Tefsir Usulü – İbn Teymiyye

 

Tefsir usulüne giriş/Mukaddimetün fi Usuli”t-Tefsir adı ile tercüme edilen îbn Teymiyye”nin tefsir ve tefsir usulündeki metodunu göstermesi bakamından yazdığı en mühim eserdir. Mütercim Cemal Güzel”in giriş kısmında izah ettiği üzere, İbn Teymiyye”nin, öncelik ve orijinalliği olan bu risalesi, tefsir ve Kur”an ilimleriyle meşgul olanlara büyük çapta tesir etmiştir. Şeyhülislam”in talebesi Hafız İbn Kesir, değerli rivayet tefsirinin girişine bu risalenin, “Tefsirde En Güzel Metodun Ne Olduğunu” açıklayan son iki bölümünü, harfi harfine almıştır.

İmam Zerkeşi ile Suyuti de, kitaplarında, bu risaleden yararlanmışlardır. Zerkeşi yer yer, İbn Kesir”in yaptığı gibi veya Onunkine yakın tarzda alıntılar yapmış hatta Suyuti, “el-İtkan fi Ulumi”l-Kur”an” adlı eserinin 78. maddesini teşkil eden: “Ma”rifetü Şuruti”l-Mufessir ve Adabuhu: Tefsircide Bulunması Gereken Şartlar ve Onun Uyması Gereken Kurallar” bahsinde, İbn Teymiyye”nin risalesinin en önemli bölümünü özetlemiştir. Suyuti (r.a.) söz konusu bölüm altında işlenen bilgileri içine alan diğer bazı kitaplara bakma arzusu olmasaydı, herhalde onu tamamen alıntılamak istiyordu. O, özetleyerek yaptığı bu nakli, “İbn Teymiyye”nin sözleri burada bitti; gerçekten nefistir” diyerek bitirir.

Şeyh Muhammed Ragıb et-Tabbah (r.a.) in “es-Sekafe-tü”1-İslamiyye: İslam Kültürü” adlı kitabında (s. 100-108), bu risalenin başka bir nüshasını görüyoruz. Tabbah bu özeti verirken, “Tefsirdeki ihtilafların sebepleri ve tefsirde en güzel usul konusunda yazılanların en güzelidir” der. Merhum, şunları söyler:

“Biz, ihtilafların sebepleri ve tefsirde en güzel metodun ne olduğu konusunda toplu bir bilgi verecek kadarıyla ondan alıntıda bulunuyoruz. Bu hususta daha geniş bilgi isteyenler, “Mukaddime”ye başvursunlar; yeterli bilgi orada vardır.” Tabbah müfessirlerin tabakaları konusunda bilgi verirken de İbn Teymiyye”nin risalesine dayanmıştır.

Büyük Üstad Muhammed Behce el-Beytar”ın bu risale hakkındaki düşüncelerinden bir nebze olsun bahsetmeden geçemeyeceğim. Allah (c.c.) üstadımızı korusun, diyor ki:

“İbn Teymiyye”nin bu risalesi, O”nun ilim okyanusundan coşan bir seldir. Kendisinin de dediği gibi, bu risaleyi zihnînden, kalbinin en kıymetli incileri olarak yazmıştır. O”nun bu risalesi selefimizin Kur”an”ı araştırma ve anlama hususunda bize bıraktıkları külliyattan altın bir safha, tefsir ve tefsir terminolojisinin bazı problemlerini çözüme kavuşturan bir kaynak ve sana, müfessirlerin ve onların eserlerinin en doğru olanını gösteren ve peşin bir takım inanç ve usullere saplanarak Allah”ın kelamını ve Rasulü”nün sünnetini bunlar ışığında yorumlayan tarafgirlere karşı seni uyaran bir eserdir.”

Eserin yazılış hikayesi ile ilgili olarak, İbn Teymiyye derki: “Kardeşlerden biri benden, Kur”an”in anlaşılması, tefsir ve manalarını kavranmasına yardım eden, tefsir sahasındaki akli ve nakli ürünlerin hak olamyla olmayanı birbirinden ayıran, görüşler arasını kesin olarak belirleyici delili ta”yin eden bir mukaddime (giriş) yazmamı istedi…”

Selef ekolü tefsir metodolojisinin ilk kaynağı mahiyetinde olan bu eser, ilk bölüm olarak, Resulullah”ın (sav) ayetlerin manalarını sahabeye anlatması ve tabiinin sahabeden tefsiri öğrenmesi konusuna ayırmıştır.

İkinci bölümde selefin (sahabe, tabiin ve etbau tabiin) tefsir konusundaki ihtilaf sebeplerini etraflıca ortaya koymuştur. Bu ihtilafların çelişki olmadığını sadece farklı bakış açıları olduğunu ifade etmektedir.ihtilafları iki başlık altında değerlendirir Şeyhül İslam İbn Teymiyye.

Esbabı nuzul/nuzul sebebi ve önemi üzerinde duruyor. Nüzul sebebinin önemini izah ederken, nüzulün has hükmün umumiliği konusunu da izah eden Şeyhülislam şöyle der: “Bu ayet veya hadis, bu şahıs gibilere has olup, bu şahsın durumunda olanlara da şamildir; (fakat) bunlarda lafız itibariyle bir umumluk yoktur.”

Bir kelimenin bir çok anlama gelmesinden kaynaklanan ihtilafları izah ederken, öylesine ince ayrıntılara iniyor ki, Arap diline hakimiyeti ve ilmi muvazene yeteneği sırf bu cümlelerde bile arz-ı endam ediyor. Yakın anlamlı kelimelerin tefsirde kullanılmasından kaynaklanan ihtilafları anlatırken de hakeza bu göze çarpıyor.

Üçüncü bölümde, tefsirlerde nakilden ve re”yden kaynaklanan ihtilafları etraflıca izah etmiştir. Nakilden kaynaklanan ihtilafları izah ederken megazi yazarları ile ilgili olarak Ahmed Bin Hanbel”den (rh) şu sözü rivayet eder: Üç şey vardır ki, bunların isnadlan mevcut değildir: Tefsir, melehim ve megazi.” Bu üçünün aslı yoktur” diye de rivayet vardır ki, “İsnadı yoktur” anlamındadır.

Tefsir ilmi literatüründe, tefsir ekolleri olarak geçen, Mekkeliler, küfeliler,Medineliler ekollerini sayıp, en iyilerinin Mekke ekolü olduğunu çünkü bunların İbn Abbas”ın (ra) talebeleri olduğunu beyan eder. (Şam ekolünü saymamış olması, o dönemde tefsir ekolleri içinde Şamlıların olmamasından veya Şeyhülislamın Şamlılar ile diyalog halinde olmamasından kaynaklanabilir.)

Günümüzde var olan bir soruya da izah kısmında cevap veriyor Şeyhülislam. Hadis ve hadis ilmine mesafeli olan kişilerin, bilmeyerek veya yanılarak hadis konusunda sahabeye laf edip o dönemden bu döneme kadar hadislerin sıhhatli gelemeyeceğine dair görüşlerine cevap mahiyetinde İbn Teymiyye şöyle diyor:” Bunun içindir ki, birbirlerinden almadıkları sabit olan iki kimse vasıtasıyla Rasulullah”tan (s.a.v.) rivayet edilen bir hadis, kesin olarak doğrudur. Hele hele nakledenler, bile bile yalan söylemeyen kimselerden iseler… Böyle bir durumda ancak, içlerinden birinin unutma veya yanılma ihtimalinden endişe edilebilir.

Çünkü sahabeden İbn Mes”ud, Übey b. Ka”b, İbn Ömer, Cabir, Ebu Said, Ebu Hureyre ve diğerlerini tanıyan bir kimse yakinen bilir ki, -bırakınız daha üst derecede olanlarını- bunlardan hiçbiri, kasden Rasulullah”a (s.a.v.) yalan isnadında bulunmaz. Bu husus, bir kimsenin uzun süre tecrübe ederek ve içini-dışını öğrenerek, bir kişinin hırsız, yol kesici, yalancı şahid vs. olmadığını tesbit etmesine benzer.

Medine, Mekke ve Basra”da yaşayan tabiiler için de durum aynıdır. Ebu Salih es-Semman, el-A”rec, Süleyman b. Yesar, Zeyd b. Eşlem ve benzerlerini tanıyan bir insan, bırakınız Muhammed b. Şirin, Kasim b. Muhammed, Said b. el-Müseyyib, Ebu Ubeyde es-Selmani, Alkame, el-Esved gibi üst derecede bulunanların bu kimselerin bile bile yalan hadis uydurmayan kişiler olduklarını kesin olarak bilir.

Bunlardan herhangi birinin, ancak yanılma ve unutmasından endişe edilebilir. Çünkü yanılma ve unutma, insanoğluna çokça arız olabilir. Ancak insanların, bu gibi arızalardan fevkalade uzak bildikleri hadis hafızları da vardır. Mesela Şa”bi, Zuhri, Urve, Katade, Sevri”ve emsallerinin, hele hele çağlarında Zühri”nin yanıldığı görülmemiştir. ”

Buhari ve Müslim ile ilgili olarak:” Buhari ve Müslim”deki hadislerin geneli, Rasulullah”a (s.a.v.) ait oldukları kesin olan sözlerdir; çünkü bu rivayetlerin çoğunluğu bu kabil (kesin) hadislerdir. Ve çünkü, bunları ilim ehli kabul ve tasdik ederek benimsemiş ve almıştır.” Demiştir. Haberi vahid kalbinden olan hadislerin ameli gerektirdiğini bunun cumhurun görüşü olduğunu beyan etmektedir.

Hadis ilmi ile ilgili olarak kısa bir izahı da var. Tefsirlerdeki uydurma hadislere de kısaca değinen Şeyhülislam, Sa”lebi, Vahidi ve Zemahşeri”nin tefsirlerinde uydurma hadislerin olduğunu beyan ediyor. Bunun hemen akabinde istidlalden kaynaklanan ihtilafları da izah ediyor.

Ehli sünnet dışı bir kısım tefsirler ile ilgili tespitlerde bulunan Şeyhülislam, özellikle Zamahşeri ve İbn Atiye tefsirleri üzerinde mülahazalarda bulunuyor. Akabinde delillerden dolayı düşülen hataları da kısaca izah edip bölümü bitiriyor.

Beşinci bölümde ise, “Tefsirde en doğru yol” başlığı altında, kendi usul kaidelerini anlatmaya başlıyor. Tefsir ilmi ile ilgilenecek her insan için yol gösterici olan şu cümleler, Şeyhülislamın ifadesi ile ana esaslardır.” Eğer, “tefsirde en doğru metod nedir!” denilirse, bunun cevabı şudur:

Önce Kur”an”ı yine Kur”an”la tefsir etmektir. Çünkü, Kur”an”da mücmel (kapalı) olarak anlatılan bir husus, başka bir yerde müfesser (açıklamalı) olarak, bir yerde kısa olarak geçen bir husus, bir başka yerde geniş olarak geçer.

Eğer bu mümkün olmazsa, Sünnet”le müracaat et. Çünkü Sünnet, Kur”an”ın şerh ve izahıdır. Hatta İmam Şafii demiştir ki: “Allah”ın Rasulü”nün verdiği her hüküm O”nun Kur”an”dan anladığıdır.” Ve Allah Teala şöyle buyurmuştur:

“Biz sana Kitab”ı, insanlar arasında Allah”ın sana gösterdiğiyle hükmedesin diye, hak ile indirdik. Hainlerin savunucusu olma.” (Nisa: 4/105)

“Biz sana Zikr”i, insanlara ne indirildiğini açıklaya-sın diye indirdik, ta ki düşünsünler. (Nahl: 16/44)

“Biz sana Kitabı, ancak üzerinde ihtilafa düştükleri hususlarda onlara açıklayasın diye, iman eden bir kavme hidayet ve rahmet olarak indirdik. (Nahl: 16/64)

Bundan dolayıdır ki, Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“Dikkat edin! Bana Kur”an ve beraberinde bir o kadarı verildi. Ki bu, sünnet”tir. Doğrusu, Sünnet de Kur”an”ın indiği gibi vahiy olarak inerdi. Şu kadar var ki, Kur”an gibi tilavet edilmezdi.” “Şayet, bir ayetin tefsirini ne Kur”an”da, ne de Sünnet”te bulamazsan, o takdirde Ashabın sözlerine müracaat edersin. Çünkü onlar, bunu en iyi bilenlerdir. Zira Kur”an”ın inişine şahid olmuşlar, Kur”an”la ilgili olayların içinde yaşamışlardır.” “Tefsir edilmek istenen ayetin açıklaması Kur”an”da, Sünnette ve Sahabenin sözlerinde bulunmadığında, imamlardan birçoğu, tabiilerin sözlerine başvurmuştur.”

Kitabın son kısmında, “Rey Tefsiri” başlığı altında, hadislere ve diğer ilmi donanıma vakıf olmadan yapılan tefsirlerin yanlışlığını izah ediyor Şeyhülislam. Hz. Ömer (ra) ve Hz.Ebubekir”den (ra) yaklaşımlar ile delillendirdiği görüşünü diğer tabiin tefsir alimleri ile de pekiştiriyor. İlmi vukufiyeti olmayan insanların tefsir yapmaya çalışmaları sadece sapıklıklarını arttırır ve insanların zihinlerini iğdiş eder gibi bir tespit hasıl oldu zihnimde, bu son bölümü okuduktan sonra.

Eserin genel muhtevasına baktığımızda, İbn Teymiyye kendi dönemine kadar olan tefsir ilmi ilgili derinlikli bilgi vermiştir. Ve tefsir ilmi ile ilgili kendi yaklaşımını öz olarak ifade etmiştir. İbn Teymiyye”den sonra gelen tefsir ilmi alimleri bu görüşlerden de istifade ederek, bu ilmi disiplinize etmişlerdir. Dolayısı ile, tefsir ile ilgilenen zatlar, bu eserden istifade etmek ile birlikte diğer tefsir ilmi ile ilgili eserlerden de istifade etmelidirler.

İbn kesir gibi büyük bir müfessiri yetiştirmiş olan selef ekolünün tefsir usulü esaslarını ihtiva eden bu eser, kendisinden sonra gelen müfessirler için yol gösterici bir ışık olmuştur. Son dönemlerde İbn Useymin gibi alimlerin selef ekolü tefsir ilmi ile ilgili neşretmiş olduğu eserler bunun delilidir.

Kişisel kütüphanelerimizin, en baş bölümünde var olması gereken, “Kur”an kitaplığı” bölümünün başucu kitaplarından olabilecek bu eser, tevhid yayınları tarafından neşredilmiştir. Okunması ve istifade edilmesi duası ile…

Kur”an”ın aydınlığında buluşmak ümidi ile…

Bu Haberi Gördünmü!

Çocuklara mutluluk giydiriliyor 

Merkezi İstanbul’da bulunan Mutluluk Giysin Çocuklar Derneği Adıyaman’da ki okullarda bin 300 öğrenciye bot, mont …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir