MİLLETİN/HALKLARIN SOSYAL TRAVMALARI..

“Sosyal travmalar-Siyasal travmaların bir sonucudur!?”

PUT??

(Mehmet TIRPAN’A ithaf edilmişti.)

 

Putlar/Ebu Cehiller hala yerli yerinde;

Kimi meydanlarda pir, kimi pinhan derinde,

Zamane müminleri kan ağlıyorlar lakin;

Kimi din’de-Seferi,kimi çölde-Sergerde..

 

On dört asırdan beri görmedi bu zilleti;

İki cihan serdarı/Muhammed’in(ass)/ümmeti,

Şimdi harap ve bitap-Kutlu İslam milleti;

Kimi mağdur-Yerlerde,kimi mağrur-Seferde..

 

Sanki çelik mil çakmış-Beynine şu Ulema;

Kalp gözü kör, dili lal-izanıysa muamma,

Ki-ilmi kıt bühtandır-irfanında yok tema;

Kimi sultanlara kul,kimi de kaşanelerde..

 

Reva mıdır Yarabbi!? Bu zulüm kainata;

“Aşk ile yarattığın/Eşref-i mahlukata”,

Lütfeyle! Kerem eyle ulaştır hakikate;

Kimi aklıyla derdest,kimi nefsiyle şerde..

 

NOT;Bu şiiri-paylaştığı doğru ve gerçekçi/Din’i  yorumlarıyla-ilham vererek oluşmasına vesile olan değerli din görevlisi kardeşim/dostum ’Mehmet TIRPAN’ hocaya ithaf ediyorum;Allah yüreğini ilim ve irfanıyla,ufkunu da irşadıyla açık etlesin..

(İHB/Şiir Pazarı Şiirleri-10 Ocak 2018-Başakşehir/İst.)

 

Görünen o ki!

Sosyal/Ahlaki travmalar,Siyasal Ve İdari travmalardan beslenerek-zamanla da toplumun bütün katmanlarına sirayet ederek yerleşir ve onun;Milli ve Manevi hayat alanını da-Kültürel Ve Ahlaki duruş Ve eylemini- menfi yönden etkileyip tetikleyerek,çok kaotik,ikilemli ve çözümsüz problemlerle baş başa bırakır..

Şimdi bunu şahit olduğumuz-Aşağıdaki/ibretli -bir örnekle betimleyelim..

 

CAMİ/CUMA, CEMAAT/ VE İMAM?
-Cami;İnsanların, Allah’aYaratılış Ve İmtihan sırrının gereği olarak-kalbiyle,diliyle ve bedeniyle şükrünü,bağlılığını ve(O’na)uyduğunu bizzat ifade,izhar ve tasdik etmek amacıyla-ibadet/İtaat Ve ülfet etmek üzere-buluşup-Bir canda can olmak-şuuruyla toplandığı/Cemaatleştiği-çok özel, özgün ve örgün bir mekandır..
-Cuma;Allah’ın dinine/Emir Ve Yasaklarına/uyarak/bir canda can olmak üzere-özel bir buluşma Ve kucaklaşmayı sağlayarak-insan ve ihsan eksenli-bir birlik beraberlik, bütünlük içerisinde kalarak-sosyal bir dayanışma paylaşma,yardımlaşma iklimini hayata geçirmek.için icabet edilmesi şart/Farz olan- bir ibadet ve itaat biçimidir..
Cemaat;Sosyal sorumluluğunun da farkında olarak-Cami Ve Cuma’ya İbadet Ve itaat etmek üzere-icabet eden-akıllı,ferasetli,imanlı,erdemli/ehil Ve emin/şuurlu- çok seçkin-özel,özgün, örgün ve özgür-bir topluluktur..

-İmam Ya da HOCA;Allah’ın dinini-İslam’ın kadim Ve kati /Emir Ve Yasaklarını-Cemaate,kabul görmüş-tüm maddi/manevi norm, kuram ve kurallarıyla beraber-tam ve eksiksiz olarak-İbadet Ve sosyal İtaat nüansıyla birlikte-,tebliğ,telkin ve teşvik durumundaki(eğitimli,kariyerli,yetenekli,ehil,emin ve yetkin) bir kişiliktir ki, Ona ayrıca-Toplumsal ahlakın imar,inşa Ve ihya edici/Mimarı da denilebilir..

Çünkü!

 Allahın(Emir Ve Yasaklarının)vazgeçilmez bir kurtuluş Ve mutluluk reçetesi olan İslam/dini insanlara;Onun Ahlakını tamamlamak üzere indirilmiştir..

Evet..
Geçen hafta biz de-Cuma günü-Bizdeki bu vazgeçilmez kadim duygularla beraber “Eskisaray Cami’ine” giderek;Cemaatle/Cem olmaya çalıştık güya…
………..
Hoca, kürsüden latif,belagatli ve ahenkli sesi ve ibretli sözleriyle sesleniyor, bizler de  -Cemaat olanlar da-güya can kulağıyla Ve içimiz dışımızla etkilenerek-büyülenip titreyerek-dinliyoruz!

.O da tüm samimi duygusallığıyla beraber-Erdemlikle anlatmaya devam ediyor..
“-Fahr-ı kainat Ve İnsanlığın da-dünyadan gelmiş/geçmiş en aziz, en seçkin,en mücmel ve mükemmeli,en,azimli,faydalı/yararlı insanı, en örnek/önder mürşit i azamı olan yüceler yücesi Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa(sas);Yüce Allah’ın-Ahlakı tamamlamak üzere-Hz.Cebrail(as)vasıtasıyla kendisine tebliğ ettirdiği ezeli ve ebedi İlahi/ buyruğunu (İslam dinini)önce kendi nefsinde, yaşayıp yaşatmak, sonra da Allah’ın-Yaratılış Ve imtihan sırrının gereği olarak-yaratılmış olduğu mahlukatıyla-Yaşanıp/yaşatılmak üzere tebliğ ederek-paylaşmıştır..”

Sözü,yüce peygamberimizin,örnek beşeri hayatının ders alınacak çok zor, Ve ibretli kesitleriyle anlamlaştırdıktan sonra; Yüce Peygamberimizin ahir ömrüne getiriyor, çünkü O da bir insandır ve de;Her nefis ölümü tadacaktır ki,O da er/geç tadacak Ve tatmıştır da.
..
Bu nedenle bir gün kızı Hz. Fatma’yı karşısına alarak onunla konuşmaya başlıyor..
-Ömrümün ahirine geldim kızım diyor;Hz. Fatma’nın yüzü aniden hüzünleniyor. .Lakin-Kızım diyor,,Ben,Seni çok seviyorum,bu nedenle de-ahret aleminde de Senle beraber olacağım, çünkü; “Kişi sevdiğiyle beraberdir!”deyince,Sevgili kızı Hz Fatma’nın yüzünü sonsuz ve sınırsız bir tebessüm halesi kaplıyor..

Bu örnekleri neden anlatıyor acaba Sevgili Hocamız dersiniz;Sevgi,şefkat,rahmet ve merhametin-Yüce peygamberimizin şahsında- insana ait-Sosyal sorumluluğunu- da bize/Cami Ve Cuma/Cemaatine- hatırlatarak,onun vazgeçilmez,ertelenmez ve de asla ötelenmez bir erdem olduğunu -kanıtlayıp/idraklerimize perçinletmek üzere- bu erdemi özenle hayatımıza geçirmemiz gerektiğini de söylemiş olmuyor mu?

 

Yoksa Sizler! Hoca’nın hikaye falan anlattığını mı sanırsınız;Cami hikaye anlatmak ve Cemaat de onu dinleyip ağlamak/sızlanmak-dövünmek yeri ve de; Cuma’da buluşup-Cem olmak,bir canda can olmak- da,acaba Cemaati sanal hikayelerle büyületip oyalamak mı;Din adamının böyle bir rol ve misyonu mu var yoksa? Din adamı,ancak Size/Bize,Yüce Allah’ın kitabı/Kuran’ıyla mürşit-i kainat olan aziz peygamberinin –Kuran’la beraber hayatına geçirip/yaşadığı-sünnetinin asla vazgeçilmez ahkam Ve ahlakının-Kurtuluş Reçetesinin-gerçek/doğru sunumunu cemaate-akıl ve ferasetle-sunmakla,tanım ve tarifini-ilim ve irfanıyla-yapmakla görevli ve sorumludur,ki onun da erdemliği;Din adamımın, sahip olduğu ilmi ve ahlaki değerini-Cemaate ihlasla-sevgi,şefkat ve merhametle paylaşmasındadır..
Peki..
Sevgi nedir;Nasıl ve neden oluşur,sevmek denilen-insan ve ihsan’ eksenli-büyülü ve erdemli duygusal eylem biçimi-nedir,nasıl ve niçin hasıl olur,nerede,neyle beraber  başlar-nereye kadar-devam eder ya da biter ?

Sevgi,sahip olabildiğin-maddi/ manevi- her bir şeyini-hiç  bir karşılık beklemeden-insanlarla-yaratılmış bütün mahlukatla-paylaşmaktır,çünkü aslında;Benim dediğin her bir şey de aslında-Senin değil,sadece ve sadece-Senin de sahibin olan-Yüce Allah’ındır..

O halde..
“Sen kimin malını kimden esirgeyip/sahiplenirsin ki;Kim ve Ne adına Ve hangi hak ve yetkiyle Ve neden?
……..
Evet..
Sevgili İmam/Hocamız;Sözünü eğmeden,bükmeden,kırmadan, döküp/darıltmadan bilakis mizanında– ölçüp/biçerek,tartarak-sahip olduğu-akıl ve izanının erdemliğe meyyal süzgecinden geçirerek;Gerçek bir Sosyal İlgi Ve alakaya, birlik,bütünlük, yardımlaşma,ve tesanüte muhtaç bir gruba da-KİMSESİZ GENÇ’LERE-isnat ve ithaf ettirerek-ÇÖZÜMSÜZ PROBLEMİNİ-Cami’deki-Cemaatle/ilgilisine sunmak üzere-  sonlandırıyor ki bu gençler-3/5 YILDAN BERİ SEVGİLİ HOCAMIZIN DA GÖNÜLLÜ İCAZET VE İNAYETİYLE CAMİNİN BİR BÖLÜMÜNDE/Taziye evine sığınarak YOKLUK/ YOKSUNLUK İÇİNDE YAŞAYARAK ZAMAN -ZAMAN-Uyuşturucu-KULLANAN VE BU NEDENLE DE POTANSİYEL BİR SUÇA DA BULAŞMASI MUHTEMEL SAHİPSİZ/SORUMSUZ-Bir grup gençlermiş..

Bu manada..

Hocamız bütün samimiyetiyle diyor ki!
-Geçenlerde telefonla polisimizi çağırdım,gelip durumu gördükten sonra bana,eğer; Şikayetçiyseniz, talebinizi alarak-gereğini yapalım, dediler..

Ben de Polislere, ilgiye, alakaya,yardıma,ve hatta tedaviye de muhtaç bu kimsesiz gençlerden-Geçmişte öğrencilerime,Hocanın Otomobilini yakarız!diyerek beni tehdit ettikleri halde;Sosyal sorumluluğunu da bilen ve olan bir din adamı olarak- nasıl şikayetçi olayım ki! deyince de;,O halde,Yapacak bir şey yok diyerek-çekip gittiler…

Evet..
Adıyaman/Eskisaray Cami’inde ne yazık ki;Sevgili Hocamızın baş başa kaldığı hazin ve acil çözüm bekleyen durum bu,yapılacak bir şey yok öyle mi?.

Eh!
Eğer yapacak bir şey yoksa;İnsanlık da pinhan olmuş demektir,ki Biz de bunu yüksek sesle duyuralım-SEVGİ VE HİMMET YÜKLÜ- ilgili Ve ilgililerine....

Evet ,o halde;Soralım!!
.

Öyle de-Kime Ve Ne adına soralım ya da sormayalım?

Mesela..

-Sayın Adıyaman Valisiyle Emniyet Müdürüne Ve Belediye Başkanına sormayalım, çünkü,belli ki;Henüz/Haberdar değiller,yoksa/Mutlaka gereğini yaparlardı..

Gerçi,birkaç yıl önceki Adıyaman Valisi Sayın Mahmut DEMİRTAŞ bir sohbetimizde bu durumdaki insanlara-GENÇLER’E- yönelik açmış oldukları bir-SOSYAL/EĞİTİM-merkezlerinin olduğunu ve çok amaçlı eğitim verdiklerini anlatmıştı,lakin;Sanıyorum ki o dedikleri-MERKEZ-böylesi sahipsiz/kimsesiz-problemleriyle de –çaresiz,çözümsüz sokak çocukları için değil,çeşitli sosyal suçlardan hüküm giyerek-TUTUKLANMIŞ-Bir avuç-Ceza Evlerindeki/Kader kurbanı/GENÇLER-için hizmete sunulmuş..Öyle de, peki,Hoca Ve Toplumun başına musallat olmuş bu-POTANSİYEL SUÇLULAR-acaba neyin kurbanı olacak şekilde,gamsız,tasasız,ilgisiz,eylemsiz ve müdahalesiz bir gaflet ve dalalet biganeliğiyle--Cami köşelerinde mecbur-u iskan ettirilerek- bekletiliyor, evet bu da bir kaderdir,lakin asla-O Gençler tarafından istenmiş-seçilmiş bir kader değildir..Acaba diyorum;Siz,bu  toplumda yeni-Kader kurbanlarını mı-Yaratmak istiyorsunuz?

O halde gelin bunu,bir de Toplumun/Sivil-Sosyal/Siyasal katmanlarına soralım..

Evet..
-Neredesiniz,ey evlad-ı fatihan;Ey ecdat yadigarı Külliye Ve Şifahanelere dar-ul acezelere,deli/divanelere sahip çıkan inanmışlar,şimdi nerdesiniz,neyle iştigal ediyorsunuz,bu sosyal açmazı hanginiz üstlenip yeniden imar/İhya edeceksiniz?
-Sıradan gariban Müslim Ve Müslüman’dan vazgeçtik de,Sizler nerdesiniz,hangi işle meşgulsünüz; Ey kendileriyle mallarını,Ve makamlarını-Evlad-ı iyali uğruna-nefislerinin girdap deryasına mahkum-u mecbur eyleyen mutmain müminler; sahi Sizler bari-elinizi uzatarak-i bu çileye bir son verin.

-Ey Memleketimin/Sivil toplum örgütü(Oda,dernek/vakıf yöneticileri),sahi;Sizler nerdesiniz?,Yarın belki– işyerlerinize,şahsınıza,makam ve araçlarınıza musallat olması muhtemel-bir potansiyel/suçlu yaratacak olan bu Toplumsal açmaz-acaba Sizleri hiç mi ilgilendirmiyor ki,Sesiniz/sedanız çıkmıyor;Bunları iş yerlerinizde istihdam ederek-Sosyal sorumluluğunuzun-rol ve misyonu da hayata geçirmek istemez misiniz? Çünkü,toplumsal sorunları;Her şeyi devletten bekleyerek- asla ve kat’a-çözemezsinizSizin de adım atmanız,sorumluluk üstlenmeniz ve işin bir ucundan tutmanız gerekmez mi?

-Ya Sizler,dillerini-Toplumun katmanlarına- kati tercümanı ahkam yapan sözde İlim Ve İrfan erbabı-Sosyal Ve Siyasal Bilimciler,Yazarlar,Çizerler, Aktörler,Aktrisler Ve bilumum toplum bilimciler-Sizler nerdesiniz;cami cemaati de sosyal bir halk katmanı değil mi,Sizleri asla ilgilendirmiyor mu?
-Ya Ülkemin bu gününü yok sayarak,erteleyip/öteleyerek ve yaşadığı çağa da sığmayarak ha bire-Çağ atlayarak- bize de uzak çağları(2053’leri,2071’leri)hedef gösteren akil,cevval ve vicdanlı/Siyasal yöneticileri;Sizler nerdesiniz?
Bilesiniz ki..
Evet..
Biz durmadan Çağ atlıyoruz,lakin;Bir yanımız da hep karanlıkta kalıyor-Bari bunu unutmayınız..

SON/SÖZ;

Görülmüştür ki!

“Sosyal travmalar,Siyasal travmaların bir sonucudur;İnsan ve ihsan eksenli siyasal bir sistem inşa ve ihya edilmedikçe,sosyal travmalar da nüksetmeye ve habis bir ur gibi yayılarak bütün toplumu sarmaya ve onu kemirip/-eriterek yok etmeye devam edecektir..”

O halde!

“İnsanı yaşat ki,devlet yaşasın!”(Şeyh EDEBALİ)

Sevgilerimle…

 

Bu Haberi Gördünmü!

SAPMAK,SAPIK VE SAPIKLIK..

YAZ! “Önce akdut,karadut-Urmud’uyla gelir yaz; Sonra sarar bir umut;Çıkar karpuzla kiraz, Başaklar sarardıkça,ūzūmū sarar bir …