BIGtheme.net http://bigtheme.net/ecommerce/opencart OpenCart Templates

Öğretmenin Günlüğü (1)

7den70e kadar ögrencin oluyor birine birsey olsa sen uzuluyorsun geceleri uyuyamıyorsun eeee bendede biraz sakarlik var mesela sinava hazirlanan ögrencilere konu anlatamadim çünkü kalemimin mürekkebimi doldurmaya çalisirken agzima vurdum ve hala kaniyor morarmista ve vicdanen çok rahatsizim-

İşte bu ve benzeri durumlardan ötürü kutsi bir meslek.

-Bana bir harf ogretenin 40yil kolesi olurum-

Ama sıradan bir fidan olmayacak bu yetiştirilen. Bir sürü meyve verecek kimbilir.

-Acaba ben yetiştirebilecek miyim muamma-

Neden olmasın ki. Bunun önünde engel ne var ki.

Bazı değişken referanslar yerine sabit ve sonsuza bağlanmak gerek evvela.

Zamanla ya da durumla ilintili olarak değişen şeyler olmayacak bunlar.

İnsan:

Oldukça değişken ve yeniden şekillendirilebilir kıvamdadır o dönemde. Dolayısıyla eklenecek çıkarılacak şeyler bir süre sonra kalıcı bilgiler haline gelecek.

O süreçte yerleştirilen bilgiler, erdemler, ne kadar insan ilgiliyse o kadar sağlıklı bir karakter ortaya çıkar. Bu kısım bilinen şeylerden. Pedagojik formasyonda anlatılan şeyler yani.

Ama; gözden kaçan şey insan’ın özü ile ilgili olan şeyler.

Seçme hakkı verildiğinde insan nefsi yönelimlerde bulunur.

Tabiatı mı deriz buna fıtrat mı deriz başka bir şey mi neyse adı artık.

İşte bu noktadaki problemi çözebilirsek hârika karakterlere sahip hârika öğrenciler yetiştirebiliriz.

-Hayatin ayakkabilarini giyoruz öyle bakiyoruz Herseye-

Ve bir de öğrencilerimize hedef belirlemeleri konusunda yaptığımız ya da yapamadığımız yardım.

Eskiden, bayramlarda giymek üzere bir kaç gün öncesinde aldığımız ayakkabılarımızı, kıyafetlerimizi yanıbaşımıza, yatağımızın yanına yerleştirir ve uyuyana kadar izlerdik.

Öyle saf, berrak bir heyecan ve düşünce ile.

Kıyamazdık ki.

-Ellere kinada yakilirdi sonra corap geçilirdi-

Büyüyünce, dolaplar dolusu ayakkabılarımız olunca, kıyafetlerimiz olunca hatta gün içinde giyebileceğimiz saatlere göre uyarlanmış giysilerimiz olunca kafamız da karışır oldu.

Hedeflenen, düşünülen ve belirlenen amaçlar büyüdükçe ulaşılmazlığı da ortadan kalkmıştı.

Böylece ulaştığımız her meta gittikçe kıymetsiz, önemsiz şeyler haline geldi.

Bu kafa karıştırıcı oldukça.

Çünkü; neyi amaçlasak ya da hedefe koysak ulaşılabilirliğinden dolayı önemsizleşiyor bir süre sonra. Ve yaşam için elzem şeylerden biri de yitmeye başlıyor yerini büyük bir boşluğa bırakarak.

Ne için varız ?

Yemek, içmek, üremek gibi içgüdüsel çağrışımsal atraksyonlar için mi ?

Her ne kadar dini terminolojilerde bu sorunun yanıtları olsa da, ya inanmıyorsak ?

Kafamıza uymuyorsa o dinamikler?

Bu nedenle diyorum insan karakterine, dimağına nakşedilen o bilgiler en evvelden yerleştirilmeli.

Hepsinden önce insan olmanın gerekleri, ahlaki değerler ve evrensel geçerler.

Böylece İnsan tablosu ortaya çıkar. Ve sonra kenar süslerini yerleştirmeye başlayabiliriz artık.

Bu vesileyle; bu kutsal vazifeye kendilerini adamış ve hakkını veren tüm öğretmenlerimi saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum.

Bir Yorum

  1. Efferın Hesen.Çok göze yazmışsın.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir