Televizyon ve Kararan Hayatımız..!

İnternet sitelerinde akıp giderken bir haber dikkatimi çekti. Diyor ki elektrik yoktu televizyon kapalıydı ailemle muhabbet ettim hepsi iyi insanlarmış. Mesaj belki ironi bir anlatımla işlenmiş sosyal gerçekliği anlatıyor. Evet antenle içimize giren bizi bir birbirimize uzak eden bir dünya insanların evi içi iletişimi unutup sosyal dünya üzerinde yasadıkları yalan bir dünyayı barındıran kaçış ifade eden ilişikleri anlatan bir dünya;

Nerde o eski kış gecelerinde yaşanan dünyayı unutturan tek tip bir hayatın lanse edilmeye çalışıldığı sahte kahramanların kabadayı entellerin dili katledercesine anlaşılmayan şiir demek için bin şahidin arandığı dünyamız.

Ataerkil bir dünyanın yerine nihilist bir dünya konmaya çalışılıyor

Bu konu çok dikkatimi çekti savrulduğum sayfalarda psikoloji analizleri ile kariyerini donatan Prof. Dr. Nevzat TARHAN hocamızın televizyon ile bağlantılı yazısını okudum ve bu yazının üstünde yazı yazılmayacağını düşündüm bu makaleyi okuyucularımla paylaşmak istiyorum.

Her evde sözünü dinleten kendisini takip eden aile bireylerini uğruna birbiriyle konuşmayı dahi bıraktığı bir büyükbaba vardır. Televizyon evin başköşesinde duran önünden geçilmesine bile tahammül edilemeyen bu cihaz aile içi iletişimin en büyük düşmanlarından birisidir. Akşam eve gelen erkek izlediği futbol maçından sonra gol pozisyonlarının saatlerce tartışıldığı yorum programlarını seyreder. Kadın da gündüz kadın programları gece dizilerle vakit geçirir duruma gelirse ailede kopukluk başlar ve problemler baş gösterir. Televizyon aile içi iletişimi baltaladığı gibi bireysel olarak da insana pek bir şey katmaz. Televizyon izleyen kişi her şey önüne hazır sunulduğu için yorum veya analiz yapma ihtiyacı hissetmez. Televizyon zihinsel tembelliğe yol açar. Oysa beyin

Haritası çıkarıldığında da açık şekilde görülür ki. İnsanda beyni en çok geliştiren şey düşünmek ve yorum veya analiz yapmaktadır. Örneğin bir kişi bir kalemi eline aldığında kalemin gramer ve lengüistik özellikleri sol beyinde anlam kısmı yani bir nesne olduğu bilgisi sağ beyinde işlenir kalemle ilgili duygular limbik sistem dediğimiz beynin derin kısmında kaydedilir. Kalem hakkında bir yorum yaparken duygular ekleneceği analiz edileceği farklı bakış açıları geliştirileceği için beynin her bölgesi çalışır. Yorum yapmayan kişide ise beynin sadece sol kısmı aktiftir. Bir televizyon izleyicisinde de durum aynıdır. İzleyici bunun önüne geçebilmek için izlediği programdan sonra edindiği bilgilerle zihinsel geviş getirme yapmalıdır. Uzun süre televizyon izlemek küçük çocuklar için de zararlıdır. Televizyonu ucuz bakıcı gibi gören anne çocuğunu sabahtan akşama kadar televizyonun başında bırakırsa.

Çocuk sürekli dinlediği için konuşmaya ihtiyaç duymaz. Beyninde konuşmayla ilgili alanlar gelişmez. Çocuk psikiyatrisinde klip sendromu olarak adlandırılan bu durum sonucu 4 yaşına gelmiş bir çocuk henüz konuşmaya başlamamış olabilir. Kimi aileler ise özellikle çocuklarını zararlı etkilerinde korumak. Bağımlı hale gelmelerini engellemek için televizyonu evden tamamen çıkarma yoluna giderler. Ancak böyle bir uygulamanın da sakıncaları vardır. Evde televizyon izlemeyen çocuklar komşularında televizyonla karşılaştığında kontrolsüz şekilde izlemeye başlarlar. Kontrollü kişilik duygusu geliştiremez hale gelirler.

Genç arkadaşı, televizyon bağımlılığı tehlikesinden kurtulmak istiyorsan seçici izleyici olmalısın. Uygulaması zor da olsa seçici izleyiciliğin sana sadece zaman kazandırmakla kalmadığını, aile içi iletişimden kültürel birikime aktivitelere kadar pek çok alanda fayda da sağladığını kısa sürede gereceksin.

Yorumu siz değerli okuyucularıma bırakıyorum.

 

Bu Haberi Gördünmü!

ÜLKEMİZİN HEDEFLERİ SİYASETİN ÖNÜNDE OLMALIDIR

Halkımız demokrasinin kendine vermiş olduğu yetkiyle coşkulu bir şekilde sandığa giderek ülkemizin yeni yönetim sistemini …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir