KÜÇÜK SÖZLER..

Ey Sevgili!

Bir sabah şarkılardan bir buket-ı nihavend dersen;

Üstüne kalbini sarsan-Kahvaltıya bana gelsen,

Bilsen ne kadar muhtacım nar-ı aşkına-Bir bilsen;

Zira!Ne ben bende varım/meşksiz,Ne de sende Sen..

Ey Yar!

Biliyorum ki,bir “Yaratığını” Sana anlatmaya tüm kelimeler kifayetsiz kalır, kendimi Sana anlatamıyorum;Ne olur anla beni.

Her parti kendi ikbalinin derdinde,halbuki millet “TBMM’ye”onları;Kendi derdini çözmek için gönderdi..

Nerdesin fazilet?

NOKTA!

Ülkenin yarısı “adalet’e”,diğer yarısı da “demokrasi’ye” yürüdü..

Halbuki!

Birisi olmadan,diğeri olmaz;Nerdesin basiret?

CHP Adalet,Akparti Demokrasi için; Yürüdü..

Halbuki!

Birbirlerine doğru yürüseler;İkisini de bulacaklardı.

Biz tuhaf bir milletiz;elimizdeyken değerini bilmediklerimizi,yitirince-peşine düşeriz!

Mesela..

Adalet,Özgürlük ve Demokrasinin.

O GECE??

GÖK KUBBEYI BAŞIMA ÇÖKMÜŞ SANDIM BEN O GECE;

ÖNCE,YÂ ÂLLAH! DEYİP YAKARDIM BEN O GECE,

SONRA BİR YİĞİT’TEN UMUT ALDIM BEN O GECE;

ÖMER HALİSDEMİR’E İMRENDİM BEN O GECE..

Ruhu şad,mekanı cennet olsun;Allah’ın rahmet ve bereketine nail olsun..

O gece-eğer sayın Cumhurbaşkanı,olaya el koyup halkı-darbeye direnmek üzere meydanlara davet etmeseydi;Sabah olmayacaktı..

SANIYORUM Kİ BİRİLERİ/Şu KOVA’dan/ BANA SESLENİYOR,LAKİN ONU DUYUP,DİNLEYEN KİM,DUYSA BİLE UYAN KİM? Yani demem o ki;HUYLU HUYUNDAN,SOYLU SOYUNDAN VAZ GEÇER Mİ HİÇ?

Gününüz hayırlara vesile olsun da,lakin;Siz benim gibi “Anut ve başına buyruk” olmayın sevgili dostlar,çünkü;Faturası çok ağır oluyor inadın..

Yani Siz siz olun..

Hocanın dediğini yapın ancak,yaptığını asla yapmayın!!

Sevgilerimle..

Hepimiz,dini her an tebellüğ ve tebliğ etmekle görevliyiz,ancak;Din görevlisi ayrıca bunu yapmakla sorumlu ve mecburdur..

Kul,”din’i” her an tebellüğ ve tebliğ etmekle mükelleftir;Mehmet Tırpan kardeşim de buna gayret ediyor, Allah razı olsun.

Dün;Bazı vatansızlar “ordu/millet el-ele” diyerek-Devlet ve hükümet Başkanlarını düşürüyordu,

Bugün;Devlet Başkanlarının çağrısıyla “polis/millet el-ele” vererek-devlete kast eden nesepsiz ve nasipsiz/vatansızları geri püskürtüp-yerle yeksan ediyor..

Ruhu şad olası merhum ÖZAL;Demek ki geçmişte “Türk Polisine” boşuna güven ve değer vermemişsin,çünkü Türk polisi “15 Temmuz 2016 “gecesi “Fetö” darbe kakışmasını-milletle el/ele vererek geri püskürterek- kendisine olan güveni de tazelemiş oldu;Ruhun şâd olsun..

15 Temmuz 2016?

O gece Türk halkı,devletin-sadece “Millet’e” ait olduğunu göstermiştir..

Hoş geldin şuur!

15 Temmuz 2016?

O gece Türk halkı,”devlete” sahiplenmek ülküsünün sadece “TSK’ye” değil;(Tüm)Millete ait olduğunu kanıtlamıştır!

15 Temmuz 2016?

“O “gece,Sayın Cumhurbaşkanın kararlı duruşuyla meydanlara akmasaydık;Bugün hüsranda olurduk..

Hoş geldin basiret!

27 Mayıs askeri darbesi “Ordu/Millet” El-ele” sloganıyla yapıldı,15 Temmuz Fetö iblisinin darbesi ise “Polis/Millet” el-ele refleksiyle bastırıldı;Hepsi bu kadar..

Yani..

Neredennn nereye!

Batı’nın menfi tavrı karşısında,ülkemizin acilen bir “milli seferberliğe” ihtiyacı var; Milli seferberlik için de tüm kesimleri kapsayan bir “milli mutabakata” ihtiyacı var;

Milli bir mutabakat için de tüm katmanları kucaklayan bir “sosyal dayanışma,barış ve kardeşliğe” ihtiyaci var;

Sosyal barış ve kardeşlik için de öncelikli olarak-bütün siyasal partilerin katılımıyla Sayın Cumhurbaşkanını başkanlığında gerçekleşecek olan bir”siyasal barış ve dayanışma ortamına”çok-çok ihtiyacı var.

Sırasıyla/Bunlar olmadan,sanıyorum ki;Bundan böyle ülkemizde pek olumlu hiç bir şey gerçekleşmeyecektir..

Çünkü..

Bir ülkede siyasal barış olmadan,sosyal barış;Sosyal barış sağlanmadan,milli mutabakat;Milli mutabakat kurulamadan da,milli seferberlik iradesi oluşturulamaz; O halde,hangi güç ve iradenizle ve nasıl-Emperyalist/Batı alemine karşı duracak ve hangi moralle bunu sürdüreceksiniz??

Var mı bunun başka bir reçetesi;Varsa söyleyin,biz de bilelim..

Ve çünkü..

Her bireyin farklı doğruları olabilir ancak;Devletlerin sadece bir doğrusu vardır ve o da;Manevi gücünü milletinden,maddi gücünü de Evrensel hukuktan alarak beslenen medeni norm ve değerlerin belirlediği “ortak” akıldır..

Ey aşk!

Beni terkedenlerle terkettigim-nice Sevgiliden geçerek,Sana ulaştım-Bırakma beni,çünkü;Sen “Bizi bizden” de iyi bilirsin.

Ülkemizde-Akparti iktidarları tarafından son 15 yılda çok güzel işler yapıldı,lakin;Hepsinin üstüne “Fetö Güruhu” bir kara kabus gibi çökerek-hepsini tarumar etti.

Ne diyelim..

Allah,O (şeytani)güruha kucak açıp/baş tacı ederek;Kendilerine-Yaver-u mürşit halkımıza da bir-Havar-ı şiret yapanlara “Basiret” ihsan etsin ki;Ömrümüzün (15) yılını berheva ettiler..

Bu öylesine bir bela ki;Ömrümüzden daha kaç yıl daha çalacağı da meçhuldür,çünkü;Hala o”gürüh” bizi-kendisiyle meşgul ettirerek-sanal gündemlerini yaratmaya ve ömrümüzden çalmaya devam ediyor..

Millet olarak..

İşi/gücü bırakıp-hepmiz;Hala o iblislerle uğraşmıyor muyuz,nerdeyse bütün an ve zamanımızı o (dinsiz/imansız)güruha hasretmiyor muyuz?!?

Veyl olsun!

Ona ve kucak açanlarına;Veyl-u kasemim olsun..

MALTEPE MEYDANI KAÇ KİŞİ ALIR?

Hemen söylemeliyim ki!

SAYIN KILIÇDAROĞULU İÇİN;2.0 Milyon,

SAYIN ERDOĞAN İÇİN İSE;2.5 KİŞİ ALIR.

Ee.Ne de olsa Birisi “CUMHURBAŞKANI” ötekisi de sade ve yalnız,araçsız/gereçsiz bir”MUHALEFET” Lideri;Bu kadarcık eksiklik”KADI KIZINDA” da olur yani!

OLUR OLUR DA..

Lakin,sanıyorum ki;”2Milyonu 175Bine” indirmek eksikliği”Adam”olanda-OLMAZ!

Bir de şunu eklemeliyim ki;O Meydana sanıyorum,Sayın”ERDOĞAN”hava yoluyla, Sayın”KILIÇDAROĞLU”ise(430 Km’lik) Ankara/İstanbul kara yolundan-25 gün yürüyerek-ulaştı;Bir farkı da sadece budur.

Adaletiyle; “medeni” bir siyasal barışı inşa edemeyen ülkeler, imkan ve ihsanıyla da “erdemli” bir sosyal barışı inşa edemezler..

YÜRÜMEK!

Yaşadığını bilmek ve onu başkalarına da hissettirmektir;Hayata-dört elle tutunup, direnmektir yürümek..

Öyleyse haydi!

Milletçe hep beraber..

Aşk’la/Meşkle-Umutla yürüyelim-lakin;Birbirimizden değil,içimizdeki sevgi ve muhabbet ateşiyle,dostluk ve kardeşlik halesiyle birbirimize doğru..

Çünkü!

Buna,bugünlerde-Su/Ekmek gibi;Çok/çok ihtiyacımız var..

Bu hasret ve hasletle yürüyenlere selam olsun/Aşk olsun!

Sevgilerimle..

YENİ KAPI RUHU?

Bugün! Ülkemizin her şeyden çok, yeni bir “Yeni Kapı Ruhuna” ihtiyacı vardır ve onu da ancak;Sayın “Cumhurbaşkanı” hayata geçirebilir..

Haydi Sayın ERDOĞAN!

Bunu değerlendirmek üzere-siyasi parti liderlerini “15 Temmuz 2017’den” önce “Başkanlık Sarayına” davet ederek-ilk adımı “Siz” atınız..

Çünkü..

Sanıyorum ki,sonrası;Bu fırsat için çok geç olabilir..

Ve çünkü..

Devlet Başkanlarının vaz geçilemez bir görevi de;Kırılanı/döküleni toplamak ve yaraları sarmaktır..

Sonra;Demedi-Demeyiniz..

Gazete Yazar İ Halil Bayram

BİLMEM KİME ANLATSAK BU HAL-I PÜR MELALİMİZİ..

Eskiden!

Paket yayınlarıyla da olsa-bize yeten,dar kadrosu,donanımsız mekanı ve mütevazı bütçesiyle sözümüz/özümüze-örfümüze uygun yayın yapan bir tane/renksiz “TV” kanalımız vardı;

Şimdiyse!

Yüzlerce renkli “TV” kanalı var,lakin bize yetmiyor-çünkü;İçeriğinde “Bize ait” ne bir tema,ne ahlak,ne irfan, ne ihsan diye bir şey yok-Bizi anlatan…

Demek ki!

Yoksulluk ve yoksunluktan- bize yeten mütevazı bir zenginlik üretmek de,şaşaa ve şatafatlı bir zenginlikten-nazarlarla idraklere tatsız/tuzsuz bir kültür sofrası sermek de sadece bize mahsus bir hal..

Bir de,canımız her sıkıldığında!

Neden çevremizde “Bizi” anlayacak,hal-i lisanımıza tercüman olacak-kavi/ kadim bir dostumuz yok! Diye şekva ederiz..

Yahu!

Biz bile daha henüz-kendimizi yeterince anlamamışız;Başkaları neden bizi anlayıp anlatsın ki;Efkar-ı umumiye?!

Bir de,iki bir;Bizim,bizfen başka dostumuz yoktur!diye,lirik/duygusal reflekslerle de sevdalanıp/dururuz güya..

Haydi oradan-Haydi oradan!

SON/SÖZ;

Kendi insanına dost olamayan toplumlar, ne başka toplumlara dost olabilir,ne de başka toplumlardan dost alabilir

Ey Sevgili!

Eğer Sen aşksan ve idrakıma mıhlanarak,oradan kalbime de uzanıp onu-bir daha terketmemek üzere kendine mesken-ı dil abat seçmişsen;Unutma beni-Unutama.

FETÖ İblislerinin milletimize reva gördüğü “15 temmuza” az kaldı..Diyorum ki!

Acaba,16 temmuz günü yaptığımız gibi, milletçe-bir potada eriyip-çelikleşmiş bir yumruk misali;Tipkı “O gün” sapıkların başına vurup,-analarından doğduklarına pişman ettikten sonra yaptığımız gibi,tüm parti ve Liderlerinin “katılımıyla” yeniden milli tesanüt ve birlikteliğimizi de tesis edemez miyiz??

Haydi Sayın Cumhurbaşkanı bu defa top Sizde;Üstünüze düşen tarihi görev ve sorumluluğu yapın “15 temmuz günü” bütün siyasi parti Liderleriyle yönetim kurulu temsilcilerini “Başkanlık Sarayına” davet ederek, ülkenin-sosyal ve siyasal barış ve kardeşlik kapısını da-bir daha kapanmamak üzere- yeniden aralamaya başlayın..

Bu güzel fırsat inanınız ki bir daha zor ele geçer;Fırsatı geri çevirmek de,yeniden çok olumlu bir “milli dayanışma zeminine çevirmek de “Şimdili”sadece ve sadece Sizin elinizdedir..

Benden söylemesi;Sonradan da,demedi demeyiniz..

Çünkü..

Ben ülkemle insanını her türlü siyasal partilerle mensuplarının-ÖZEL-partisel talep ve beklentilerinden daha çok seviyorum.

Bu Haberi Gördünmü!

SAPMAK,SAPIK VE SAPIKLIK..

YAZ! “Önce akdut,karadut-Urmud’uyla gelir yaz; Sonra sarar bir umut;Çıkar karpuzla kiraz, Başaklar sarardıkça,ūzūmū sarar bir …