NOSTALJİK BİR ANIMSA(T)MA/TUZ HANI SENDROMU..

 
.  
“Aşkın ham bir meyvesiydim;Olmaya geldim dünyaya,

Ben’le Hakkım Ve haddimi;Bulmaya geldim dünyaya..”

 

Bu konuyu kaç kez yazdığımı-inanın ki-ben de bilmiyorum,lakin ele aldığımız bir iş sonlanıncaya kadar da onu sürekli-yazıp ilgililere-anımsatmak-görevimizdir,ki;Ben de onu yapıyorum..

Çünkü..

Adıyaman İl Özel İdaresi tarafından başlanan-Tuz Hanı Restorasyonu-başlandığı  gibi hala duruyor;Kağıt üzerinde kalan birkaç rutin işlem dışında..

Evet..
Tuz Hanı,diğer bir deyişle de “Adıyaman’ın geçmişinde kalan bir çok İş ve İşlevine ev sahibi olarak-tanıklık da etmiş olan tarihi -Mehmet AĞA- Hanı” Adıyaman Valiliği ve İl Özel İdaresi tarafından yapılmak istenen “ÇEVRESEL RESTORASYON’U” akim kaldığından,çevresinde mukim Adıyaman esnafını bir açmazla karşı-karşıya bırakmıştır..

Gelişmelere baktığımızda;Bu işin başlangıcında,Tuz Hanına sahip Mehmet AĞA murislerinden bir çoğunun kendi hisselerini bedelsiz olarak“AdıyamanValiği/İl Özel İdaresi’ne” verdiklerini, Hanın diğer hissedarlarıyla Han’ı çevreleyen İş yeri sahiplerinin hisseleri için de İl Özel İdaresinin”2942 Sayılı yasa gereğince-Kamu yararı kararı ile ona istinaden” Kamulaştırma kararı aldığını ve kamulaştırma işlemini başlatarak-süreci sonlandırdığını görürüz..

Buraya kadar her şey “İdari ve yasal prosedürünün genel kuralları çerçevesinde” doğru ve uygun yapılmıştır.Ancak,bu doğru ve yerinde olan işlem yapılırken,mağdur olabilecek esnafın da pek dikkate alınmadığı ya da alınmak istemediği de doğrudur..

Yapılacak restorasyondan amaç eğer gerçekten de “Turistik/Çevresel” bir mekan hazırlamak ve onu toplumun yararına açmaksa,o zaman mekandaki toplam mülkiyetin (KAMULAŞTIRILARAK)kamu’da ya da (HAK SAHİPLERİNİN UHDESİNDE KALARAK)özel mülkiyette olup/olmamasının hiç ama,hiç bir önemi yoktur ve olamaz da..
Tekrar sormak gereği duyuyorum ki;Amaç o alanı aslına uygun restore ederek-Adıyaman’a çağdaş ve güzel bir dinlence ve ticaret mekanı oluşturmak ve hizmete sunmaksa;Benim (şahsi tercihim her ne kadar özel sektör tarafından yapılması yönünde ise de..)bunun devlet ya da özel sektör eliyle yapılıp/yapılmamasının hiç bir önemi yoktur..

Genel hizmetsel bir işin özel sektör ile müteşebbisi eliyle yapılmasını şunun için tercih ediyorum.. Birincisi;devlet yaptığı bir çok hizmetsel iş ve İşletmeyi sonradan özel sektöre kiralıyor ya da devrederek-içinden çıkıyor..Aslında doğru olan da budur. .İkinciside;devlet,artık özel sektörün yaptığı iş ve işlevlerden çekilmeli ve zaten,kendisi kalkınmış-modern bir devletin-atıl olan varlıklarını özel sektöre devrederek-piyasadan çekilmesi de gerekmez mi?..
Ve Zaten devletimiz de son yıllarda genellikle bunu”ÖZELLEŞTİRME YAPARAK, VASFINI YİTİRMİŞ ORMAN ALANLARINI SATIŞA SUNARAK, BİNALARININ ALTINDA VE ETRAFINDAKİ İŞYERLERİNİ KİRAYA VEREREK YA DA SATARAK” YAPMIYOR MU?

Yani,Sizler de buraları “sahipleri olan esnaftan,Onları işsiz/aşsız bırakıp-mağdur edip”alarak-İmar ve inşa ettikten -sonradan onu”Muğlak bir sanal bedel üzerinden”  eğer başka-başka esnaflara kiralayacaksanız,biliniz ki- yapılacak bu işinizin belki doğru ve yerinde bir hukuki boyutu olabilir ama,onu  insani/toplumsal boyutunun olabileceğini asla ve asla düşünmüyorum-zira, bunun insani ve vicdani bir yönü yok ve olmayacaktır..

O zaman şunu sormak gerekir;
Geliniz zaman henüz geç olmadan,yani esnaf henüz tamamen mağdur edilmemişken,her kesin hissesi kendi uhdesinde kalmak ve bırakılmak suretiyle“restorasyonu-devlet,halk ve millet işbirliğiyle” esnafla birlikte yaparak-hayata geçiriniz!
Yapılacak işten dolayı harcanacak parasal kaynağını da “her kesin hissesine göre belirleyerek” tahsil etmenin alt yapısını şimdiden hazırlayın ve uygulamaya geçiniz!

Bu işi başlatan Adıyaman Valiliği ile İl Özel İdaresi yetkililerini, bu güzel eylemlerinden dolayı kutluyorum ancak,ileride bu anlamlı eyleme Adıyaman esnafının mağduriyet gölgesinin de düşebileceğinin derin kaygısını da taşıyarak,
Şunu da anımsatmalıyım ki;Tuz Hanının çevresiyle beraber-bir bütünlük içerisinde restore edilerek, Adıyaman’ın geleneksel kültüryle de örtüşecek şekilde Turizm ve Dinlence alanına tahsis edilmesini en çok ben istiyorum..Ama,yapılacak bu oluşuma esas katkı yapacak olan yılların deneyimli esnafını mağdur ve mazlum ederek değil..

Şimdilik bu kadar..
Bu konudaki son sözümü henüz söylemedim..
Bekleyip/göreceğim..
NOT;Başta “Adıyaman Milletvekilleri olmak üzere,BelediyeBaşkanını, STK Başkanlarını, Yerel Basını ve Adıyaman Halkını” bu işe duyarlı olmaya”Enaf ve ilgililerle görüşerek” gereğini yapmaya davet ediyorum..
Zira; yapılacak iş sadece Tuz Hanı ile bir kaç esnafı değil,hem bundan böyle yapılacak benzer İş ve İşlevlere ve hem de komşu İllere örnek olabilecek çok önemli bir toplumsal hizmet ve ticaret alanı olacaktır..

Çünkü biz;Adıyaman Ve insanını seviyor,içine düşmüş olduğu derin çıkmazı da çok iyi biliyoruz..

“Alın teri/göz nurunu kimsenin atıl bırakıp/kurutmaya hakkı yoktur!”

 ALINTERİ..                                                                                                       ŞAfak’ta yollarda açılır gözüm;

Yüzüme vurdukça zemheri yeli,

Çalışır bedenim-gerilir Közüm,

Silah’a (koy) veren fişek misali..

 

Emeğe aktıkça alnımın teri;

Rahmet ve bereket olur bedeli,

Boy verir ürünüm sarar her yeri;

İnsan’a (soy) veren-kuşak misali..

 

Sebile gelince ekmeğim-aşım;

Gaipten uzanır bana dost eli,

Sanki göğe değer bu dertli başım;   

Hasat’a (boy)veren başak misali;

 

İnsanı sardıkça emeğim/varım;

Ruhumdan dökülür-sanki nur seli,

O zaman serilir gönül ambarım;

Hünkara (toy) veren döşek misali..(İHB/Aralık.2011)

 

 

Geçen gün de yazdık ki;Adıyaman İl Özel İdaresi tarafından –Restorasyonu-yapılmak üzere kamulaştırılmak istenen Tuz Hanı’na mücavir olan esnaf rahatsız ve mutsuz .

Bunun nedeni Tuz Han’ının restorasyon işlemine tabi tutulmasına değil,onunla beraber,Tuz Hanının bir eklentisi konumunda olan kendi özel mülkiyetlerindeki işyerlerinin de yapılacak kamulaştırmaya tabi tutulmalarıdır..

Esnaf diyor ki;Bizler Tuz Hanı ile beraber işyerlerimizin de “Restorasyona” tabi tutulmasına karşı değiliz..                                                                                                         İsteniyorsa,Tuz Hanı ile birlikte işyerlerimiz de, bedeli bizlerden alınmak suretiyle restore edilsin,ancak özel mülkiyetimizde olan işyerlerimiz kamulaştırılmadan..                                                                                                                        Zira ”komşu İllerimiz –Şanlıurfa,Gaziantep ve Kahramanmaraş-” ta uygulama dediğimiz şekilde yapılmıştır!”diyorlar..

Bence,komşu illerde yapılan uygulamanın hiçbir önemi yok..                                                                                                                                                   Önemli olan şudur;Amacınız; Üzüm yemek mi,bağcı dövmek mi?!

Eğer amaç üzüm yemekse;yani Tuz Hanını çevresiyle beraber restore ederek-çağdaş ve uygar bir ticaret ve dinlence mekanı haline getirmekse,bunu-özel mülkiyetteki işyerlerini ve hatta Tuz Han’ını bile kamulaştırmadan yapmanız mümkündür..

Devler Erki olarak “devlet/halk-millet” koordinasyonunu sağlar ve yöneterek-bunu yapar ve bedelini de maliklerden alırsınız.

 

Şüphesiz ki,Ak Parti Hükümetleri tarafından uygulamaya konularak yapılan- özelleştirme -örneklerinden de dersler çıkarabilmişseniz.

Burarda aklımın almadığı ve alamayacağı şey de;Ak parti Hükümetleri özelleştirmeye çok önem ve ağırlık vererek-biran önce devletin elindeki değerleri çıkarmaya çalışırken, neden İl Özel İdareleri hala geleneksel reflekslerinden  kurtulamayarak-kamulaştırma yoluyla mal edinmeyle uğraşırlar.Zaten İl Özel İdarelerine ait bir çok taşınmazın da hala kirada olduğu bir gerçek değil mi?

O halde kamulaştırma yaparak-mal edinmenin gayesi ne?

Efendim,biz sade yurttaşın bir araya gelerek-yapamadığı ve yapacağına da inanmadığımız bir ÇEVRESEL ALAN RESTORASYONU’NU kamu yararına- imar ve inşa ederek-kamuya sunmak istiyoruz.Bunun neresi kötü?.

Bu tespite eyvallah-buna sadece şapka çıkarılır..Ancak,bunu yaparken esnafı da düşünmek gerekmez mi?

Diyelim ki;Kamulaştırma işlemini sonlandırarak-Restorasyona başlayıp-onu da ikmal ettiniz. Sonra oluşturduğunuz mekanı birilerine kiraya vermeyecek misiniz?

İşte ayrıldığımız tek nokta da burasıdır

Biz diyoruz ki;İşyerlerini kamulaştırmadan da bu işlemi yapar ve hizmete-sunabilirsiniz..        O zaman da,her işyeri sahibi kendi işyerinde kendi işini, yada varsa önerdiğiniz bir işi yapmak üzere yerleşir ve faaliyetine devam eder..Malik olduğunuz alanı da ihale ederek-taliplisine verirsiniz-olur/biter.

Bu manada;30 yıl önceki bir darbenin gölgesinde çıkmış bir kamulaştırma Yasasının da artık günümüz gerçeğiyle örtüşüp/uyuşmadığını kabul etmemiz gerekiyor..

Yani;                                                                                                                                             Bence çağdaş bir İl Özel İdare erkinin de artık-mal almak,bina yapmak ve onu kiralamak- alanından hızla çekilerek-elindeki kaynağıyla “Kırsal Kalkınma Alanına” yönlendirilerek-yönelmesi gerekir..

 

SON/SÖZ; .

Bence,Bu kafa,Başbakan Sayın Tayip ERDOĞAN’IN ufkundan şekillenen Ak Parti İktidarlarının devrimci/reformcu kimliğiyle asla örtüşüp/uyuşmuyor.

Radikal bir şekilde çağa uyarlanmak üzere değiştirilip/güncellenmesi gerekir..

Sevgilerimle…

 

Bu Haberi Gördünmü!

ŞİİR PAZARI ŞİİRLERİ/TESBİHAT..

“Aşktır benim hakikatim;Bulmaya geldim dünyaya!” TESBİHAT Hangi Şey’e baksam seni görürüm Subhan’u-Elhamd’u-Allah’u Ekber O Şey’e …