Seçime Giderken

 Türkiye,  haziran ayında seçime gidiyor.

Hem de yeni bir sistemle; “cumhurbaşkanlığı sistemi”.

Demokrasi sisteminin birçok eksiği, birçok handikabı var ama seçimlerin yapılıyor olması, seçimle yöneticilerin belirlenmesi, uygun zaman ve zeminde herkesin ülke yönetimine gelebilecek şansa sahip olması hakikaten güzel bir şey.

Seçimlerin böylesine dar zamana sıkıştırılması da bazı hataları, bazı şüpheleri barındırmıyor değil elbet.

Gönül ister ki, partilere, bağımsız adaylara yeterli zaman verilsin, herkes, her parti programını, seçim vaatlerini açıklasın ve açıklanan program ve vaatler üzerinde tartışılacak yeterli zaman olsun.

Siyaset bir yönüyle gazetecilik mesleğine benzer/benziyor; birçok muhabir ister ki, flaş bir haberi ilk kendi yayınlasın. Aynı haberin peşinde koşan muhabirler genellikle rakip yayın organının muhabirinden daha erken davranır ve habere ilk kendi ulaşmak için rakip muhabirlerin erişim kanallarını zorlaştırırlar buna basın dilinde “haber atlatma” denir.

Siyasette de rakip partiler kendilerinin en güçlü rakiplerin en zayıf zamanını seçer ve seçime öyle giderler.

Seçimlerin güvenli bir şekilde, itirazların çok az olduğu, şaibelerin olmadığı bir ortam ve ahvalde yapılması en büyük dileğimizdir.

Seçimlerin yol açtığı bazı olumsuzluklardan da söz etmek gerekir; bunlardan biri gürültü kirliliği ve diğeri de çevre kirliliğidir.

Şehirlerin dört bir yanının, her bir köşesinin pankartlarla, afişlerle bezenmesi, seçim sonuçlarını nasıl etkiliyor, ya da hakikaten etkiliyor mu, bilemiyorum.

En çok afiş asan en büyük, en güçlü parti mi oluyor, böyle bir algı oluşuyor mu onu da bilemiyorum.

Seçimlerin ülkemize barış, huzur ve demokrasi getirmesini diliyorum.

Bu Haberi Gördünmü!

Sıcaklar ve Sıcak Düşünceler.

Sıcakların pik yaptığı günlerdeyiz. Her şey barut gibi, her an yanabilir, her yanma patlamalara yol …