Tüm Köy-Sen Adıyaman Şubesi Başkanı Ramazan Gökay: “1 Eylül Dünya Barış Günü Barışı Getirsin”

 

 

Tüm Köy-Sen Adıyaman Şubesi Başkanı Ramazan Gökay 1 Eylül Dünya Barış Günü münasebeti ile  bir mesaj yayınladı.

Gökay  konuşmasında Genel olarak, Ortadoğu, küresel güçler tarafından desteklenen radikal İslami örgütler ile eyalet valisi gibi davranan yerli işbirlikçiler eliyle kan gölüne çevrilmiş durumda. Radikal islam 1960 lı yıllardan sonra ortaya atılmış, zaman zaman Ilımlı İslam Zaman zaman Medeniyetler buluşması denilerek yapay biçimde türevlerine ayrılmıştır.Tümü El-Kaide denilen terör örgütün içinden imal edilmiştir Günümüz IŞID denilen organize yapı  belli düzeneklerle donanmış silahlı bir örgütten farklı olarak  altı milyon km kare toprağa yayılmış bir orduya dönüştürülmüştür. Nerede yer altı ve yer üstüne dair bir zenginlik var ise orada savaş mutlak biçimde kaçınılmazdır.Sonuç kaçınılmaz olarak yoksulların zulüm gördüğü silah sanayilerinin kara geçtiği kan barut ve göz yaşıdır.

1 Eylül Barış Günü’nde; katiller ordusunun Suriye,Irakın Musul bölgesinde Rojava ve Şengal merkezli soy kırımı korkunç boyutlara ulaşırken Orta doğunun oryantalist yönetimleri bu işin finansörü olmayı sürdürmektedir  Bu süreçte AKP Hükümeti’nin Ortadoğu’daki katliamda payı olmasının yanı sıra, Türkiye özelinde kendi iktidarı uğruna ” İç Güvenlik Politikaları ” adı altında bir kaotik politika sürdürülmektedir.İthalata dayalı kalkınma politikaları iflas etmiş ekonomik büyüme yalanı sona ermiş RESESYON sürecine girilmiştir.  Bir yandan ekonmik soygunun gizlenmesi ,Diğer yandan Saltanat uğruna Halkların demokratik ve özgürlük taleplerine saldırmaktadır. En son olarak Lice’de Varto da Sılopi de Şemdinlide roboski de Zergene de her yer TSK tarafından yangın alanı haline getirilmiş Halkın vergileriyle beslenen polis allahuekber naraları ile oraya buraya saldırmaktadır.

12 Eylül anayasasının getirdiği yasalardan yararlanarak iktidarın el değiştirmesini istemeyen AKP yıllar yılı bu ülkenin başından ayrılmak istememektedir. / haziran seçim sonuçlarını sindiremeyen iktidar ” Bu kabulümüz değil,hadi bir daha demiştir.Koalisyon oluşumunu bilinçli olarak geciktiren süreyi uzatarak erken seçim tablosu ile kendini kurtarmaya çalışan AKP hükümeti Bilinçli olarak savaş konsepti uygulamaktadır Devletin tepesinde oturanlhalkların vergileriyle beslenenler,  şahadet ya da kefen giymekten söz ederek   insanları ölüme yollamaktadır,  Hem ölüme gönderip hemde cenasinde ” şehitlik en yüce mertebedir ne mutlu size oğlunuz şehit oldu” diye adeta dalga geçilmektedir.İktidara ait yöneticilerin çocukları  çürük alır yada bedelli askerlik yaparken yoksulların çocukları savaş alanlarında ölmektedir.Bu sen şehit ol bizi de saltanatımızı da de kurtar demektir.

Ülke içinde bu kan ve göz yaşı yaşanırken diğer yandan Türkiye’nin radikal İslami sürülere terörist örgüt demekten ısrarla kaçındığı ve lojistik olarak beslediği çeteleri; özellikle Kürtlere karşı kullanabilmektedir.Aleviler, Ezidiler, Süryaniler, Türkmen ve Kürtlerin yaşam alanlarını elinden alıp katlederken, 1990 lı yıllardan sonra yapılanların adeta bir tekrarı yaşanmaktadır. Tansu çiller o dönemde “Kurşun atanda Kurşun yiyende kahramandır” derken devletin derin ve jitemci yüzünü de itiraf etmiştir.                                                                                                                                                                                                                Kadınları sünnet etmek dahil işkence ve cinsel şiddet uygulayarak, kadınları da ganimet sayarak pazarlarda açık arttırmayla köle olarak satıldığı bu sürüye vergilerimizle her türlü destek sağlayabilmesi bir insanlık ayıbıdır.

Doğu ve Güney -Doğu’nun bir çok yerinde  yangın çıkartan bombalar dahil her türlü saldırı silahını kullanıp köyleri boşaltan bir anlayışın kendi vatandaşına zulüm etmesi  kadar insani olmayan tutum ret edilmelidir  Nazım’ın ,” onlar sana düşman bana düşman düşünen herkese düşman” dediği gibi insan olmak  1 Eylül dünya Barış günü ruhuyla haksızlıklara hukuksuzluklara karşı durabilmektir.

“Bizden habersiz orta doğuda yaprak oynamaz” diyenler Ortadoğu’da halkların eşitçe yaşayacağı bir ortam hazırlanması bir tarafa, savaşın bölgeye yayılması için tüm enstrümanları kullanmaktadır.

Filistin, Gazze’de kendi topraklarında sömürge statüsünde yaşarken katliama tabi tutulmaları yetmiyormuş gibi bir yandan toprakları ellerinden alınmakta diğer yandan mülteci yapıldığı gibi,Kürtler üzerinde de aynı senaryo uygulanmaktadır, Köyler boşaltılmakta insanlar kendi topraklarından koparılarak ormanlar ateşe verilmekte Kurdu kuşu toptan imha edilmektedir. Bütün bu kan deryası ve sömürü dalgası içinde, Ortadoğu’dan barış için yükselen mücadele, halkların; ırkçılığa, sömürüye ve cinsyetçiliğe karşı, farklı inanç ve kimliklere karşı bir arada yaşamanın mümkün olduğunu mücadelesi aciliyet kazanmıştır. Rojava, Şengal, Ninova ve Gazze’deki Doğu ve Güney Doğuda halkların, kadınların,cocukların yalnız olmadığını haykırmamız insani ve vicdani bir görevdir,

Savaşı silah fabrikaları üretir yerli işbirlikçiler uygular yoksullar ölür.Formülasyon buudur. Bu nedenle haksızlığa hukuksuzluğa adalet adına dur diyebilmek için halkların tek yumruk olma gibi bir zorunluluğu vardır. Aksi halde hızır paşalar tiranlar daha çok kan dökecektir.Dünya barış gününde barış adına yüksek sesle haykırma zamanıdır  dedi.

Haber: Mustafa POLAT

Bu Haberi Gördünmü!

Dağtekin ‘Bizim Adıyaman Sevdamız Var”

AK Parti Adıyaman İl Başkanı Mehmet Dağtekin bir basın açıklaması yayımlayarak Dr. Süleyman Kılınç’ın adaylığının …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir