Rasulullah İle İlgili Üç Ayet

*”(Ey Muhammed!) De ki: “Ey insanlar! Şüphesiz ben, yer ve göklerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah’ın hepinize gönderdiği peygamberiyim. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, diriltir ve öldürür. O hâlde, Allah’a ve O’nun sözlerine inanan Resûlüne, o ümmî peygambere iman edin ve ona uyun ki doğru yolu bulasınız.” (A’raf-158)

*”Nitekim kendi içinizden size âyetlerimizi okuyan, sizi kötülüklerden arındıran, size Kitab’ı ve hikmeti talim edip bilmediklerinizi size öğreten bir Resûl gönderdik.” (Bakara-151)

*“Andolsun size bir Peygamber geldi ki sizin sıkıntıya uğramanız onu incitir ve üzer. Çünkü o size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatli ve merhametlidir.” (Tevbe Suresi 128)

İyi Niyet

Sorumlu olduğun amelleri ihmal etme.
Her işini iyi niyetle yap.
İyi niyet, ihlas üzere olmayı gerektirir.
Allah’a tam bir teslimiyet içinde bulunarak ihlaslı ol
Hedefin, Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak olsun.

Din İle İlişki

–Din, kişisel ve kurumsal menfaatlere alet edilmemelidir.
–Dindar olmanın karşılığı, insanlardan değil, Allah’tan beklenmelidir.
–Dinini yaşamak, ahiret hayatı ile birlikte düşünüldüğünde, uzun vadede en büyük kardır; dinini yaşamamak ise bu anlamda en büyük zarardır.
–Dini, dünyevi menfaatlere alet etmek ise, onu yaşamamaktan daha da büyük bir zarardır.

Nübüvvet Nuru

Nübüvvet nuru, Hz. Âdem’den başlayarak babadan oğla geçmiş; Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. İsmail gibi, Resul-u Ekrem’in atası olan peygamberlerden ve diğer şahıslardan devam ederek Hz. Muhammed (s.a.v.)’e kadar gelmiş ve O’nda karar kılmıştır. Bu nur, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in yüzünde ve alnında parlar, onu görenlerde, içten gelen bir hürmet uyanmasına vesile olurdu. Resulullah’ın yüzü eşsiz bir güzelliğe ve asalete sahipti.
Nübüvvet nuru Hz. Muhammed (s.a.v.)’in babası Abdullah evlenmeden önce, onun yüzüne de görenlerde ilgi uyandıran bir parlaklık verirdi. Bunun için çok asil ve gururlu olan bazı Mekkeli kadınlar bile, gururlarını yenip ona evlilik teklifinde bulunmuşlardır.

Hz. Peygamber’in Ümmi Oluşu

Hz. Peygamber’in okuma yazma bilmemesi, ilahi hikmetin sonucudur. Eğer Hz. Muhammed, gençliğinde okuma yazma öğrenip ilmî araştırmalarda bulunsaydı, inanmamakta inat edenler, O’nun Kur’an’ı kendi araştırmaları neticesinde yazdığını savunur, bazı saf insanları kandırabilirlerdi. O’nun daha çocukluğunda Rahip Bahira ile kısa bir süre görüşmesinden birtakım senaryolar üretmeye yeltenenler, okuma yazma bilmesini alabildiğine istismar konusu yapmaktan geri durmazlardı. Resulullah’ın okuma yazma bilmemesi daha başta bu tür iftiraların önünü kesmiştir. İşte hem bu hikmet hem de Hz. Muhammed (s.a.v.)’in peygamber oluncaya kadar okuma yazma bilmediği Kur’an’ın haber vermesiyle sabittir.

Bu Haberi Gördünmü!

Hileli Boşanma

1 Bir kişi, yurt dışına gidebilmek veya ölen kayın babasının maaşını hanımına bağlatmak gibi sebeplerle, …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir