NOSTALJİK YANSIMALAR

PİR GİDER İKRARI KALIR

“Arkadaş;Birlikte yürüdüğün kişidir,
Dost ise;Bazen üstünde yürüdüğün,bazen de üstünde yürüttüğün kişidir..”

Dost edinmek kolay değil;

Bini gelir, biri kalır,

Biri tutmak kolay değil;
O da gider, kiri kalır..

Boş ver usta, giden- gitsin;
Varı gider, zarı kalır,
Varsın muhabbeti bitsin;
Hatırası diri kalır..

Dost, gözünün feri değil;
Tutamazsın-satamazsın,
Bedeninin teri değil;
Sıkamazsın-atamazsın.

Gelen sende “bir kez” doğar;
Varlığında sırrı kalır
Giden seni “bin kez” boğar,
Yokluğunda iri kalır..

Giderken ona gülümse;
Derviş gider, piri kalır,
Meğerki sonu ölümse;
Pir gider, ikrarı kalır..

Ocak.2014/İst.
(İHB/Şiir Pazarı Şiirleri/Derviş Gider Piri Kalır)

MERAK..
Öyle sözcükler vardır, ki;onları;dilimizden düşürmediğimiz halde-mana derinliğiyle beraber kavrayıp,hayatımıza nasıl bir kapı araladıklarını da pek düşünmeyiz..
Yani..
Kendimize ve çevremize dönüp bakmayı,anlamayı ve onunla yaşamayı asla dert etmiyoruz!
Ve de;
“Halimize,dilimize,ahvalimizle ahalimize de-bana ne!refleksiyle- bigane kalmayı kar sayıyoruz adeta..

Böyle olunca da..
Fani ve sınırlı ömrümüzü kuşatıp/saran hayatımız, fayda ve yararımıza sunulan dünyanın bin/bir nimetiyle donatılmış olsa da-görkemli renk ve ahenginden-yoksun ve mahzun kalıyor-elbet..

Evet..
Konuştuğumuz dilin/sözlerin-deyimlerin manasını bilmeli;hayatımıza/ kaderimize nasıl bir anlam kattığını görmeli-insan..

Mesela..
“Halik,Mahluk,Rahman/Rahim,Însan,Akıl,Ìzan,Vicdan,Kader,Aşk/sevda,Şirk/şer, Arş/gökyüzü,Ferş/yeryüzü ve de Merak..” Sadece yalın/sade ve basit-tek anlamlı- birer sözcük mü bunlar;Yoksa hayatın da anlamın-idraklere nakşeden birer yaşam reçeteleri mi?

Mesela-Merak;Nedir merak??
Sadece kalbi istek ve arzu yüklü sanal bir refleks ya da eğilim mi, yoksa; Hayatı da anlamlı kılan “ruhsal ve bedensel” güdü ve dürtülerin,kalbedüşerek,onu da uyarıp-çevresine ve mahlukatına-odaklayan-ibret dolu bir tezahür biçimi midir-merak?
Evet,tam da budur merak..

Yani..
Merak;Yaratılış Ve İmtihan Sırrına binaen (Allah tarafından)Akıl ve nefse muhatap ve musallat ettirilen “Ruhsal ve bedensel” güdülerle dürtülerin(irade dışı etkilenme ve uyarılma refleksleri) tecelli/oluş ve tezahür/doğuş biçimidir ki, merak;büyük ölçüde-fıtrat ve aklına göre-insanların toplum içindeki “statüsel” bireysel ve sosyal “davranış biçimini” de belirler..
Çünkü..
“Dil canlıdır;Söz ve deyimlerinin anlamıyla beraber olunca-ancak insana can verir”..

SELAM  VE SELAŞMANIN HİKMETİ.
Muhalefet Liderleri üstüne söylenecek birkaç söz.”

Selam; Hiç bir menfaat ve karşılık beklemeden-KARŞINDAKİ  herkesi sevgi ve muhabbetle kucaklamak ve Sende olan “zenginlik ve insani erdemliğini” onunla paylaşmak demektir..
Bence Sizler; kendi başarısızlıklarınızı “SANDIĞA” gitmeyen yurttaşta aramakla hata ediyorsunuz, çünkü, Yurttaşın Sandıktan önce samimi bir sevgi ve muhabbete, yani onlara sunabileceğiniz ” SELAM’A” ihtiyacı olduğunun hala farkında bile değilsiniz..

Bari, hiç olmazsa; Diktatörlükle suçlayıp -O-hiç beğenmediğiniz, ancak taklitten de geri kalmadığınız ve Benim de (sert üslubunu tasvip etmeyerek) zaman-zaman eleştirdiğim “Sayın R. Tayyip ERDOĞAN’ISELAMLAŞMAKTA- biraz örnek alın be kardeşim..
Çünkü(O) halkını çok iyi tanıyor, (O’NUN) arz ve talebini biliyor,(ONU/Halkını) tatmin edebilecek-arz ve talebine uygun(PROJELER) geliştiriyor ve(ONLARI)cesaretle uygulayarak-nimetini sunuyor(ONLARA)..Peki Sizler ne yapıyorsunuz? Yani (ONU) sadece eleştirmekten başka? Allah aşkına;Biraz da kendiniz olun be kardeşim??

Sizlerin de bu topluma sunabileceğiniz bir karşı(TEZİNİZ),küçük bir(PROJENİZ) ya da hiç olmazsa söyleyebilecek bir çift (SÖZÜNÜZ) yok mudur hiç??

Yoktur ki; Sunamadınız ve hazırlayamadınız ve hazırlanamadınız ki;Söyleyemediniz
Ama..
Unutmayın ki;”Her türlü başarının anahtarı, sevgi ve muhabbetle sunabileceğiniz samimi bir-Selamlaşmak ve Paylaşmak-erdeminde gizlidir!” Bari bunu bilin hiç olmazsa..
Bunu bile şu milletten esirgediniz ve çok gördünüz ona.

Yani…
Sevelim/sevmeyelim, lakin*Tayyip Bey’in-başarısını sırrı” bence; Selamlaşmakta ve selamın gereğini yapmaktan geçiyorsa, Ne yazık ki-Sizlerin başarısızlığı da(ONU)hasutlukla seyretmek ve hiç bir olumlu eylem yapamamanın ezikliği ve çaresizliğiyle seyretmek ve eylemsizliğinizin “SUÇUNU da” hep başkalarına/Seçmene atmaktan geçiyor.. Bunu bilesiniz..

Bence artık; “Küçük olsun-,bende kalsın” zihniyetini bırakın ve Sizden sonrakilerin de önünü açmak üzere erdemli bir adım atmaya bakın;Ya gereğini yapın ya da ifa edemediğiniz görevlerinizi-Bir Bilene-bırakın..

Ve çünkü; Halktan gücünü almayan/alamayan siyasal bir yapının liderliği falan da
“abesle iştigal” etmekten başka bir şey olmasa gerek..

Ve unutmayınız ki..
Fedakarlık; Fazilet ve erdemlikten, Bencillik ise;Cehaletten,bilmezlik,hasutluk ve bağnazlıktan beslenir”..
İnsanı; birincisi “Tarihe altın harflerle” yazdırır, ikincisi ise “tarihin karanlık/puslu dehlizlerine” mecbur ve mahkum ettirir..
O halde..
Gerinizdekilere güvenmekten ve emaneti Onlara gönül rahatlığıyla tevdii etmekten başka bir şansınız yoktur bence..

Çünkü Onlar Sizleri hala seviyor/sayıyor ve Size olan sevgi ve mahabbetlerinden dolayı da(SİZE) gönül koymaktan-kırmaktan- imtina ediyorlar..
Şimdi; Söz Siz de!
“Taktir Sizin, karar Sizindir;Sevgili Muhalefet Parti Liderleri..”
Benden söylemesi..

DİRLİĞİMİZ/BİRLİĞİMİZ-DÜZENİMİZ ÜSTÜNE BİRKAÇ SÖZ..
Biz eskiden milletçe!
Ana/baba,Bacı/kardeş,Gelin/güvey,Çoluk/çocuk,Konu/komşu hep birlikte “Göz-göze Ve diz-dize” büyük bir heves ve iştiyakla aynı tas’tan su içer,aynıkap’tan yemek yerdik; Varımız/yoğumuz bir, yazımız/ayazımız bir,özümüz/sözümüz birdi..

Ne zaman ki,Sofralarımıza süslü/püslü-pahalı “Bardak,Çatal/Bıçak Ve Tabak” takımları konup-parlamaya ve gözümüzle iştahımızı da kaskatı köpürtüp başımızı döndürmeye başladı; İşte o zaman Bizim de millet olarak(Dirliğimiz,Birliğimiz Ve şavk-ı Düzenimiz)kökünden sarsılıp/bozulmaya ve kokuşarak-çözülüp-yerle yeksan olmaya başladı..

Bizi,başımızdaki ayrılık/gayrılığa rağmen “Milletçe” birbirimize kenetleyip/bağlayan-o sıkı ve sağlam-aile bağlarımız “medenilik/modernlik büyüsüyle..” küflenip/kopunca da, önce kaşıklarımızı,sonra da tabak ve sofralarımızı ayırmaya ve bir başımıza yaşamaya başladık;O zaman da ne diriliğimiz kaldı,ne birliğimiz kaldı ve nede düzenimiz;Milletçe her birimiz bir tarafa savrulduk adeta

Şimdi!
Ana/Baba,Bacı/kardeş,Gelin/Güvey,Konu/komşu Ve Dost-u yaren artık-birbirlerimizin“Kaşık Ve Çatalından,Bardak Ve Tabağından” iğrenip/tiksinerek;Fersah-fersah kaçıp uzaklaşır olduk..

Ve şimdi,bazen Sayın Cumhurbaşkanımız-yürekten gelen bir sesle-büyük bir haslet,istek ve iştiyakla(Milletimize)seslenerek;”Diriolalım,Birlikolalım,İri olalım Ve hep birlikte ve beraberce güçlü(Türkiye) olalım!” diyor ya;İş işten geçtikten sonra….

Demesine diyor da,(..Haneye ateş düştükten sonra yol gösteren çok olur-misali..)ancak ben bunun(Birlik Ve Dirliğimizin)yeniden nasıl eski geleneksel(Mahalli ve Milli)konumuna ulaştırılabileceğine ihtimal vermiyorum,çünkü-Bir toplumun ahlaki/moral “Manevi” bağları bozulup/çözülünce,onun yerine dünyevi/nefsani “Maddi” bağlar ikame ve idame edilir düsturu gereğince;Sanıyorum ki-eski/kadim o-geleneksel “Maddi Ve manevi” Birliğimiz Ve dirliğimiz artık çok muğlak ve muhaldir..
Çünkü,Millet olarak aramızdaki o eski,sağlam ve sıkı “Aile” bağları kalmadı ve zaten artık o bağları bağlayacak o“ haslet ve hasret dolu..” merhametli eski insan unsuru da kalmadı ki; Dirliğimiz,Birliğimiz Ve o eski (ahlaki)paylaşımcı ve birbirini sarıp/kuşatıcı “ERDEMLİ” düzenimiz olsun!

Yani??

Yani;Kafalarımızı/anlayışlarımızı “dinsel bağnazlıktan ve medeni tortu ve safsatalardan.”arındırıp,dünyanın medeni-evrensel norm ve desenleriyle-besleyip/değiştirmedikçe Ve de devleti ne idüğü belirsiz sanal yapılarla (FETÖ Ve Benzeri Cemaat Anlayışıyla) yönetmeye devam ettikçe ;Milletçe “bu kısır ve akim döngümüzde” debelenip/durmaya ve birbirimizle cebelleşip,batık sermayeden “istikbalimizi” de yemeye devam edip/duracağız galiba..

Nedenmi?Bakınız!
Önce:
-Devletimize,Birliğimize ve dirliğimize kastetmiş olan “Derin devlet” denen “illegal”yapıyı;FETÖ denen dinsiz/imansız bir şerefsiz güruhun “Paralel Yapısının” sahnelediği sahte/sanal “ERGENEKON” kumpas ve safsatasıyla akim bırakıp-yok saydık; Müsebbiplerini de-sanki suçları hiç yokmuş gibi-güya bir kısmını yargılayıp/beraat ettirip akladık..
Sonra:
Devlet Ve kurumlarına, sinsice ve alçakça sızıp/çöreklendiğini-iş işten geçtikten sonra fark ettiğimiz(Devlete sızmasında devlet büyükleri ve yöneticiler olarak sanki gafletimiz, suçumuz/günahımız yokmuş gibi..)Paralel Devlet Yapılandırılmasının “devleti” bir darbeyle ele geçirmesini anladıktan sonra;FETO Ve FETÖ’ÜN bu vahşi ve kudurmuş yapısını tasfiye etmeye başladık-Dileriz ki onu tasfiye ederken,kurunun yanında yaş da yanmaz-olsun ve ondan arda kalan boşluk da-başka cemaat-dostlarıyla doldurulmaya ve yeniden devletin başına bir çorap-örülmeye-başlanmasın..

Şimdi de bekliyoruz;Nasıl bir devlet yapısı,nasıl bir dirlik,birlik ve düzen ortaya çıkacak diye-merakla ve hasretle..
Benden bu kadar! Yapacak başka bir şeyimiz var mı;Beklemekten başka?
Öyle değil mi-Dostlarım?

SON/SÖZ;

Şimdi!
Sözü olan konuşsun,yoksa sussun-ebediyen..

Yani;”Sözgümüş,sükut altındır” şimdi..
NOT;Allah izin verirse-C.tesi günü İstanbul’a yolculuğumuz başlayacak,artık orda kaldığımz yerden “SÖZE”devam ederiz-inşallah..Sevgilerimle..

Bu Haberi Gördünmü!

ŞİİR PAZARI ŞİİRLERİ/TESBİHAT..

“Aşktır benim hakikatim;Bulmaya geldim dünyaya!” TESBİHAT Hangi Şey’e baksam seni görürüm Subhan’u-Elhamd’u-Allah’u Ekber O Şey’e …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir