Önce Sen.

Uygar bir toplum olmanın göstergelerinden biri de o toplumu oluşturan bireylerin çevreye olan duyarlığıdır.

Gün geçmiyor ki, basında, bahçesinin mesire alanı olarak kullanıldığı ziyaretlerin, çeşme başlarının, park alanlarının, köprü çevrelerinin temizliğiyle ilgili, oraları kullanan insanların arkalarında bıraktıkları atık ve diğer kirletici unsurlarla ilgili yazılar çıkmasın.

Arkasında o atıkları bırakanlara mikrofon uzatsanız, temizlikten, “temizliğin imandan geldiğinden”, çevreye duyarlı olmanın bir vatandaşlık görevi olduğundan söz ederler ama mesela önlerinde kül tablası dururken sigara izmaritini rastgele, aşağıda ne olduğuna bakmadan ve de aldırmadan üst katlardan sokağa atarlar.

Konuşunca, konuşturulunca herkes kulağa hoş gelen/ gelecek olan sözler söyler/söylüyor, “ben çevre düşmanıyım” demiyor, çevre kirliliğine neden olanlara ateş püskürüyor, ama bütün mesire alanları, piknik sahaları, çeşme başları kirli!

İnsanlar çevre duyarlılığına inanmadan, tribünlere hitap edercesine konuşuyor ama uygulamada bunun tersini yapıyorlar.

Bu durumu 1980 cunta anayasasının kabulüne benzetirim; kime sorarsanız cunta anayasasına hayır oyu verdiğini söyler ve ama o anayasa yüzde 92 evet oyuyla kabul edilmişti!

Birçok orman yangınını, sorumsuzca, rastgele atılan bir sigara izmariti başlatmıştır.

Yetkililerin bu konuda yeterli bilinç ve farkındalığın oluşması için gerekli çabayı sarf etmemesi, caydırıcı cezai yaptırımlar uygulamaması da üzerinde hassasiyetle ve hayretle durulacak bir konudur.

Dedim ya çevreye olan duyarlık, insana ve insanın kendisine olan saygısının bir göstergesidir.

 

Bu Haberi Gördünmü!

Hava Puslu

Dün sabah koyu bir sise uyandı Adıyaman. Göz gözü görmüyor, görüş mesafesi on metreye düşmüştü. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir