MADDESEL/METAL YORGUNLUĞU HASTALIĞI

YAŞANMIŞ BİR HİKAYE..

“Sonradan görme/Madde bağımlısı (eski)okul arkadaşım-siyasal rant’tan edindiği lüks otomobilini tiksinerek baktığı- garajın bir tarafına bıraktıktan sonra benimle ofisime kadar geldi ve aynı tiksintiyle-gözlerini arkamdaki duvarda buluna fonun yanına asmış olduğum bir çift eski/püskü lastik ayakkabıya dikerek;Bunlar da ne lan Ahmet?! Dedi..

Hiç tereddüt etmeden..

-Onlar benim geçmişim dedim;Her baktığımda bana-yoksunlukla geçmiş eski günlerimi hatırlatıyor..Nerden geldiğimin,nerde durduğumun ve nereye doğru gitmem gerektiğinin dilsiz(Bilge)mürşit’i onlar!..

Eski arkadaşım,Beni umursamaz bir tavırla süzdükten sonra..

-Sen kafayı yemişsin be oğlum! dedi..

Gülerek-Belki öyle dedim,lakin ben halimden memnunum;Şükürler olsun..

Ya Sen?

-Sen,iflah etmez bir (Metal Yorgunluğu)hastalığına düçar olmuşsun,bu madde bağımlılığı Seni/Sana unutturmuş;Şimdi Senin geçmişin de yok ve sanıyorum ki geleceğin de hiç olmayacak artık..Çünkü;Manadan kopan bir insan,madde bataklığına saplanır-Gölgesine meftun olup-sığındığın şu madde girdabı Seni yutar be oğlum-iflah olmazsın! dedim..

Bir müddet beni müstehzi garip bir ifadeyle süzdükten sonra devam etti..

-Ben zenginim,hem de tahmin edemeyeceğin kadar çok zengin!dedi Ve;Malını mülkünü saymaya başladı-hesap verir gibi ya da-Senin neyin var ki!der gibi..

Ukalaca tavrından anlamıştım bunu..

-Benim de sadece imanım var;Bu da benim için her şeydir,her şeye de bedel tükenmez bir zenginliktir!Çünkü, ben istemedikçe(onu)kimse benden söküp alamaz! dedim.

Ya Senin?

-Malım dediğin şeyler,geçici birer gölgeden ibarettir;Hiç ummadığın bir günde, geldiği gibi-aniden elinden kayıp gidecektir,zillet yükünü de Sana /boynunda kar bırakarak, çünkü onlar asla Senin değildir-geçicidir, gelip/geçer!dedim..

Sonra mı?

Sonra da;O yoluna,Ben yoluma..

NOT;Bu diyalog,(İstanbul’da, bir süre önce karşılaşan iki samimi (eski)okul arkadaşı yeni iş adamı arasında geçen yaşanmış canlı bir olaydan)konuşmadan esinlenerek yapılmıştır..

Evet..Aynen böyle;Kimi baki imanıyla,kimi de geçici imkanıyla hemhaldır bu dünya da..

O halde konumuza dönelim;Bu neden böyle oluyor diye..                                                                                                                                 İnsan bedeni topraktan yaratıldığı için,doğal olarak-Anatomik yapısında,        toprakta bulunan bütün maddesel (Demir,Bakır,Çinko,kurşun,Alüminyum, Kalker,Tuz,İyot gibi..) elementler bulunur ki-bunlardan birisinin noksanlık ya da fazlalığı o bedenin hastalığına yol açar..Lakin,sanıyorum ki;Burada bahse konu edilecek olan bu değil,daha çok insanların-dünyevi mal/mülk-makama karşı olan aşırı zaaf ve hırslarından kaynaklanarak-idraklerinde vazgeçilmez bir tutkuya da dönüşebilen-Maddesel bağımlılıkları söz konusu edilecektir..

Evet..

Eğer böyle bir tutkuya hastalık diyeceksek;Bal gibi bir hastalıktır bu,hem de asla iflah olmaz bir hastalık..

Allah dostları-her iki dünya saadeti için şöyle (Veciz)bir tespit ve telkine dikkat çekmişlerdir;Hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünya için,yarın ölecekmiş gibi de öte dünya için çalışmalı insan! Diye..

Bu tespit ve telkinle de,madde ve manayı bir arada tutarak;Madde ile manayı ve mana ile de maddeyi dengelemek istemişlerdir,çünkü;Gerçek her ikisinin birlikte ve Maddenin- Mananın kontrolünde yürütülmesinde tecelli edebilir.. Ve çünkü;Manadan yoksun bir madde yavan ve yararsız,Maddeden yoksun bir mana da yalın ve anlamsızdır ki,her iki kavram da ancak birbirlerinde ve birlikte kullanılarak zenginleşip- anlaşılır ve yararlı/anlamlı bir hal alabilir..

Lakin..

Bunu hayata geçirmek o kadar da kolay değil,çünkü;Birine-kalbin bir yüzünü kaplayan “akıl Ve izan” yol vermez, diğerini de-kalbin öteki yüzünü oluşturan “nefis ve şehvet” istemez..

Yani..

Kader yolunda;Akıl Ve Nefis her an çatışma halindedir,ki ancak bu çatışmayı sonlandıranlar-Vicdanlarını akıl ve izanda dengelemiş olabilenlerdir..

Evet..

Vicdan!

Kader yolunda,ancak vicdanını dengeleyebilenler;Mana ile maddeyi hak yolda buluşturmuş olarak-huzur ve sükun bulabilirler..                                                        Bunu başaramayanlar ise,ömürlerini;Ya anlamsız/yararsız bir maddi hayatın zengin/lüks bataklığında harcayıp beyhude geçirirler,ya da yalın bir mananın taasubuna kurban ederek zillet ve fakr-u zaruret içinde-bir başlarına yitirirler..

Çünkü..

Ne mana ve ne de madde-beyhude yere yaratılmıştır;İnsanlar yararlansınlar, onu yaşayıp, yaşatarak-ibret alsınlar ve nimetini çevreleriyle de paylaşsınlar diye yaratılmışlardır..

Bakınız,bu konuda Hak dostu Yunus;

“Ben hakkımı yerde buldum;

Ne ararım gökyüzünde,

Bana rahmet yerden yağar;

Benim yüzüm yerde gerek!” demiş..

Çünkü..

Hak(Mana Ve Madde)insan içindir Ve de dünya imtihanı sahası yerde-İnsanla Ve Mahlukatladır..

Bu nedenle de hem mana ve hem de maddeyi iktisap etmek,kazanmak haktır, lakin onu;İnsan ve mahlukat için harcamak esastır-kendine saklamak değil..

Bu konuda ki tespitim şudur!

“Bir insan maddi ya da manen ya da her ikisinde de zengin olabilir,lakin onu başkalarıyla da paylaşmak zorundadır ki;Paylaştıkça,başkalarının fayda ve yararına açtıkça-sebil ettikçe zengindir..Eğer bunu-Allah rızası için yapmıyor ve yapamıyorsa fakirdir-hem de zillet içindedir..Evet tespitim budur..

Çünkü..

Benim dediğin “Manan/Manevi” varlığın Senle beraber gidecek,diğeri de,yani ”maddi” varlığın da,Senden sonra başkalarına kalacaktır ki;Zaten Senin değildi ki-Seninle gelsin..                                                                                                                                O zaman,Sen yaşadıkça(Maddi ve manevi varlığını) paylaş ki;Hem Senin hem de onun kalıcı bir anlamı olsun..

Bu konuya,belki neden değindiğim merak edilebilir,anlatayım..

Biliyorsunuz Sayın Cumhurbaşkanının,partililerini kastederek;”Son günlerde, Bizimle beraber yürüyen bazı arkadaşlarımızın-Metal Yorgunluğu çektiklerini hissediyorum,Bundan böyle Bizimle yürüyemeyecek olanlar-kenara çekilip dinlendirilmelidir.” Şeklinde düşündürücü bir tespiti basına yansıdı..

Biz de,acaba bu(Metal Yorgunluğu) ne olabilir diye düşündük;Bu yazı/yorum tespiti meydana çıktı-Hani konu konuyu açar misali-hepsi bu..

Şüphesiz ki,Sayın Cumhurbaşkanının bu(kapalı)tespiti hangi amaçla,kimleri ve neyi hedefleyerek yaptıklarını bilemem,ancak yine de-bazı partililerin intisap etmiş oldukları” Maddi/Zenginlikle halen deruhte ettikleri Makam” prestijini kastetmiş olabileceklerini düşünüyorum,çünkü her ikisi de insana;Doğal bir  yorgunluk,atalet ya da bıkkınlık verebilir ki-dinlendirilmeleri tabiidir..

Bir de Belediyelerin yapmış oldukları kentsel değişim/dönüşüm olgusu var..

Bu da bir çok Belediye’nin maddi/rant kapısı olarak algılanmasına ve maalesef anılmasına da sebep oldu ki,bence;Metal yorgunluğu/Hastalığı için öncelikle Sayın Belediye Başkanlarını bir sağlık testinden geçirmek gerekiyor..Çünkü, eğer madde bağımlılarını arayacaksak,onları daha çok;Belediye ve Beldelerin yaptığı iş alanlarında bulabiliriz diye düşünüyorum..

Bir de şu var..

Ben hep merak etmişimdir;Bir Partinin İl ya da İlçe Başkanları-doğru/dürüst bir iş tutmadıkları halde(İşi /mesleği olanları ayrı tutarak tabi ki..)nasıl ve neyle geçinirler diye..

Yani..

Bu devirde kolay mı geçinmek;Sadece gönüllü bir particilik yaparak-ömrünü lüks ve şatafat içinde geçirmek..

Çünkü..

Bildiğim kadarıyla,hiçbir parti yöneticisinin-Partisinden aldığı bir maaş ya da iane ve iaşe bedeli falan yoktur!O halde;Değirmenin çarkı nasıl ve hangi suyla dönüyor ya da döndürülüyor-dersiniz?

Sayın Cumhurbaşkanımız-O anlamlı tespitleriyle;Neyi kastetti acaba?

Ak partinin kuruluş aşamasında-Teşkilatların içinde “FETÖ” İblisi güruhunun da yer aldığı bir gerçektir ki, acaba Sayın Cumhurbaşkanımız o tespitiyle;Bu güruhun-Partiden temizlemesini mi kastederek-hedef gösterdi..

Öyle ya..

Aradan bu kadar zaman geçtikten,derelerden bu kadar kirli/atık sular aktıktan sonra-içimizde hala hain FETÖ güruhu varmış,onları derhal partimizden söküp atalım, diyecek bir halleri yok ya;Helvacı kağıdıyla kılıflanıp/atılacaklar elbet..

Çünkü..

Bence,herkesten çok-Esas Onlar(FETÖ İblisi)Madde tapıcısı/Metal Yorgunudur ki;Dünyanın geçici maddesine sahip olmak uğruna-Devletine/Milletine kurşun sıkacak kadar gözlerini hırs bürümüştü..

He neyse..

Dünyanın geçici maddesine “Mal/Mülk-Makamına” meftun olanların giderek manevi gerçekten de(Mana ikliminden)koparak-derin bir madde bataklığına saplandıkları ibretli bir vakıadır;Zahmet edip- Etrafımıza baktığımızda bunun bir çok örneğini de görürüz aslında..

Mesela..

Biz,zaman-zaman ulusal basın’dan-Petrol zengini bazı Arap/islâm ülkelerinin,lüks binalarıyla mutfak ve banyolarını altın ve gümüşle kapladıklarını duyardık,lakin bunun;Aşırı Madde sevdasından,yani dünyevi Mal/Mülk-Makam bağımlılığından kaynaklanan metalik bir “Metal yorgunluğu” hastalığına da sebep olduğunu henüz yeni öğrendik..

Metal yorgunluğu illeti,genellikle-sonradan görme,aç gözlů fakir insanlarda doğar,onları zengin ettikten sonra da-genişleyip/yayılan kendi bataklığına sarıp boğar..

Yani;Bir rüya uğruna gider Niyazi.

SON/SÖZ;

Madde-Bedendir,mana ise-ruhtur;İkisinin meczinden insan denen mahlukat meydana gelir,ki kendini bilen insandan da-İNSANLIK Ve ERDEMLİK- şuuru yayılarak sarar yer yüzünü ve de gökyüzünü selam ile..

Sevgilerimle..

Bu Haberi Gördünmü!

NOSTALJİ

 (İĞDİŞ EDİLEREK SUSTURULMUŞ TOPLUMLAR) “Bir gaflet çukuruna kurulmuş salıncaklar; Üstünde divan durmuş (PUT’LARA) baş eğenler. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir