Tüketim Çılgınlığı

 Bir mayıs emek bayramını geride bırakıp karşı kaldırıma geçtik.

Ve kapitalizmin göbeğine düştük.

Tüketin diyorlar.

1929 da yaşanan dünya ekonomik krizinden çıkış içinde “tüketim” işaret edilmişti.

Ünlü Amerikalı iktisatçı Keynes, “tüketin ki üretile” diyordu. Keynes’i en çok izleyen, felsefesini benimseyen kişi de Merhum Turgut Özal olmuştu.

Kapitalizm ve çoğunlukla ona hizmet eden medya reklam sektörü de halkı tüketime özendiriyor.

Süslü ambalajlar, kısa vadeli son kullanma tarihleri ve bunların üzerine işlendiği ürünler tüketim ekonomisini pompalıyor.

Oysa bir ülke üretmiyor, yeterince tasarruf etmiyorsa bir yerlere gelmesi, borç batağından kurtulması, enflasyonu dizginlemesi olanaklı değildir.

Büyük bir alış-veriş merkezine giden birçok kişi oraya tek kalem olan ihtiyacını karşılayacak bir ürün alması gerekiyorsa, bir bakıyorsunuz ki sanki bedava verilmiş gibi hiç de ihtiyacı olmayan birçok ürünü satın almış olarak marketten çıkıyor.

Hele alış verişte kredi kart kullanılmış ve kişi alış veriş merkezlerinde kendini frenleyemiyorsa, büyük tehlike kapıya dayanmış demektir.

Bugün ekonominin önündeki en büyük prangalardan biri batık kredi kartları gerçeğidir.

Topluma pompalanan sapkın duygulardan biri de “kolay yoldan zengin olma” düşüncesidir.

Bu dürtü, kabarmış bu hırs geride banker mağdurları, çiftlik bank, çeşitli holdinglerden hisse alıp, boşluğa düşme sendromlarını yaratıyor.

Ekonomi bir yönüyle de iktidarı belirliyor, elbet!

Ekonomik başarı gösteremeyen iktidarların ömrü çok kısa oluyor/olabiliyor.

Hasılı, ele güne el avuç açmamak için kendi yağımızda kavrulup, alnı dik gezebilmemiz için üretmeli ve tasarrufu özendirmeliyiz.

Bu Haberi Gördünmü!

Sıcaklar ve Sıcak Düşünceler.

Sıcakların pik yaptığı günlerdeyiz. Her şey barut gibi, her an yanabilir, her yanma patlamalara yol …