ŞAHİT VE ŞAHADET?

 

Ey Sevgili!

Bir sabah şarkılardan bir buket-ı nihavend dersen;

Üstüne kalbini sarsan-Kahvaltıya bana gelsen,

Bilsen ne kadar muhtacım nar-ı aşkına-Bir bilsen;

Zira!Meşksiz ne Sende-Ben varım,Ne de Bende-Sen..(Agah-ı dergah)

 

Ben!

“Amalim için,sadeceAllah’ı şahit tuttum-O’ndan gayri tüm Şahit ve Şahitlikler geçersizdir-çünkü;Gafletinden(Sevgi ya da buğzundan)dolayı-Kul’un şahadeti yanıltıcı/aldatıcı olacağından -hükümsüzdür! Ve çünkü;Aşikar ya da gizli olanı (iyi ya da kötü her bir şeyin gerçek ve doğrusunu)sadece Allah bilir..”

Galiba,yazıp/çizdiklerimizi ya ben anlatamıyorum,ya da-Türkçenin/kelime zenginliği adına kullandığım ağır/ağdalıdil’den(Osmanlı Türkçesi’nden)dolayı-Ben;Yanlış anlaşılıyorum..

Mesela!

Geçenlerde,belki de-nasıl bir şatafat içinde yaşadığımı düşünen kimi dostlarımızın merakını gidermek için-bizim Selahattin’ninresmettiği,benim de “Facebook’ta”kullandığım-o namaz kılan hırpani/acuze kılıklı benim gibi bir insanla, yaşadığı toz/duman ve kir/pas içindeki bir mekanının-fotoğrafı üstüne-bazı dostlarımız tarafından- neler yazılıp/çizilmedi ki?

Kimileri!

-Güya,Hz.İmam-ı Azam merhumu;”Takva için bana Allah’ın şahitliği yeter!demiş,diyerek bizi(her ne kadar Takva;SadeceAllah’ın rızasına/ihlasına  uymaküzere,tüm Amalini Onundinine/Emir Ve ysaklarına uygun yapmaktır..AncakAllah sadece iyii amali değil,kötü amalin de şahididir-merhum İmam Hazretlerinin dediğini eksik yorumluyorsunuz!desek te..) yine de (Bu garibi)gösteriş yapmakla ve “Takvayı” zedelemekle zem edip/durdular..

Kimi dostlarımız da;Abi,Senibiliyoruz,buna gerek yoktu-Hiç merak etme- Biz Sana şahitlik ederiz!diye,güya  bize(zem dökerek) arka çıktılar..

İyi de kardeşim;Sizin şahitliğiniz ne kadar doğru ve gerçekçi olabilir ki!                                           Eğer beni(doğru/dürst tanımadan-anlamadan) seviyorsanız,hüsn-ü zanda bulunacaksınız, yok eğer sevmiyorsanız da,su-i zanda bulunacaksınız ki;Şahitliğinizin her iki refleksi de eksik/yanlış ve aldatıcı olabilir.Çünkü;Beni ancak-iyi ve kötü halimle Siz kullar değil, ancak beni yaratıp/nimetiyle donatan ve sınamak üzere bu aleme göndererek-her şeyimden de haberdar olan-Malikim-Gözetleyicim,Deneticim- Allah bilir ki;Şahidim de sadece O’dur..

Halbuki biz!

Her ne kadar “Takva’ya” dikkat edenlerden olsak bile;Takva’ya eriştiğimizi iddia edecek bir durumda olmadığımızı da bilenlerdeniz;Bizkim,Takva’ya ulaşmak kim? Sadece “O’nun” yolunda düşe/kalka-O’na doğru kan/ter içinde inatla yürümeye azmeden garip/delişmen bir ademiz-Biz! O kadar..

Halbuki biz!

Allah’a şükürler olsun ki;Yaptıklarımızdan/iyi ya da kötü her amalimizden dolayı-Allah’ın şahitliğinden başka asla gerçek bir-Şahit olmadığını-olan kullarının şahitliğinin ise-aldatıcı ve yanıltıcı olcacağından-Hükümsüz olduğunu bilenlerdeniz..

Çünkü!

Bu alem ve amalin gözetleyici,koruyucu/kollayıcı şahidi de,öte alemin ve hesap gününün sahibi,şahidi ve mürşidi de sadece Allahtır,Bizise;Sadece O’na tabi ve O’nun rahmet ve bereketiyle,himmet ve merhametiyle-O’na müştak,muhtaç ve mecbur(Fani hayatlı)birer kullarıyız..O kadar..

Yani..

İyi ya da kötü amellerimizin tek ve gerçek “Şahidi” sadece Allahtır,çünkü;Kulların şahitliği ya” hüsn-ü zan”ya da “Su-izan” yüklü,yanıltıcı ve aladatıcıdır..

O kadar..

15 TEMMUZ’UN HATIRLATTIKLARI Ve ÖNCESİNDE YAZDIKLARIMIZ..

Ey Sevgili!
Eğer Sen aşksan ve idrak mahzenime mıhlanarak,oradan kalbime de uzanıp- onu bir daha terk etmemek üzere kendine mesken-ı dil abat seçmişsen;Unutma beni ve asla unutama beni-Unutama!.”

FETU/FETÖ İblislerinin, milletimize reva gördüğü “15 temmuz’”sene-i devriyesine az kaldı..Diyorum ki!
Acaba,”16 temmuz 2016 günü” yaptığımız gibi, milletçe-bir potada eriyip-çelikleşmiş bir yumruk misali;”O gün”sapıkların başına vurup,-analarından doğduklarına pişman ettikten sonra yaptığımız gibi,acababütünsiyasal parti Liderlerinin de katılımıyla bir araya gelerek yeniden milli tesanüt ve birlikteliğimizi tesis edemez miyiz??

Bence bu mümkündür,lakin sanıyorum ki;Sayın Cumhurbaşkanı da isterlerse.

Öyleyse..
Haydi Sayın Cumhurbaşkanım! Bu defa top Sizde;Üstünüze düşen tarihi görev ve sorumluluğu yapın “15 temmuz 2017 günü” bütün siyasi parti Liderleriyle yönetim kurulu temsilcilerini “Başkanlık Sarayına” davet ederek, ülkenin-sosyal ve siyasal barış ve kardeşlik kapısını da-bir daha kapanmamak üzere- yeniden aralamaya ve anlamlandırmaya başlayın..

Bu güzel fırsat inanınız ki bir daha zor ele geçer;Fırsatı geri çevirmek de,yeniden çok olumlu bir “milli dayanışma zeminine çevirmek de “Şimdilik”sadece ve sadece zat-ı alinizin yani;Sizin elinizdedir..

Çünkü..

Biz,malum olduğu üzere “Batı emperyalizmi tarafından” dünyadan-adeta tecrit edilerek yalnızlaştırıldık;Şimdi birbirimize daha çok ihtiyacımız var,çünkü şimdi birbirimizden başka sığınıp/saracağımız başka bir müşfik-ı müdebbir kucak da ne yazık ki pek yoktur..Benden söylemesi;Sonradanda,demedi demeyiniz..
Çünkü..
Ben(Sivil ve sade bir yurttaş olarak..) ülkemle insanını her türlü siyasal partilerle onların mensuplarının-ÖZEL-partisel talep ve beklentilerinden daha çok seviyorum..

Ve çünkü..

Benim önceliğim;Ülkemle insanına sunulacak bir barış ve kardeşlik ortamındaki huzur ve güvenle,onu medeni alemle buluşturup/yaşatacak olan bir- mutluluk- ikliminden başka bir şey değildir..

Ne diyelim!

Allah’ın da bir bildiği var elbet! Dilerim ki!FETU/FETÖ” güruhunun yaptığı yanlarına kar kalmayacaktır elbet;Ülke Şehitlerinin ruhu şad,mekanları cennet ve gazilerinin de kalan ömr-ü hayatı şad-uman olsun!

Evet..

Biz,15 Temmuzun sene-i devriyesinden hemen önce bunları yazmışız,lakin üzülerek belirtmeliyim ki ya kimse sesimzi duymadı ya da önemsemedi,çünkü sanıyorum ki bu günlerde;Siyasal partileriyle Liderleri için;”Siyasal imkan ve ikbal”her bir şeyin de üstünde ve ne yazık ki halk da bunu”olan/biteni” kuzuların sessizliğiyle sadece sadece izliyor..

Halbuki!

Biz istemiştik ki;15 Temmuz 2016’nın akabinde milletçe “Yeni kapı ruhuyla” inşa ettiğimiz “siyasal ve sosyal barış ve kardeşlik” ortamını daha da imar ve ihya ederek kalıcı kılalım,ancak olmadı/olamadı-Liderler “kendi siyasal ikballeri adına” buna bigane kaldılar ne yazık ki!!

Şimdi görünen o ki;Bütün siyasal partiler kadrolarıyla birlikte,ülkenin aşikar görünen bu-Siyasal ve sosyal çözümsüzlük ortamıyla beraber-müstakbelde yapılacak olan 2019/Başkanlık Seçimine” pervasızca odaklanmış durumda..

Yahu!

İnsan hiç olmazsa bir “sosyal” barış ve kardeşlik ortamını tesis eder;Siyasal bir barış ortamını da hayata geçirmek üzere..Lakin ne gam;Varsa/yoksa illaki de seçimler ve seçimlerle elde edilecek imkan ve ikbal nimeti,ülke ve insanının barış ve huzuru kimin umurunda??

SON/SÖZ;

Şimdi!

Ülkemizin el an bir milli mutabakat ortamına ihtiyacı vardır ve bunun için de; Öncelık ve ivedilikle bir “Siyasal Barış” ortamına,sonra da bir “Sosyal Barış Ve kardeşlik” ortamına ihtiyacı var,çünkü;Siyasal barış olmadan,Sosyal barış ortamı ve sosyal barış olmadan da asla “Milli Mutabakat” ortamı sağlanamaz..

Sevgilerimle..

Bu Haberi Gördünmü!

KENDİ TARİHLE YÜZLEŞMEK ERDEMLİĞİ..

“Tarih’i tekerrür diye tarif ediyorlar İbret alınsaydı,tekerrür eder miydi hiç?(M.AKİF)  Evet  “Milletler, kendi tarihi gerçekleriyle …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir