Mü’min Olmanın Şartları

Mü’min olmak için nelere inanmak gerektiğinin Kur’an’da nasıl ifade edildiğini nakletmeden önce, imanın tanımını bilmek faydalı olacaktır.

İman kelimesinin sözlük anlamı: Bir şeyi veya bir sözü doğrulamak, içten gelerek benimsemek, şüpheye yer vermeden inanmak.

İman kelimesinin terim anlamı: Allah’ın varlığını ve Hz. Muhammed (s.a.v.) in Allah’ın elçisi olduğunu kabul etmek, ayrıca Hz. Muhammed’in elçilik göreviyle Allah’tan alıp insanlara bildirdiği dini bilgi ve hükümleri, hiçbir baskı ve zorlama olmadan, içten gelerek, kalbiyle tasdik etmektir. imanın yeri kalptir. Kalbiyle tasdik eden kişi, inanmış olur

Mü’min olmak için nelere inanmak gerektiği Kur’an-ı Kerim’de şu ayetlerle ifade edilmektedir:

Şu ayet-i kerimede imanın ilk dört şartı bir arada zikredilmiştir:

“Peygamber, Rabbi tarafından kendisine indirilene iman etti, müminler de (iman ettiler). Her biri Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler. «Allah’ın peygamberlerinden hiçbiri arasında ayırım yapmayız. İşittik, itaat ettik. Ey Rabbimiz, affına sığındık! Dönüş sanadır» dediler.” (Bakara-285) Bu ayette, mü’minlerin iman etme hususunda peygamberler arasında ayrım yapmadıkları, yani hepsine inandıkları da açıklanmaktadır.

Kur’an-ı Kerim’de imanın beş şartı bir arada şu iki ayette zikredilmiştir:

1-“… Asıl iyi olan kimse, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaba, peygambere inanandır.” (2.Bakara–77)

2-“… Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse, şüphesiz derin bir sapıklığa sapmıştır.” (4.Nisa–136)

Kur’an Ayetleri Işığında Kadere İman:

Kader konusu ile ilgili ayetlerin, kaderle ilgilerini anlayabilmek için ayetlerden önce, kaza ve kaderin tanımını bilmek gerekir.

Kaderin sözlük anlamı: Ölçü, miktar, tayin, tahsis, belirleme, belli ölçülere göre yapmak.

Kaderin terim anlamı: Allah’ın ezelden ebede kadar olmuş ve olacak bütün işlerin zamanını, yerini, kapsamını, niteliklerini ezeli ilmiyle bilmesi ve her şeyi olacağı şekilde tespit, takdir ve tahdit etmesi (sınırlaması)dir.

Kaza’nın sözlük anlamı: Hüküm, emir, beyan, bitirme, yaratma, bir söz veya işi yerine getirme demek.

Kaza’nın terim anlamı: Allah’ın ezeli ilmiyle zamanını, yerini ve kapsamını bildiği işlerin; vakti gelince Allah’ın tespit, takdir ve tahdidine (sınırlamasına) uygun olarak meydana gelmesidir.

Kader konusu ile ilgili olan bazı ayetler ve kısa açıklamaları şöyledir:

1-“Her dişinin neye gebe kalacağını, rahimlerin neyi eksik, neyi ziyade edeceğini Allah bilir. Onun katında her şey ölçü iledir.” (13.Ra’d-8) Her oluşum, Allah’ın bilgisi ve takdiri dahilinde olmaktadır.

2-“…ardından da seni ciddi sınavlardan geçirmiştik. Bu sebeple yıllarca Medyen halkının arasında kaldın. Sonra mukadder olduğu üzere buraya geldin ey Musa!” (20.Ta-ha–40) Ayette Hz. Musa’nın ilahi takdir gereği peygamberlik mertebesine ulaştırıldığı anlatılmaktadır. Ayeti, Hz. Musa’nın peygamberlik görevi için takdir edilmiş güne ulaştırıldığı şeklinde anlamak da mümkündür. Her iki halde de Allah’ın tayin, tahsis ve takdiri söz konusudur.

3- “Göklerin ve yerin mülkü O’nundur. O, bir çocuk edinmemiştir. Mülkünde ortağı yoktur. Her şeyi yaratmış, ona ölçü, biçim ve düzen vermiştir.” (25.Furkan–2) Bu ayet-i kerimede Allah’ın her şeyin mukadderatını tayin ettiği açık bir şekilde ifade edilmektedir.

4-“… Allah’ın emri mutlaka yerine gelecek, yazılmış bir kaderdir.” (33.Ahzab-38) Allah’ın yazılmış kader olan emirleri vardır.

 5-“Biz, her şeyi bir ölçüye göre yarattık.” (54.Kamer–49) Bu ayette “kader” kelimesi geçmektedir.

6-“Aranızda ölümü takdir eden biziz, önüne geçilebileceklerden değiliz.” (56.Vakıa–60) Bu ayet-i kerimeden ölümün de Allah tarafından takdir edildiği anlaşılmaktadır.

 7-“Yeryüzünde vuku bulan ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta yazılmış olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a göre kolaydır.” (57.Hadid–22) Bu ayette, başımıza gelen her musibetin bir kitapta yazılı olduğu haber verilmektedir.

8-“(Fakat Lût’un) karısı müstesna; biz onun geri kalanlardan olmasını takdir ettik.” (56.Vakıa-60) Takdir eden Allah’tır.

9-“O, (her şeyi) ölçüyle yapıp yönlendirendir.” (87.A’la-3) Allah, her şeyi belli bir ölçüye göre takdir etmektedir.

10-“Güneş, kendisi için belirlenen yerde akar (döner). İşte bu, azîz ve alîm olan Allah’ın takdiridir.” (36.Yasin-38) Allah’ın takdir sahibi olduğu net olarak anlaşılmaktadır.

11-“Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. …” (2.Bakara-286) Allah’ın takdir sahibi olması, kullarını güçlerinin yetmeyeceği şeylerden sorumlu tutacağı anlamına gelmez.

12-“Her insanın amelini (veya kaderini) boynuna bağladık. İnsan için kıyamet gününde, açılmış olarak önüne konacak bir kitap çıkarırız.” (17.İsra-13) İnsan, haşr olduğunda, hesabı görülmek üzere, dünyada iken kendi iradesiyle işlediği kaderindeki amellerden oluşan amel defteri kendisine verilecektir. Kader, insanların işledikleri fiilleri, yapmak zorunda olmaları değildir. İnsan, yapacağı işlere özgür iradesi ile karar verir. Allah’ın tek yaratıcı olması, insanın yaptıklarından sorumlu olmadığı anlamına gelmez. İnsan yaptığı işleri yarattığı için değil, o işleri yapmayı özgür iradesi ile istediği ve tercihini o yönde kullandığı için sorumlu olur.

13-“Yeryüzünde vuku bulan ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta yazılmış olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a göre kolaydır.” (57.Hadid-22) Allah’ın olacak her şeyi yaratılmadan önce bir kitapta yazmış olması, elbette kaderdir. Allah’ın, olacak şeyleri önceden bilip yazmış olması, insanın yaptığı hataları işlemek zorunda olduğu anlamına gelmez. Her türlü noksan sıfattan münezzeh olan Yüce Allah’ın, ileride yaratacağı işleri ezeli ilmiyle bilmemesi, bir şeyi sonradan öğrenip ne yapacağına sonradan karar vermesi mümkün değildir.

14-“Gaybın anahtarları Allah’ın yanındadır; onları O’ndan başkası bilmez. O, karada ve denizde ne varsa bilir; O’nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez. O yerin karanlıkları içindeki tek bir taneyi dahi bilir. Yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır.” (6.En’am-59) Allah’ın bilgisi dışında bir yaprak bile düşmediğine ve yaş ve kuru ne varsa hepsi bir kitapta bulunduğuna göre kaderin varlığını inkâr etmek asla mümkün değildir.

15-“De ki: Allah’ın bizim için yazdığından başkası bize asla erişmez. O bizim mevlâmızdır. Onun için müminler yalnız Allah’a dayanıp güvensinler.” (9.Tövbe-51) Allah’ın zamanını, mekânını ve kapsamını tespit, takdir ve tahdit etmediği bir iş yoktur.

Kaderin ne olduğunu bilerek yukarıdaki on beş ayeti okuduktan sonra, kadere iman konusunda bir şüphe taşımak mümkün değildir.

Mü’min olmak için nelere inanmak gerektiği, Hz. Muhammed (s.a.v.) tarafından, meşhur Cibril hadisinde “İman nedir?” sorusuna cevap olarak, yukarıdaki ayetlerin bir özeti mahiyetinde, şöyle ifade edilmiştir:

“Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine iman etmendir.” (Buhari, İman-1, Müslim, İman-1)

Allah (C.C.), hepimize son nefesimize kadar gerçek mü’minler olmayı nasip etsin. Amin!

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu Haberi Gördünmü!

Hileli Boşanma

1 Bir kişi, yurt dışına gidebilmek veya ölen kayın babasının maaşını hanımına bağlatmak gibi sebeplerle, …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir