“NATO İsrail’in Güdümünde”

Mısır olmak üzere ve komşu ülkelerde sıkıntılı bir süreç yaşandığını söyleyen Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Adıyaman Şube Başkanı Bedrettin Beyazkaya, “Masum birinin haksız yere öldürülmesi karşısında tepkisiz kalmak insanlıktan nasibin alınmadığının bir göstergesidir” dedi.

“Bu sıkıntıların belirli dönemlerde ülkemizde de acı verici yansımaları görülmektedir” diyen Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Adıyaman Şube Başkanı Bedrettin Beyazkaya, “Masum insanların kanının döküldüğü, geriye dönük telafisi olmayan kayıpların yaşadığı bu olayların tesadüfî gelişmeler olduğunu düşünmek olup biteni okuyamamaktır” dedi.

“Mısır’da durum tarafların silahlı mücadelesi değildir”

AGD Adıyaman Şube Başkanı Bedrettin Beyazkaya sözlerine şöyle başladı; “Masum birinin haksız yere öldürülmesi karşısında tepkisiz kalmak insanlıktan nasibin alınmadığının bir göstergesidir. Mısır’da darbe yönetimin gerçekleştirdiği katliamı lanetliyoruz, Irak’ta gerçekleşen bombalama olaylarının arkasındaki odakları lanetliyoruz. Aynı şekilde Suriye’deki kanlı süreci tezgâhlayanları da lanetliyoruz.Bu bölgenin bazı ülkelerinin yöneticileri Suriye meselesinde özgürlük adına muhalif grupları silahlandırmaya varan boyutlarda desteklerlerken aynı ülkelerin yöneticilerinin Mısır’da darbecilerden yana tavır takınması süreci en başından itibaren hem endişeli hem de dikkatli bir şekilde takip eden bizleri şaşırtmamaktadır. Çünkü biz bölgede işletilen kanlı sürecin ırkçı emperyalizmin bir oyunu olduğunun idrakindeyiz. Taşeron yöneticilerin de bir tutarlılık gözetmeksizin kendilerinden istenileni yaptığı aşikârdır. Topraklarında bulundurduğu NATO üsleri, patriot rampaları ve füze kalkanı ile Türkiye’nin batının çıkarlarını bölge ülkelerine karşı koruma potansiyeli taşıdığını da kimse inkâr edemez. Bunu görmezden gelerek bölgenin diğer bazı ülkelerini işbirlikçi olmakla suçlamak ve olup bitenlerin asıl odağı olan ABD, AB ve İsrail’e karşı cılız tepkiler vermek doğru bir tavır değildir. Suriye’de bu zamana kadar yüz bini aşkın insanın ölümüne sebep olan sürecin tek kazanının İsrail olduğu açıktır. Bu insanların ölümü karşısında barışa dair çaba sarf etme yerine tarafları kışkırtmaya yönelik politikalar üretmek ancak ırkçı emperyalizme hizmeti gaye edinenlerin yoludur. Mısır’da durum tarafların silahlı mücadelesi değildir. Irkçı emperyalizmin kuklası Sisi savunmasız halka karşı bizzat dünyanın gözü önünde bir katliam yürütmektedir. Mısır’da darbeyi ve katliamı lanetliyoruz, Suriye’de masum insanların ölümüne sebep olan tüm odakları kınıyoruz ve tarafları silah bırakmaya çağırıyoruz, Irak’ta masum insanların yaşamını yitirmesine sebep olan saldırıların arkasındaki kin ve nefreti insanlıktan nasibi olmayanlara addediyoruz.Yine Suriye’de aralarında çok sayıda çocuğunda olduğu bini aşkın insanın ölümüne sebep olan saldırıyı aynı şekilde lanetliyoruz. Türkiye ve İran’ın bölge ülkelerini de yanlarına alarak çözüm ve onarım gayesiyle birlikte hareket ederek akan kanı, dökülen gözyaşını ve süren katliamları durdurabileceklerine inanıyoruz. Mezhepçilik ve ırkçılık bu bölgeye huzur getirmez. Aynı şekilde ırkçı emperyalizmin ve ırkçı emperyalizme ait değerlerin bu bölge insanına zerrece faydası da olmayacaktır.”

İslam coğrafyası sömürüye açık bir hal almıştır”

“Anadolu Gençlik Derneği mensupları olarak tüm kalbimize bu sürecin ırkçı emperyalizmin tasarladığı şekilde neticelenmeyeceğine inanıyoruz” diyerek sözlerine devam eden AGD Adıyaman Şube Başkanı Bedrettin Beyazkaya şöyle dedi; “Bunun da yolu adil bir düzene dayan İslam Birliğini kurmaktır. Gecemizi gündüzümüze katarak hangi renkten, ırktan ve dinden olursa olsun tüm insanların insanca yaşayabileceği yeni bir dünya için mücadelemize devam ediyoruz. Müslüman gencin görevi yeryüzünde doğrunun, iyinin, faydalının ve adil olanın tesis edilmesi için mücadele etmektir. Bu mücadele yapılmazsa yeryüzü fesada boğulur. Nesil ve ekin bozulur. Dökülen kanın, akan gözyaşının, yitirilen insanların hesabı tutulamaz. Birinci Dünya Savaşı Osmanlı’nın tasfiyesi ile sonuçlanmış, İslam coğrafyası sömürüye açık bir hal almıştır. Birinci Dünya Savaşının akabinde uluslararası ilişkilerde sözde barışı ve güveni sağlamak, adaleti ve onuru korumak amacıyla kurulan Milletler Cemiyeti bir yandan insan haklarından dem vururken diğer taraftan sömürgeciliğe çanak tutmuş, İkinci Dünya Savaşına giden yolun adeta hazırlayıcısı olmuştur. İkinci Dünya Savaşı ise Osmanlı’nın tasfiyesi ile sömürüye açılmış İslam Coğrafyasının parçalanmışlığından istifade ederek tüm Müslümanlarca kutsal olan Filistin topraklarının İsrail tarafından işgaline zemin hazırlamıştır. İkinci Dünya Savaşının akabinde kurulan Birleşmiş Milletlerin ise zaten ABD, İngiltere, Fransa, SSCB ve Çin’in ayrıcalıklı bir statüde olmasıyla en başından itibaren eşitliksizlik üzerine bina edildiği aşikârdır. Kuruluşundan bu zamana yaklaşık yetmiş yıl geçen Birleşmiş Milletler Müslümanların kanayan bir yarasına merhem olamazken İsrail’i meşrulaştırmanın ötesinde de bir fonksiyon icra etmemiştir. İsrail bayrağındaki Siyon yıldızı ve iki mavi çizgi Fırat ve Nil nehirlerini ve aradaki Arz-ı Mevud topraklarını sembolize etmektedir.  İşgalci İsrail dünyada sınırları belli olmayan tek devlettir. Bir tezgâh olduğu apaçık belli olan 11 Eylül saldırılarının ardından o döenmde ABD Dışişleri Bakanlığı görevinde bulunan Condoleezza Rice, 7 Ağustos 2003 tarihinde Washington Post gazetesinde yayınlanan yazısında Endonezya’dan Fas’a 22 ülkenin haritasının değişeceğini belirtmişti. Sözde bu coğrafyaya demokrasi, insan hakları ve özgürlükler getireceklerdi. Gerçekte yaptıkları ise her bir İslam ülkesini İsrail için kolay lokma haline getirmek oldu. ABD’nin Irak’a müdahalesinin üzerinden on yıl geçmiştir. Bu müdahale esnasında bir buçuk milyon Müslüman yaşamını yitirmiştir. Irak fiilen üçe bölünmüştür. Müdahalenin ardından on yıl geçmiş buna karşın Irak’ta barış ve güvenlik ortamı tesis edilememiştir. Patlayan bombalarla her ay bin kadar kişinin ölümü adeta otomatiğe bağlanmıştır. Suriye karıştırılmış, yüz binden fazla insanın ölümüne neden olan olayların önüne geçilememiştir. Her iki Suriyeliden biri mülteci durumuna düşmüştür.”

“İsrail her zaman olduğu gibi küstah ve şımarıktır”

Mısır’da seçimle iş başına gelen Mursi’nin darbe ile devrilmesine seyirci kalındığını ifade eden Başkan Bedrettin Beyazkaya, şunları kaydetti; “Afganistan’da, Pakistan’da, Yemen’de, Lübnan’da bombalar patlamaya devam etmektedir.Libya kırk parçaya bölünmüş gibidir.Tunus siyasi cinayetlerle sarsılmaktadır. Fransa işgali altındaki Mali’de yaşam her geçen gün biraz daha güçleşmektedir. Bangladeş yönetimin Müslüman halka baskıları devam etmektedir. Burma yönetimi Arakanlı Müslümanları canlı canlı yakarak öldürmeye devam etmektedir.Filistin halkının bir bölümü Gazze Şeridi’nde, bir bölümü Batı Şeria’da her gün işgalci İsrail’in tacizi altında yaşamaktadır. Doğu Türkistan Müslümanları Çin yönetiminin baskısı altındadır. Tüm bu sıkıntılar yaşanırken Birleşmiş Milletler bir aksesuar gibidir. NATO, İsrail’in güdümündedir. İsrail her zaman olduğu gibi küstah ve şımarıktır. Diğer yandan yedi milyar insanın yaşadığı bu gezegende yaklaşık bir milyar insan her gece aç yatmaktadır. Her altı saniyede bir, bir çocuk açlık nedeniyle ölmektedir. Her dört saniyede bir, bir insan savaş nedeniyle mülteci durumuna düşmektedir. Sağlıklı içme suyundan mahrum bir buçuk milyar insan vardır. İki milyar insan yoksulluk sınırın altında sefalet içerisinde yaşamaya çalışıyor. Her gün 30 bin çocuk tamamen önlenebilir hastalıklardan dolayı ölüyor. Yaklaşık 900 milyon genç okuma yazma bilmiyor. Çoğu Müslümanların yaşadığı 68 ülkede 110 milyon kara mayını kurbanlarını bekliyor. Yine bu gezegende en zengin 5 kişinin toplam serveti yaklaşık 260 milyar dolar.Sadece gelişmiş 6 ülkede kedi köpek maması için 1 yılda harcanan miktar 32 milyar dolar. Kozmetik sektöründe 1 yılda harcanan miktar 70 milyar Dolar. En fakir 20 ülkenin borçlarının toplamı 6 milyar Dolar. Dünya üretiminin sadece yüzde biri tüm dünyadaki fakirliğin kalkmasına yetecek kadardır. İslam coğrafyasında her gün bombalar patlarken, kan dökülürken, gözyaşı akarken ve insanlarımızı yitirirken Müslüman gençlerin önceliği ne olmalıdır? Yeryüzündeki her 7 insandan 1’i aç yatarken ve her 7 insandan 2’si sefalet içerisinde yaşamaya çalışırken Müslüman gençlerin önceliği ne olmalıdır? Her 6 saniyede 1 çocuk açlıktan ölürken ve 4 saniyede 1 insan mülteci durumuna düşerken Müslüman gençlerin önceliği ne olmalıdır? Irkçılık, bölgecilik ve mezhepçilik yapmayacağız.Irkçılık, bölgecilik ve mezhepçilik hastalığı İslam coğrafyasını İsrail için kolay lokma haline getirir. Irak’ta patlayan bombaların, Suriye’de yaşanan savaşın, Mısır’da yapılan darbenin arkasında ırkçı emperyalizm vardır. Siyonizm vardır. Suriye’de tek kazanan maalesef İsrail’dir.  Mısır’daki darbe İsrail’in varlığını teminat altına almak içindir. Müslümanların birbirleriyle cepheleşmesinin, kamplaşmasının kime ne faydası var? Allah yolunda yürüyenler ve İslam düşmanlarına karşı birlik olanlar kardeştirler. Müslüman genç feraset sahibi olacaktır. Enerjisini farkında olmadan Siyonizm’e hizmete harcamayacaktır.  Kuklacıya değil de kuklalara alınan tavır enerji kaybıdır. Surete değil de gölgeye alınan tavır enerji kaybıdır. Atacağımız her adım, yapacağımız her iş bizi İslam Birliğine götürmek üzere olsun. Yeni ayrılıklar, yeni yaralar açacak işlere girişmeyelim. Mezhep çatışmaları emperyalizmin ekmeğine yağ sürer. Emperyalizm ipi ile kuyuya inilmez. Kimlerle birlikte olduğumuza, tavrımızın kimleri sevindirdiğine, kimleri üzdüğüne dikkat edeceğiz. Bu ABD, AB ve İsrail üçlüsü hangi İslam ülkesine adalet, refah ve huzur getirmiş? Bunlarla birlikte hareket eden bir Müslüman topluluk öteki Müslümanlara en büyük kötülüğü yapar. Kendileri de zulmedenlerden olur. Bize düşen zulme meyleden yöneticilerimizi en güzel şekilde uyarmaktır.”

Haber: Ömer Karakuş

Bu Haberi Gördünmü!

Çiftçilere süt sağma makineleri dağıtıldı 

Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesinde hayvan üreticilerine modern süt sağma makinelerinin dağıtımı yapıldı. GAP Eylem Planı kapsamında …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir