Ne Yapsak…  

 

Bademler çiçek açtı, soğukların pusuya yattığını unutarak.

Daha kış aylarındayız. Cemrelerin hepsi düşmedi ama sabırsız badem ağaçları çiçek açtı.

Badem çiçeklerine bakıp, sevinsek mi, ya da pusudaki soğuk’un ortaya çıkacağı günü kaygıyla beklesek mi, netsek neyleysek inanın bilemiyorum.

Pusudaki tehlikeleri azımsayarak, bizde ülkenin “baharı” yaşadığı algısını yaratıyorlar.

Zor ve sıkıntılı bir dönemden geçiyoruz, Allah sonumuzu hayreyliye!

Adıyaman’ı ve sorunlarını dert edinen yazarları okuyorum.

Kimi atıl kalan kamu yatırımlarını mesela otogar’ı, kimi bir karmaşaya dönüşmüş il içi trafik düzenini yazıyor.

Düzeliyor mu, sanmıyorum.

Düzelme ihtimali var mı, çok da ümitli değilim!

Daha önceki yazılarımda, başka arkadaşların yazılarında “uydu kent” projesi gündeme getirildi.

Şehir merkezinden ötede, şehrin periferinde uydu kentler oluşturulmalı, orada oturan insanlar zorunluluk olmadan şehre inmemeliler ve böylece birçok araç şehir içi trafiğinden çekilmiş olur, bu şehir trafiğine anlamlı bir rahatlama getirir dendi/dedik.

Bu konuya sağır kaldılar.

Şehrin bazı mahallelerinin alt yapısı eksik dedik, duyan olmadı.

Daha birçok şey dedim/dedik, yaprak kıpırdadı, yetkililerde ne bir ses, ne de bir nefes var!

Bu işlerin peşini bıraksak, görevimizi yapmamış olacağız. Söylemeye, yazmaya devam etsek, boşa kürek sallamış olacağız/oluyoruz diye bir hisse kapılıyoruz.

Eksikleri gideren yok.

Eksikleri gidermek için çalışma başlatan yok.

Yetkili kurumlarda “gürültü” çok, icraat yok.

İcraat için güç belli değil, istek yok.

Bizim de, elimizi başımıza koyup düşünmekten başka yapabileceğimiz yok!

Bu Haberi Gördünmü!

Anız Yakan Geleceğini Yakar

Havaların sıcaklığı yangınları, yangınlar bir tahribatı, bir yıkımı tetikliyor. Ateş-yangın en büyük yok edicidir. Ateş, …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir