KUTSAL(An Ve Zamanlar!)VAR MI?????

Kutsal bir an ve zaman yoktur,lakin-An ve Zamanın- beraberinde taşıyıp insan’a sunduğu çok kutlu/ilâhi mesajlar vardır elbet!”

Peki ,nedir kutsal ya da kutsallık atfedilerek-İnsanları da etkileyip/yönlendirerek kendine çeken;Bir An Ve Zamanla sınırlandırılan(fikirlerle,duruşlarla/eylemlerle) ve çeşitli anlamlarla değerler de yüklenen/mistik-olgular,olaylar ve nesneler?

Evet..
Kutsallık,bir fikir ya da objeye atfedilen (rol ve misyon yüklü) değerlerle anlam ve önemdendir..Yani bir şey çok önemli,çok anlamlı ve değerliyse;O şey ayrıca kutsal ve kutsanmaya,her türlü taltif ve övgüye layık-bir olgu/olay ve obje-addedilir..

Bu manada..

Bazı dostlarımız,zamanın-sadece ibret’e amade olabilen-soyut/geçici bir kavram olduğunu ve zaten insanlar tarafından böylesi-maddi/manevi- bir kutsallık atfedilen (Mevlit,Berat,Regaip,Miraç ve Kadir gibi) kandil gecelerine tahsis edilen özel bir an ve zaman’ların da-İslâm Din’inin ilk yıllarında-olmadığını,Din’e daha sonra girdiğini ve zamanla da;Yerel/Geleneksel bir anlayış ve biçimsel bir normla uygulanmaya başlandığını ve bütün İslam beldelerine yayılarak ve adeta-Dinin vazgeçilmez bir emriymiş gibi-algılanıp ikame ve ihya edildiğini ileri sürerek itiraz ediyorlar..

Şüphesiz ki bu dostlarımız!
Büsbütün haksız da sayılmazlar,çünkü din alanı kolay anlaşılacak bir alan değil ve bu bazen desosyal hayattaki yanlış yerleşik geleneksel algı ve alışkanlıkların da çoğu kez bir çok yerde sanki dinin bir kural ve kaidesiymiş gibi algılanarakdin yerine ikame edilerek kullanılmaktadır ki,bu da ne yazık ki çoğu kez;insanları,Dinin kesin ilahi kuram ve kuralından ayırıp kopararak,onu toplumun-yerleşik yanlış algı ve  uygulamalarla dolu-geleneksel katı ve gayri ahlaki/sahte dinine doğru sürükleyerek-onunla yaşamak zorunda bırakabilmektedir..

Zaten hazin olan da budur ve sanıyorum ki;İslam beldelerinin bugün baş başa kaldıkları derin girdabın-kabul edilemez zulüm,zillet ve zelil ortamının-akim,atıl ve çözümsüz reflekslerle-olan/bitene bigane kalınarak-sürmesi de bundandır..

Bu nedenle de, insanların-din alanıyla ilgili-farklı algılama biçimini-yanlış olsa bile onu-bu yerleşik geleneksel yapının bir sonucu olarak doğal karşılamak ve onlara da;  yaşadıkları-sahte dinlerinin-yerine gerçeği-İslam dinin doğrularını- algılatarak onu ikame ve idame ettirene kadar da biraz sabretmek gerekir,diye düşünüyorum…

Çünkü..

Belki,öğrenmeye müştak ve fakat bilmediği halde-bilmezliğini bilen-bilgisiz bir insanı eğitip/adam etmek mümkündür ancak,asla bilmediği halde– bildiğini zanneden-inatçı cahil insanları eğitip/adam etmek pek mümkün değildir ki;Onlar da yaşamış olduğu doğal  çevreleriyle toplumlarının başına-Cahillik Ve Bağnazlıklarıyla-pervasız ve yararsız,amaçsız ve çözümsüz bir bela olmaya devam ederler..

Bu manada..
İslam’ın/İlâhi mesajına baktığımızda ve mesajın/Allah’ın emir ve yasaklarının da aslında -özel/özgün ve seçilmiş üstün bir ahlaktan- müteşekkil/kapsamlı olduğunu   gördüğümüzde ve bunun da-insanların her iki dünyasını(dünya ve ahreti) imar,inşa ve ihya etmeyi amaçlayıp/hedefleyen (Farzlarla farzların,yaşamak/yaşanmak üzere hayat/memat alanına uygulamanın en doğru,en güzel, en anlamlı ve en yararlı bir açılım biçimi olan Peygamber Sünnetinin yanında,insanlar tarafından, içinde bulunduğu sosyal hayat alanında yapılması takdir,telkin ve,teşvik edilen sevgi, ülfet,iyilik,cömertlik,yardımlaşma ve dayanışma gibi.)insani haslet ve erdemliğinin de kuldan beklenen bir ibadet olduğunu ve ancak bunun da genellikle-toplumsal hayat alanındaki insan davranışlarına  samimi duruş ve eylemlerle yansıtılarak-yaşanıp/yaşatılmadığını anladığımızda,İnsanların-An Ve Zamanla ilgili-Dedikleri kafa karıştırıcı tereddütlerini de doğal ve yerinde görmek gerekir.

Bu manada bir dostumuz demiş ki!

Asrı saadetteki peygamber dostu mümin-i mutmain olan/Sahabiler bile-Kut ve Kutsallık izafe edilen- bu an ve zamanları yaşamıyorlarmış..

Dostumuz haklı olabilir,lakin bu işin hakikatine de-eksik/hatalı-yaklaşıp/bakmış olabilir,çünkü-Sanıyorum ki;Allah’ın İlahi Din’i/Kur’ani mesajına,başta alemlerin tebliğ,teklif ve tedbir mürşidi yüce peygamberimiz Hz.Muhammed Mustafa(ass) olmak üzere-kalben,ruhen ve bedenen muhatap ve müşerref olarak-onu aklen kavramış olan-asr-ı saadet müminleri-O Mesajın-asla bir an ve zamanla sınırlı olmadığını ve hayatın her alanını ve her an kuşatarak ışıtıp/ısıtmaya da devam ettiğini/edeceğini kavramış mümin-tam inanmış-seçkin insanlardı..Bu insanlar mesajı her an ve zamanlarında-kalben,ruhen ve bedenen- nefislerinde irşaden yaşayıp/yaşattıkları için,onu özel bir an ve zamana(yılda bir kez gün/geceye) indirgeyerek-sınırlamamışlar..

Çünkü..

İlahi Mesaja muhatap olanlar için-Mesajlar-bakidir,bir algılayış,duruş ve eylem bütünlüğünü içerirler ve bir an ve zamanla da sınırlı değildir,yani;Onlara her an ve zaman-Yaşanıp/yaşatılması gereken- bir mesajdır..Bu nedenle de,kutsal diye tarif ve tanımladığımız(O)özel an ve zamanları-Gün Ve Geceleri-Bizim gibi etkin ve diğer an ve zamandan/farklı bir şekilde yaşamamış olabilirler..

Yani..

Onların her an ve zamanda yaşadığını,biz yılda bir gün ve geceyle sınırlandırıp yaşamaya çalışıyoruz;Onlarla(O övülmüş Seçkinlerle) farkımız sadece budur..

O halde..
“Değerli ve Kutlu olan an ve zaman değil,belki an ve zamanla bize iletilen/kutsal, sadece-dinin ilahi-mesajıdır.,ki o da;Allah’ın-uymamız için gönderdiği-emir ve yasaklarıyla zamanın ibretidir..Lakin onu da-İnsanımıza-doğru/dürüst okuyup anlatamıyoruz;Din’i Allame Ve Ulularımızın canı/malı-mülkü sağ olsun yeter ki!
Ve çünkü.
“İnsan ancak,Allah’ın diniyle/mesajıyla, Onun emir ve yasaklarıyla kaim ve daim,Ona-sürekli uymakla halim ve salimdir..”

SON SÖZ;
Kutsallık an ve zamana değil,zamanların taşıp/insanlara sunduğu/İlâhi mesajadır;   O anı anımsamak,İnsanı o ilahi mesajla beraber huşuyla yeniden- Yüce Rabbine de ve kendine,hakkına,haddine ve halkına-da döndüreceğinden/kutsanmasında asla bir beis yoktur-sanırım!
Yani..
Kutsal olan, an ve zaman değil,zamanın bir ibret olarak taşıp/sunduğu;Allah’ın bize-ahlakımızı inşa ve ihya etmek üzere gönderdiği ilâhi mesajıdır,ki o mesaj da;Bizim Adam olmamızın asla vazgeçilmez bir-duruş ve eylemin-teminatıdır..
Sevgilerimle..

Bu Haberi Gördünmü!

ŞİİR PAZARI ŞİİRLERİ/FİRDEVS?

FİRDEVS.. Cennetin pak adı firdevs; Ruhların dilşadı firdevs, Ömrün ahirinde-Seni; Sarsın Afitabı- Firdevs..   Yüzü …