ORTADOĞU/FİLİSTİN YA DA KUDÜS SENDROMU?

ABD’nin deli Başkanı TRUMP’IN, zaten yıllardan beri var ve meriyette  olan bir gerçeği(Kudüs’ü İsrail’in Başkenti olarak)ilan etmesiyle dünya yeniden karıştı!”

Diyorum ki!

 FİLİSTİN’İN İÇİNE DÜŞTÜĞÜ BU KAOS VE DRAMATİK KABUS ORTAMI ARAPLARIN RİYARLIĞINDAN BESLENMEKTEDİR!”

Evet bu konuda..
“Sevgili Mithat(SOLGUN) Bey dostumuz da

İsrail köpek gibi saldırıyor

Çoluk-çocuk demeden, Kadın -Yaşlı demeden bombaları yağdırıyor…

Allah FİLİSTİN halkının yardımcısı olsun…

Ancak bağırıp çağıranlar, efelik yapanlara bakıyoruz;
İsrail’in Petrolu ARAP’lardan;
Doğalgazı MISIR’dan;
İRAN’ın olası saldırısına karşı Güvenlik Şemsiyesi Türkiye’den..

Peki bu nasıl oluyor?

Bu nasıl bir ikiyüzlülüktür!

Bu nasıl bir sahtekarlıktır!

Nedir bu işin aslı?

Diye soruyor..”

Hani,haksız da değil..
İşin “teşhis ve tespiti” doğru lakin-tedavisi ne?
Biliyorsunuz,30-40 yıl öncesine kadar-Filistin direnişini-dünyadaki “Sol/sosyalist örgütler” tetikleyip, besliyordu,günümüzde ise;kendilerine “İslam’ı referans alanlar” bu işi üstlenmiş görünüyorlar.
Peki,geçmişte  neden öyleydi ve geçen süreçte ne değişti ki işin boyutu da böylesine yön değiştirdi?”

Yine biliyorsunuz ki!
İsrail devleti kurulurken,arkasında emperyalist Batı bloğu (ABD ve Avrupa)ülkeleri vardı..

O yıllarda İsrail’e karşı direnç gösteren Filistinliler de,”iki yüzlü Arap bloğunun kadim ve kati eylemsizliğinden” doğal olarak “sosyalist bloğun /Rusya’nın” yanında yer almak zorunda kaldılar..
Aslında Filistin’in dışında kalan diğer Arapların durumu da çok ilginçtir!

Bu Araplar,Batının güdümünde olarak-Osmanlıdan- ayrıldıktan sonra,bir taraftan doğal kaynaklarını “batı’ya” peşkeş çekmek pahasına kendi diktatörlüklerini pekiştirirken,diğer yandan da güya, İsrail’e karşı  durmak adına “sosyalist bloğa” yanaşarak ve Filistin halkını da destekler görünüp,riyakarlıkları ile kafaları karıştırmaya devam ettiler ki buna hala da devam ediyorlar ve sanıyorum;Menfaatleri gereği devam da edeceklerdir..

Ne yazık ki;Filistinliler bu oyunu pek fark edemediler ve aynı kulvara balıklama daldılar..
Bence Filistin’in günümüze taşınan açmazını da,geçmişte Arapların kafaları karıştıran iki yüzlü/çirkin bu siyasi eyleminde aramak gerekir ki,O da; Arapların-Filistin’i sadece kendi emellerine alet etmek üzere destekler göründüğünü ve aslında “onun devlet kurmasını” da hiç bir zaman istemediğini de teyit eden bir görünümdür..

-Bugün,İslam kardeşliği adına-adım attıklarını ileri sürerek-Filistin ve halkının etrafında kümelenip, davası için-ona/buna efelenip,bağıranların-da,bir öncelilerden farklı ve etkin olabileceklerini sanmıyorum.. Çünkü herkes (cenaze evine gidenlerin yaptığı gibi..) kendine ve kendi ikbaline oynuyor ve sadece kendi cenazesine yani– siyasal ikbaline,kendi çıkar ve menfaatine,makam ve mansıbına- ağlıyor..

Bu bariz ve çok ucuz bir iki yüzlülüktür!

 Ve maalesef biz de bugün “ABD ile AB’nin güdümünde olarak” bu senaryonun bir  parçası ve figüranı olmuş durumundayız..
Zaten,dostum Mithat Bey’in dedikleri de bu hazin tabloyu teyit ettirmiyor mu??..

Bu nedenle de;Bugünlerde,gerek İslam alemi ve gerekse de bazı yöneticilerimiz tarafından yüksek bir sesle dillendirilip ”İslam kardeşliği adına” sergilenen yavan ve içi boş figüratif söylem ve eylemlerin    -Filistin ve halkına- bir yarar getirebileceğine de  inanmıyorum..
O zaman Filistin olayı, “sür/gitsin bir sendromun” ilelebet bir sahnesi olarak devam mı edecek;Bu sanal/sahte söylem ve eylemler?.

Evet!

Ne yazık ki bunun henüz olumlu bir cevabı da yoktur..
1-Filistin halkı;Arap aleminin bu iki yüzlülüğünü fark edip,o gerçekle ve kendi kendisiyle yüzleşip/sorgulamadıkça,
2-Kendi aralarında var olan- etnik,dinsel/mezhepsel,siyasal,sosyal ve kültürel farklılığı-bir tarafa bırakıp ” ortak bir paydada” buluşup-kenetlenmedikçe,(Çünkü,Filistin’de birbirleriyle çelişerek-anlaşmazlığa düşen , uzlaşmaları da şimdilik pek mümkün olmayan/olamayan kendinden menkul-FKÖ,HAMAS,HİZBULLAH vb. gibi –ayrılıkçı siyasal baskı grupları var..)
3
-Batı bloğu (ABD ve Avrupa)ülkelerini ile Rusya ve benzerlerini bir tarafa bırakarak,kendi ulusal/milli kimliğine sarılıp-kendisini “özgün ve özgür/bağımsız bir üçüncü dünya ülkesi olarak” ilan etmedikçe,
Filistin’deki bu kangrenleşmiş sendrom ilelebet sürüp/gidecek ve Filistin halkı da bir şamar oğlanı gibi, onun/bunun kucağında-zillet ve mahrumiyet içinde ömrünü tüketmeye- devam edecektir..

Diyelim ki!

ABD’nin icazet ve inayeti,batılı müttefikleriyle Rusya’nın onayı,bizim de hayır dualarımızla bir “Filistin devleti” kurulmuş olsun!

Peki,”Bunun yapılanma ve yönetim biçimi nasıl olacak ve hangi gruba devredilecek?

Bunların kendi aralarında çatışmayacaklarının garantisini kim verecek;.Yarın Onlarda,bugün Suriye’de olduğu gibi, bir iç çatışmayla karşı-karşı gelmeyecekler midir?

Biliyorum ki!

Filistin için de,diğer Ortadoğu ülkelerinde olduğu gibi,yine-kardeşlik ve demokrasiden-falan bahsedeceklerdir,ama kısa bir zaman önce karıştırdıkları-Irak,Tunus,Cezayir,Mısır ve Libya-örnekleri karşısında bu teraneye inanmak mümkün mü acaba?

Batı emperyalizminin Ortadoğu’daki devletler için yapabileceği tek değişim şu olabilir; Arap halklarının eskimiş yüzlerinden usanmış oldukları-DİKTATÖRLERİNİ-indirmek ve onların yerine, kendilerine sadık,bağlı /bağımlı yeni-DİKTATÖRLERİNİ-atayıp/geçirmektir!”

Evet,batı emperyalizminin “Ortadoğu halkları için” yapabileceği yegane değişim bu olabilir..

Bugün “Irak,Mısır,Tunus,Cezayir,Yemen ve Libya’da” olup bitenlerle Suriye’nin muhatap olduğu bu kriz ve kaos, batının;”ben bu ülkelere demokrasi’yi getireceğimi!” söyleminden ve zavallı/saf Arap halkının da buna inanarak-birbirini kırıp/geçirmesinden çıkmadı mı?

Bu ülkelerde bazı LİDER/DİKTATÖRLER belki değişti,lakin-demokrasi-hiçbir zaman gelmedi ve gelmeyecektir.. Hiç kuşku yok ki;Suriye’de değişebilecek olan tek şey de Lider/Diktatörünün (O da şimdilik pek mümkün olmasa da..)değiştirilmesinden başka hiç bir şey olmayacaktır..

Burada asla unutulmaması gereken başka bir şey de,Batılı Ülkelerin, yukarıda belirtilen Arap ülkeleriyle dalaşırken, kendi güdümünde olan “Suudi Arabistan,Ürdün,BAE,ile Körfez ülkelerine” nedense  hiç ses çıkarmamasıdır;Sanki demokrasi varmış gibi..

Peki,buralarda da “hanedan krallıklar,emirlikler ve beylikler” yok mudur??

Ve yoksa bunlar da-Bizim bilmediğimiz-bir“demokrasi” ile mi yönetilmektedirler?

Yani,onun/bunun güdümünde kurulacak bir “Filistin Devleti’nin” diğer Ortadoğu devletlerinden nasıl ve ne gibi bir farkı olabilecek ki?..

Anlamak asla mümkün değil..

SON/SÖZ;

Ülkelerin kaderini başkaları değil, ülkenin asli unsuru olan insanının ortak irade ve ikamesi belirlemelidir,ki;Şimdilik,başta Filistin olmak üzere tüm Ortadoğu/Arap coğrafyası bundan hayli uzaktadır!

Çünkü! “ABD ve Müttefikleriyle Rusya elini Ortadoğu’dan çekmedikçe,o coğrafya hiçbir zaman durulmayacak ve halkı da asla rahat yüzü görmeyecektir..”

Ve Çünkü!Ortadoğu coğrafyasının kaderini kendi asli insanı değil,yıllardan beridir ki hep başkaları belirleyip, şekillendirerek-yönettiler..

Filistin’in kaderini de herhalde yine başkaları belirleyecektir!

Sevgilerimle..

Bu Haberi Gördünmü!

NOSTALJİ

 (İĞDİŞ EDİLEREK SUSTURULMUŞ TOPLUMLAR) “Bir gaflet çukuruna kurulmuş salıncaklar; Üstünde divan durmuş (PUT’LARA) baş eğenler. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir