Ülkemizle insanımıza refah,huzur,mutluluk getirmek ve yarınlarına umutla baktırmak asla mümkün olmayacaktır..”
Çünkü!
Millet iradesinin,hiç bir baskı altında kalmadan;Kendi özgün ve özgür katılımıyla-doğrudan yansıtılmadığı hiç bir sitem asla “milli” olmayacak ve “Milleti” temsil etmekten yoksun olacaktır..
Zira,milletin iradesi-ancak yine millet tarafından kullanılacak bir iradedir,(millet tarafından doğrudan/seçimle-seçilen kişilerle ve oluşturulan kurumlar dışında)asla;bir Başkasına/şahıs ve  zümreye devredilemez,başkası tarafından kullanılamaz..
Evet..
O halde;”Eski” sistemle,getirilmek istenen “Yeni” Sistemlere bakalım!

Eski “Parlamenter” sistem,(Siyaset Esnafının ikbali yüzünden..) genellikle parti Liderlerinin tasallut ve tahkimatı altında işlevsizdir ve ne yazık ki yeterince “Milli iradeyi” de temsil edemiyor,çünkü;Parlamentoyu oluşturan Milletvekili/Aday adaylarını Halk Doğrudan (tam katılımla, kendi özgür iradesiyle) belirleyemiyor;Parti ya da Liderlerinin istediği gibi hazırladıkları “Milletvekili Aday listelerini” seçimlerde onaylamış oluyor..Bu nedenle de Milletvekillerinin halka değil,ancak kendilerini listeye koyan “Liderlerine” hesap vermek durumunda kalıyorlar..
Böylesine “Milletinden kopuk bir parlamento” güçlü,yetkin ve etkin olabilir mi? Bu nedenle de,sadece Liderlerinin sözüne ve gözüne bakarak-ancak;Grup kararlarına göre(parmak kaldır/indir refleksiyle) hareket edebiliyorlar..
Böylesine(Lider güdümlü,işlevsiz/eylemsiz)Milletvekillerinden oluşmuş bir parlamento “Milletin/milli iradesini” nasıl temsil ederek ona tercüman olsun?

Yeni “Başkanlık” sisteminde,halkın(en az %51’lik)desteğiyle seçilen Başkan güçlü,yetkin ve etkin olacaktır,lakin halkın (en az %80-90’lık) desteğiyle(seçimlere katılan Partilerin aldıkları oy oranına göre) seçilen Milletvekillerinin oluşturacağı Parlamentonun-Yasama görevi (Yasaları hazırlamak/onamak)dışında(Yeni Anayasaya göre)fazla bir görev ve sorumluluğu iş ve işlevi,yetki ve etkinliği ile bir denetim ve yaptırım gücü pek olmayacaktır..Denetim,Yaptırım ve caydırma gücüne sahip olamayan.bir parlamento,sanırım ki;Tıpkı “Merkez Valileri” gibi, zamanlarının çoğunu boş ve beyhude işlerle geçirmek zorunda kalacaklardır..


Halbuki!

“Halkın(en az %80-90) oranında irade koyarak-oluşturduğu güçlü bir parlamentonun hiç olmazsa,halkın(en az %51)oranındaki tercihiyle seçilebilen bir “Başkanın” Ve Onun oluşturacağı yürütme gücünün yani hükümetinin icraatlarını(bütçesini,hesaplarını)denetlemesi ve gerektiğinde soruşturması ve gereğini yapması gerekirdi..Ancak bu her ne kadar kısmen “Yasa taslağında yer almış..”olsa bile,bu yeni siteme göre seçilen (Başkanın)mensup olduğu partisinin Meclisteki temsil gücün “Milletvekili sayısı”,diğer muhalefet partilerinden fazla olacağından;Parlamento da genellikle kararlarını partili “Başkanın” istekleri doğrultusunda alacaktır..
Benim anladığım sadece budur..

Sistem,evet ama!
“Evrensel hukuktan beslenerek-İnsan ve ihsan eksenli demokrasiye uygun oluşamayan sistemler-adı ne olursa olsun;Ülke ve insanını asla huzur ve güvene kavuşturamaz,onu mutlu ve umutlu kılamaz!” 

 

GAZETECİLER VE AYNAYI KİRLETEN GAZETECİLER GÜRUHU?
“Üç Gazeteci Tipi var!”

1-GAZETECİLER VARDIR;Gazeteciliği kendilerine meslek seçmişlerdir, mesleklerinin genel ahlak ve ilkelerini onurları sayarak-Adam gibi çalışır ve helalinden ekmeklerini kazanırlar..
2-GAZETECİLER VARDIR;Gazeteciliği,haber değeri taşıyan olgu ve olayların olduğu gibi-Edebi bir dil,biçim,ve anlayışla yorumlayarak ve onu mesleki ilke ve ahlaka da uygun olarak yansıtmak üzere-topluma tutulan bilgi,bulgu ve belge yüklü temiz “BİR AYNA” olarak algılayıp değerlendirdiği için-genellikle onu bir hobi olarak(Zevk aldığı) ya da yurttaşlığının kendisine yüklediği toplumsal rol ve misyonlarının (SOSYAL SORUMLULUK BİLİNCİNİN)bir gereği olarak ve genellikle de fazla bir “MADDİ” bedel beklemeden gönüllü olarak yaparlar…


3-GAZETECİLER VARDIR;
Onlar aslında hiç bir zaman gazeteci falan değiller ve Onların gazeteci olmak gibi bir dertleri de yoktur lakin,gazeteciliği bazen bir imkan ve ikbal,bazen bir makam ve mansıp ve bazen de onu bir gösteriş,güç ve sindirme(şantaj)aracı olarak kullanırlar.. Bunlar,ayrıca kalemlerini bir menfaat karşılığında kolaylıkla kiralayıp sattıkları için;Genellikle “SATILDIKLARI EFENDİLERİNE” yanaşıp, /parsa koparmak üzere “BUKALEMUN GİBİ”her renk ve şekle bürünebilir;Bazen temiz insanları bile,     satıldıkları efendileri adına-tehdit ederler,bazen “UTANMAZ/ARLANMAZ” soytarı şaklabanlar gibi EFENDİLERİNE YAĞCILIK/YALAKALIK-yapar,bazen de daha büyük bir menfaat karşılığında “BİAT ETTİKLERİ EFENDİLERİNİ BİLE” dosyalayıp/muarızlarına-satabilirler;Bu Edepsizler..
Lakin,ne yazık ki!
Gazeteci diye ortalıkta gezinen bu renksiz,seviyesiz,ukala ve bu aymaz, arlanmaz ahlaktan yoksun-Ahlaksızlar güruhunun bir çoğu bu gün; Ya Milletvekilidir, ya Büyük gazetelerle TV kanallarının,ya da uydu şirketlerinin baş köşelerinde-baş tacı edilmektedir,ya da yabancı kaynaklı bazı türedi Holdinglerin yönetim kurullarıyla garip devletin çeşitli Kurumlarında üst düzey birer yöneticisi ve ya DANIŞILMAZ” danışmanı konumundadır..


Evet..
Ne yazık ve ne ibrettir ki!
SON/SÖZ;

“Gazeteci dediğin,bir elinde ayna bir elinde iğne ile gezmeli;İğneyi kendine batırarak-Topluma Ayna tutmalı!”
Biliyorum ki,Gazetecilik mesleğinin yüz karası bu hayasız/şerefsizler güruhu bir kez dönüp de asla Aynaya ve “kirletmiş oldukları kendi gönül aynalarına”  bakmazlar,lakin;Bu yüzsüzlerin pohpohlamasıyla gaza gelip/Onları baş tacı edenler-bari dönüp bir “Aynaya baksalar! O zaman,bunların yüzünden-kendi gönül aynalarıyla toplumsal “AYNANIN” da ne kadar kirli olduğunu ve kokuşmaya yüz tuttuğunu ve bunun gittikçe toplumu da kaskatı sardığını belki-Fark edebilirler..
Ne diyelim! Yönetenler de-Onlara tahammül ettiklerine göre,demek ki-birbirlerini tamamlıyorlar;Ne diyelim vatan/millet için hayırlı olsun ve de “Hak’tan” hayırlısı olsun..
Sevgilerimle..

 

 

Bu Haberi Gördünmü!

NOSTALJİ

 (İĞDİŞ EDİLEREK SUSTURULMUŞ TOPLUMLAR) “Bir gaflet çukuruna kurulmuş salıncaklar; Üstünde divan durmuş (PUT’LARA) baş eğenler. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir