ÖZEL GÜN VE GECELER VE DUA!

“Dua,Allah’a (Kal-u Bela’da) verdiğin vaadi anımsayarak-kendine dönmek ve yaptığını test etmek üzere-Allah’la yapılan samimi bir hasbıhaldir;O’ndan yeni bir şeyler istemek için yapılmaz!

Çünkü; Allah,dünya hayatı için (Yaratılış Ve İmtihan sırrının da bir gereği olarak)Sana lazım olan her bir şeyi peşin ve ücretsiz vermiştir!”

ALLAH..
ALLAH “kendi ilminden” her bir şeyi yarattı;

Ezeli ve ebedi “ZAT’I” görünsün-diye..

 

Her bir şeye “isminin cilvesini” nakşetti;

İlm-ı iradesinin gücü bilinsin-diye..

 

Sonra “akıl/izanı kullarına” bahşetti;

Yaratılış sırrının sırrını çözsün-diye..

 

Ömür boyu “kuluna” hep kendini arattı;

İbretini aklına sarıp yürüsün-diye..

 

İmtihan’a“hasret Ve hicranı” mizan yaptı;

Ki,yaşarken- kulları nefsini tartsın-diye..

 

Ve sonra her kuluna “Ölümü” murat etti;

Ki,dünya zilletinden “ruhu” kurtulsun-diye..

(Yani!!)

Her alemde selam var;Her nakşında-Bismillah;

Hayat/memat iç içe yarattı-Yüce Allah!

(İHB/Pazarı Şiirleri-28 Eylül 2016/Adıyaman)

 

SAHİ NEDİR DUA;
-Arzulamak mı/Arzulanmak mı,
-Sığınmak mı/Sığınılmak mı,
-Dilemek mi/Dilenilmek mi,
-Arz etmek mi/Arz edilmek mi,
-Vaadi hatırlamak mı/Hatırlatmak-Hatırlanmak mı?

-Yani..
-Kendine dönmek mi/Rabbine dönmek;Yaptığını/Amelini Onunla-ruhun,kalbin, dilin ve bedeninle-ihlasla/samimiyetle paylaşmak mı??

O halde nedir Dua?
Yüce Allah,Kendi nefsinden “KAL-U BELA’DA” ruhlarımızı yaratırken;Bize dünya imtihanı için lazım olan her bir şeyi vererek-bedenlerimizi de “Akıl,nefis ve şehvet” gücüyle donatarak ve Kaderimizi de göstererek-Uyararak-kendimize rehber etmek ya da-uymamakta-özgür bırakmak üzere, Din’inin/Emir Ve Yasaklarını öğreterek göstermedi mi ve biz de kabul ederek-uyacağımızı “O’na” ahdetmedik mi??
O halde..
Daha ne isteriz,”Bizi yaratırken-Yaratılış ve imtihan sırrına binaen” Bize her bir şeyi “Tam ve eksiksiz” peşin ve ücretsiz veren Yüce Allah’tan;Hangi yüz ve hangi hakla ve de “her bir şeyi” ha bire neden isteriz ki?!

Ancak,yine de-gafletimize,bencilliğimize rağmen,kendi benliğimizi unutarak,hakkımızı ve haddimizi aşarak-yüzsüzlüğümüzle ve pervasızca isteriz;Peşinen “Amin!”diyerek ve  gasp ettiğimiz masumların hakkıyla kirlenmiş günahkar avuçlarımızı sonuna kadar umutla açarak-utanmadan-isteriz de isteriz!

Afet Beni Allah’ım;Ver “Bana,Evlad-ı iyalime,dost-u yarenime” ver Allah’ım ver inam ve ihsanını/nimet-i rahmetini “Bana” diyerek,o pak-Rahle ve Namazgahımızı-sahte ve kirli  gözyaşlarımızla sulayarak-isteriz..

Bu manada denilir ki!

Adamın biri-Büyük bir Alime gitmiş ve Üstadım;”Ben hayatımda her türlü kirli ve pis işleri “Arsızlık,Hırsızlık,Şirretlik ve İbnelik dahil..” çekinmeden yaptım ve çok da para kazandım-zengin oldum..Ancak,artık yaşım kemale erdiğinde-yaptıklarımdan çok-çok utandım,nedamet duydum-pişman oldum ve artık (Dinime yöneldim,Hac’a gittim,namazımda/niyazımdayım..) kazandığım paramın tamamını da hayır ve yardım işlerine hasrederek-Okullar,Hastaneler,Camiler,İmarethaneler-imar ve inşa ettirerek-insanlara bağışladım,bir çok öğrenci okuttum..Yaptıklarım bağışlanır mı acaba?Sizi gösterdiler-Ben de Size geldim;Derdime bir çare söyle! Diye yalvarır… Alim,bir müddet düşünür ve bak oğlum;”Senin yaptığın bütün hayır ve ihsanlar ancak, ömrünce yaptığın bütün kötü işlerinin karşılığı olabilir”,lakin;Yaptığın o pis işlerden ”İbnelikten” dolayı genişleyen yerlerin de Sana kar kalır! Şimdilik Sana diyeceğim sadece budur! Der..”

İşte “Kıssa’dan” Bir hisse;Kim nasıl algılıyorsa-öyle anlasın..

Peki bu adam(Ona/buna verdiği zarardan dolayı-boynuna doladığı yükle..) Allah’ın af-u ihsanına nail-u mazhar olabilir mi-Kullar onu affetmedikçe?

Eğer,üstünde “KUL HAKKI Ve HADDİNİ” bırakmamışsa,ki en zor olanı da odur, ancak-Kendini bu zor Hak’tan da aklanabilmişse-Allah’ın vaadine göre-umulur ki;Mazhar olabilsin..

Yani..

İnsan önce kendinden/bedeninden ve ruhumdan af dilemeli;Af’a mazhar olmalı, sonra evlad-ı İyal’inden/yakınlarından ve çevresindeki insanlardan af dilemeli ve aklanmalı;Üstündeki dünya yükünden kurtularak-Ak ve pak yüzüyle Allah’a yönelip hemhal olmalı-kusurundan af-u mağfiretini dilemeli-cemaline mazhar olmalı..

Evet..

Dinsel alanımızı süsleyen ve çok/Özel anlamlar da yüklediğimiz(bizi-kendimize ve Rabbimize yönelterek/yaptıklarımızı yeniden sorgulamak imkanını da veren)gün ve gecelerin mistik kandil anları vardır-şüphesiz ki;Cuma Ve Bayram günleriyle Mevlit,Regaip,Berat,Miraç Ve Kadir geceleri gibi..

Mesela:

-Cuma,Müslümanların haftalık-Toplanma ve istişare-günüdür;Toplumsal barış ve kardeşlik adına-müspet bir sevgi,huzur ve güven bağının sıcak iklimini tesis etmek ve yapılacak insani yaklaşımla da,farklı iş ve imkana sahip olabilen halk katmanları arasındaki sosyal dayanışma,iş birliği ve eş güdümü sağlayarak refah düzenini dengeleyerek-yükseltmek amacıyla icabet edilir ve edilmelidir..

-Bayramlar da aslında Cumanın rol ve misyonunu yüklenmiş günlerdir;Sosyal dayanışma,barış,kardeşlik alanını pekiştirmek,huzur ve güveni sağlamak,inam ve imkanı erdemlikle paylaşmak üzere anlamlandırılmışlardır..

-Mevlit Kandili,Peygamberlerin/Peygamberimiz Hz Muhammed Mustafa’nın/ass) dünyaya-İki cihan güneşi misali doğmasıyla ilgili önemli ve anlamlı bir zaman dilimidir ki,bize;Onun vesilesiyle/vasıtasıyla gönderilmiş ve bizzat Onun eliyle,akıl,izan ve irfanıyla/Sünnetiyle hayata geçirilerek-yaşanmış ve yaşatılmış olan ezeli ve ebedi/dünyevi yaşam reçetesinin/Kur’anın nuru ve süruruyla ve bunlar yaşadıkça-Onun(ass)da (aynen doğduğu gün gibi..) bizzat yaşadığını ve yaşayacağını da hatırlatır ve hatırlatmalıdır..Çünkü,peygamberler-bedenen olmasa bile- amal ve kemalleriyle,ahvalleriyle/Sünnetleriyle beraber-kıyamete kadar yaşarlar..

-Berat kandili,kulun yaptıklarından dolayı-Allaha sığınarak-Nefsini sorgulaması ile amalini itiraf etmek üzere kendisiyle yüzleşmesi ve icmalini arz etmek anıdır; Tıpkı şirketlerin hazırladıkları yıllık gelir/gider bilançosu ve kar/zarar hesabı gibi Her insan da-Berat gecesinde-bunu yapmalıdır ki;Yaşam bilançosunun kar ya da zarar denklemini kurarak-ömür sermayesini dengeleyebilsin..

-Miraç kandili,Yüce peygamberimizin-Allah’ın Zat-ı ikram ve inamıyla bizzat ya da ihsan-ı hikmetiyle-seyr-ü sülük ahvaliyle-buluşup/görüşmesidir ki;Onun(ass) şahsında bütün insanlığa da-NAMAZ/Allah’la bizzat/vasıtasız buluşma eylemi-hediye edilmiştir..

-Kadir gecesi de, yine Berat gecesinde olduğu gibi;Kulların Allah’la istişare etmek ve yaptıklarını da yeniden sorgulamak üzere nefis muhasebesini yapmak ve hayatını ona göre dizayn etmek ve arınmak vesilesidir..   

-Regaip/Rağbet ve Mağfiretin-TALEP Ve BERAT’I-anıdır;Her anımızı O gün ve gecelere hasretmeliyiz aslında..Çünkü,İslam dini;Sadece –Bu özel/anlamlı gün ve gecelerin-BERATIN-almakla sınırlı değildir..Hayatın her anı-Berat Almaya-bir fırsattır aslında;Her anımızın-Berat’a-amade ve iane olmasını diliyorum..

Evet..
Dua,istemek için değil;Belki, zaman/zaman “yaptığımız” dünyevi amelimizle beraber “Varlığımızda var olan” Allaha yönelip de,Kendisine,(Kal-u Bela’da/Her bir şeyin konuşulup/Ruhlara gösterilip öğretildiği) zaman diliminde verdiğimiz “Vaade” söze uyup/uymadığımızı-Test etmek üzere- kendimize döndüğümüzü,kendimizde olduğumuzu-Ona(O bilir zaten.) ve de aslında kendimize anımsatmak için yapılır..
SON/SÖZ;
Allah adil-i mutlaktır;Kimseye ne fazladan bir şey verir,ne de hak ettiğinden bir zerre dirhemini alır..
Herkesin “İyi yada kötü” yaptığı her bir şey;Sadece “Kendi” boynunda kalır..

Berat’ın,sadece bir gün ya da gece için değil;Ömrümüzce Bizi kendimize,halkımıza ve Hakkımıza döndürmeye vasıta olmasını diliyorum..
Sevgilerimle..

Bu Haberi Gördünmü!

NOSTALJİ

 (İĞDİŞ EDİLEREK SUSTURULMUŞ TOPLUMLAR) “Bir gaflet çukuruna kurulmuş salıncaklar; Üstünde divan durmuş (PUT’LARA) baş eğenler. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir