Şeffaf Kanatlı Zaman-2

Şeffaf Kanatlı Zaman’da Kadın Ve Erkek Kahramanlara Modern-Geleneksel İkiliği Üzerinden Bir Bakış

Tanzimat’la başlayan, Cumhuriyet projesiyle birlikte planlı olarak uygulamaya konan modernleşme hareketleri, ekonomi alanındaki en belirgin ifadesini 1980 sonrası hayata geçirilen liberalleşme programıyla kazanır. Başlangıçta Osmanlı, ardından uluslaşma süreciyle birlikte Türkiye toplumunda başta ekonomi, din, politika, hukuk olmak üzere hayatın hemen hemen her alanında karşılığını bulan bu olgu o toplumda varlığını sürdüren insanların günlük pratiklerinde ve ahlaki değerlerinde özellikle 80’li ve 90’lı yıllarda belirgin değişimlere neden olmuştur. Sürecin etkisiyle bireylerin yaşadıkları çıkmazlar, uyumsuzluklar, içine düştükleri çelişkili durumlar bir kurmaca olarak edebiyata malzeme sağlar. Son dönem çağdaş Türk romanı yazarlarından Mehmet Önal’ın romanlarının zeminini modern / geleneksel, buna bağlı olarak da kent / taşra ikiliği oluşturur. Bu ikiliklerin karşıtlıkları ve birbirine geçmişliklerine bağlı olarak sorunsal haline gelmeleri, romanların temel figürlerinde vücut bulur. Sınıfların belirginlik kazanmaya başlaması, toplumsal kurumların özerk yapılar haline gelmesi, ayrıca tartışılır olmakla birlikte modern-geleneksel ikiliğini oluşturan olguların giriftleşmesiyle ortaya çıkan yabancılaşma, bu figürlerin en temel özelliklerindendir. Ancak bu tespitin romanlar bazında ekonomik/siyasal/kurumsal altyapısı söz konusu değildir. Bu durumu biz yazarın romanlarındaki temel figürleri tip-birey olarak kurgulanmasındaki çabasında hissederiz.

Yazarın ilk romanı olan ‘Şeffaf Kanatlı Zaman’ın temel figürü olan Rıfat, kente özgü değer ve pratiklerin yavaş yavaş belirmeye başladığı taşradan eğitim amacıyla ayrılır. Üniversiteyi okuduğu kentte yaşadığı değişime rağmen geleneksel yaşamdan kaynaklanan tortularda varlığını türkü dinleme gibi eylemlerde sürdürmektedir. Yabancılaşmış ancak ahlaki değerlerini tam olarak yitirmemiş bir kentli olarak kurgulanan Rıfat modern zamanlara özgü sivil dikkatsizlik olgusunu da açıkça sergiler. Herhangi bir yerde karşılaşılan insanlarla göz göze gelmemeye çalışmak, onlarla konuşmamak, kurulan arkadaşlıkları farklı ilişkiler için bir araç olarak görmek bu durumun yansımalarıdır. İnsanlarla olan iletişim problemi, var olanın devamından yana olması, kaderciliği, pasifliği ve korkularına bağlı olarak apolitik ve sinik bir birey olarak sunulan Rıfat; toplumun baskısı karşısında bireysel özgürlüğü, gerçeğin katılığı karşısında hayali, yabancılaşma karşısında sanatsal yaratıcılığı (müzik ve edebiyatta), dostluğu savunmasıyla tutarlılık ve dengeyi sağlar. Yazarın ikinci romanı olan ‘Ömrün Özeti Bir Gün’de modern-geleneksel ikiliğinin somut görünümü romanın merkezinde duran iki tip tarafından sağlanır.

Hayatını kasabada sürdüren birçok insan gibi kente gitme hayaliyle yaşayan, içine düştüğü sıkıntılı durumu kentli bireylerle yaşadığı özdeşleşmeyle aşmaya çalışan Nihat ve yabancılık, uçarılık, marjinallik ve bireysel özgürlüğün temsilcisi olan Behlül’ ün özelinde modern ve geleneksel adeta bütünleşir. Bu birlikteliğin harcını is aşk ve dostluk oluşturur. ‘Efsane’ romanında ise yazar, sanat ve tasavvufi oluşun hakim olduğu aşk sayesinde kentin bireyde yarattığı yabancılaşmayı aşmaya çalışan Âdem’de manevi değerleri, buna karşılık romanda patron tipini temsil eden Aziz’de ise 80’li ve 90’lı yılların yükselen değerleri olan sınıf atlama arzusu, güç, statü gibi maddi değerleri somutlaştırır.

Erkeklerin merkeziliğine karşılık, romanlarda yer alan kadınlar modern-geleneksel ikiliği üzerinden alternatif okumalara imkân tanıyor. Şeffaf Kanatlı Zaman’da geleneksel ev kadını tipini temsil eden Münevver’in mutsuzluğu eşi Rıfat’ın hastalığından kaynaklanmaktadır. İçinde bulunduğu tüm sıkıntılara rağmen modern insanlar gibi iyi görünmeye, kendisine çekidüzen vermeye, ilişkilerinin devamlılığını sağlamaya çalışır. Komşunun kızının eve geç saatte erkek arkadaşlarıyla gelmesini ve erkeklerin görünümlerini yadırgaması (saçlarını uzatmaları, kulaklarına küpe takmaları) onun yaşanan değişime karşı esnek olamadığını; romanın sonunda ise kocasının geleceğinin belirsizliğine karşılık olarak tüm umudunu oğluna bağlaması, erkeklerden bağımsız var olamadığını ve tüm olumsuzluklara rağmen ailenin devamlılığından yana olduğunu gösterir. Münevver’e karşıt olarak kurgulanan Beyza ojeli tırnakları, boyalı dudakları, erkeklerde cinsel arzu uyandıran davranışlarıyla baştan çıkaran kadını simgeler. Romanda Rıfat’la olan ilişkisinde, daha önce yaşadıkları sayesinde edindiği deneyimleriyle cinsellikte alışılagelmiş kadın-erkek rollerini tersine çevirerek modern kadına en çok yaklaşan Hülya ise, cinselliğinde bir yere kadar yaşanabileceğini söyleyerek, yani sınırı çizerek geleneksel rollere dönüşü bir kez daha gerçekleştirir. ‘Ömrün Özeti Bir Gün’de temel figür Nihat’ın annesi olan Nilüfer geleneksel ev kadını rolleri ve şefkat, güven, koruyuculuk gibi anneliğe has duygularla yansıtılır. Buna karşılık Nihat’ın kendisine duyduğu aşka bağlı olarak fiziksel görünümüyle baştan çıkaran kadını temsil eden Nesrin, romanın sonunda Nihat’ın dostu Behlül hakkında tüm iyi niyetiyle verdiği bilgilerin yardımıyla bir televizyon programı hazırlayarak, bir anlamda duygularını metaya dönüştürerek, modern hayattaki ahlaki değişimi açığa vurur. Son romanı ‘Efsane’de temel figür Âdem’in âşık olduğu Dilara, üniversitede okuyan taşra kökenli kız öğrenci tipidir. Kentin yarattığı bireysel sorunları yüzyüze ilişkilerin geçerli olduğu cemaat türünde yapılarla aşmaya çalışır. Kentin, kişisel ilişkilerin, aşkın getirdiği karmaşayı, dengesizlik durumunu aşmak için, geriye bir mektup bırakarak belirsiz bir şekilde ortadan kaybolur. Tasavvufi duyuş ve oluşun hakim olduğu Adem Dilara aşkı ‘gerçek’ düzleminde okunduğunda kadın kahramanın; kentin, kişisel ilişkilerin aşkın getirdiği karmaşayı ve dengesizlik durumunu aşmak için geriye bir mektup bırakarak aniden ortadan kaybolması bize divan edebiyatına özgü ”yok’ sevgili, ‘yoklaştırılan’ sevgiliyi” hatırlatıyor. Ancak geleneğin modern zamanlarda bu şekilde yeniden üretimi, bize günümüz gerçeğini anlamada yeterli donanımı sağlamıyor.

Tanzimat ve Cumhuriyet dönemlerinde ağırlıklı olarak Doğu/Batı günümüze gelindiğinde ise modern-geleneksel olarak kurmaca yapıtlarda sorunsallaştırılan bu temel ikilik, son dönem yazarlarımızdan Mehmet Önal’ın romanlarında özellikle temel figürler, tipler düzeyinde somutlaşarak, karşıtlıkları ve geçişlilikleriyle okura, özgün görünümler sunuyor.

Bu Haberi Gördünmü!

Çiftçilere süt sağma makineleri dağıtıldı 

Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesinde hayvan üreticilerine modern süt sağma makinelerinin dağıtımı yapıldı. GAP Eylem Planı kapsamında …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir