Ülkenin Gündemi Sanal Gündem

Saadet Partisi İl Müfettişi Emin Atlıhan, Milli Görüş’ün ilk günden bu yana sadece doğruları söylediğini aktararak, kapatılan siyasi partilerin kapatma gerekçelerinin temelinde de İslam olduğunu ifade etti. 

Milli Görüş’ün doğru ve hak bir yolda ilerlediğini bunu hasımların da teyid ettiğinin altını çizen Saadet Partisi İl Müfettişi Emin Atlıhan,“Hasımların şehadeti hukuk da en büyük delildir. Bizim partilerimizi kapatmak için açılan davaların hepsinin temelinde İslam vardı. Laiklik gerekçesine dayanarak, partilerimizi kapattılar. Haramilerin bu konuda şehadet etmeleri bizim için önemlidir” dedi.

Kurulan dünya sisteminde Müslümanların temsil edilmediğine işaret eden Saadet Partisi İl Müfettişi Emin Atlıhan, “Dünyadaki petrol yataklarının yüzde 70’i Müslüman ülkelerde. Maden yataklarının büyük bölümü yine bu bölgelerde yer alıyor. Müslümanlar kendi topraklarındaki bu büyük hazinelere sahip çıksalar, Batılılar ancak ve ancak bu dünyada dilenci olabilir” dedi.

Bu gün dünyada aşırı beslenmekten ölenlerin sayısının açlıktan ölenlerin sayısından fazla olduğuna da sözlerine ekleyen Emin Atlıhan, “Böyle bir dünyada en kısa zamanda adil bir sistem kurulmalıdır. Bu Firavuni düzeni savunanların, hak sebeplerinin arasında güç, imtiyaz ve çoğunluk var. Kendilerini haklı gören Irkçı Emperyalizm, o yüzden Afganistan’ı işgal etti. ABD’nin Irak işgali, Fransa’nın bu günlerde Mali’ye yaptığı askeri operasyonların temelinde bu vardır” açıklamasında bulundu.

“28 Şubatla hesaplaşmayı biz yapacağız”

“Son bir aydır ana haber bültenlerine kilitlenenler ise kızlı erkekli öğrenci evleri ya da dershane mevzu ile uyutulmaktadırlar” diyen Emin Atlıhan, şöyle dedi; “Bu ülkenin gerçek gündemi, yeryüzünün gerçek gündemi, bir Müslüman’ın değişmeyen gündemi hak batıl mücadelesidir. Omuzlarımızda dağların yüklenmekten imtina ettiği bir sorumluluk var.Bu gezegende 7 milyar insan yaşıyor. 925 milyon insan her gece aç yatıyor. Her 6 saniyede bir 1 çocuk açlık nedeniyle ölüyor. Her 4 saniyede bir 1 insan mülteci durumuna düşüyor. 1 milyar 500 milyon insan sağlıklı içme suyundan mahrum. Başbakan İsmail Haniye, 1 yaşındaki torunu Emel Haniye’yi geçen günlerde kaybetti. Gerçek gündem Gazze’de kucağında torununun soğumuş bedeniyle vakur bir şekilde yürüyen başbakan İsmail Haniye’dir. Gerçek gündem darbeye direndikleri için Mısır’da zindanlara atılan on altısındaki on yedisindeki iffet abidesi kızlardır. Gerçek gündem Suriye’deki kaostur, Libya’nın bölünmüşlüğüdür, Somali’nin çaresizliğidir. Gerçek gündem Doğu Türkistan’dır, Arakan’dır, Bangladeş’tir, Afganistan’dır, Pakistan’dır, Yemen’dir, Lübnan’dır, Mali’dir. Gerçek gündem İslam’ın yok sayıldığı, camilere ve mescitlere kilit vurulan Angola’dır. Gerçekte 28 Şubat Postmodern Darbesinin ürünü olan birilerinin siyasi ranta çevirmeye çalıştığı bir süreç var. 28 Şubat Sürecinin gerekçesi ne başörtüsüdür, ne İmam-Hatiplerdir, ne de Kur’an Kurslarıdır. 28 Şubat süreci iki gelişme nedeniyle işletilmiştir. Birinci gerekçe ırkçı emperyalizmin bu ülkeyi hortumlamasına engel olan havuz sistemidir. İkinci gerekçe yeryüzünde üç yüz yıldır süregelen sömürü sistemine son vermek üzere temelleri atılan D-8 projesidir. İşte Milli Görüş ırkçı emperyalizmin, Siyonizm’in, küresel sömürü düzeninin taşeronu olmak yerine; hakkı ve adaleti üstün tutan bir anlayışla Yeni Bir Dünya’nın kuruluşuna giden yolun temellerini attığı için 28 Şubat süreci işletilmiştir. On yıldır faiz sektörünün kar rekorları kırdığı bir ülkede 28 Şubat Darbe Davası bu süreçteki küçük rol sahiplerinin yargılanmasından öteye değildir. O yüzdendir ki, 28 Şubat zihniyeti ile hesaplaşmayı biz yapacağız.”

“İslam’ın önü ılımlı islam ile kesilmeye çalışılıyor”

Emin Atlıhan, şunları kaydetti; “Baskıcı totaliter bir rejimle İslam’ın yükselişini engelleyemeyenler daha sinsi bir yola başvurmuşlardır. Bu ülkede İslam’ın önü Ilımlı İslam ile kesilmeye çalışılmaktadır. Ilımlı İslam, faiz ile beslenen küresel sömürü sistemi ile barışık olan İslam’dır. Ilımlı İslam, İsrail’in varlığını korumak için NATO ile birlikte her türlü sınır ötesi operasyonlara destek veren İslam’dır. Ilımlı İslam, Avrupa Birliği limanına demir atan İslam’dır. Nasıl ki Komünizm ve Kapitalizm Siyonist kafaların ürettiği iki sömürü sistemi ise aynı şekilde Ilımlı İslam da yine Siyonizm’in bir projesidir.Bu ülkede direkt İslam’a saldırmanın kendileri için faydadan çok zarar getirdiğini gören ırkçı emperyalizm iş birliği yaptığı iktidarlar iki görev vermiştir. Birincisi İslam’ın bireysel bazı kaidelerini öne çıkararak toplumu ilgilendiren kaidelerini unutturmak. İkincisi ise İslam’ın temel kavramlarının içini boşaltarak insanlara o şekilde benimsetmek. Bu iki görevi üstlenen kesim muhafazakâr kadrolardır. Feraset Muhafazakâr Demokratlık ile Milli Görüş’ü birbirinden ayırt edebilmektir. Elhamdülillah biz Milli Görüşçüyüz. Hangi cemaatten ya da gruptan olursa olsun hiçbir Müslüman’ı öteki olarak addetmiyoruz. Ancak biz bütün bu insanlara Milli Görüş haricindeki tüm yolların çıkmaz sokak olduğun anlatacağız. Her toplum bir düzenle idare edilir. Toplumda hakkın hâkim olabilmesi, insanların huzur içinde birbirleriyle çatışmadan uyum halinde yaşayabilmeleri uygulanan düzenin Hakka bağlı bir düzen olmasıyla mümkündür.

“Zulüm Milli Görüş ile önlenir”

Atlıhan, “Bu düzen, Allah’ın uygulamasından razı olacağını bildirdiği İslam düzenidir. Batının tabandan tavana doğru şekillenen demokratik düzeninden tamamen farklı olarak İslam düzeninde önce toplumun idaresiyle görevli bir başkan seçilir. Yöneticiler yukarıdan aşağıya doğru başkanın yönetiminde istişarelerle oluşturulur. Bugün Batı ülkelerinde uygulanan Demokratik idare siteminde insan haklarını koruma ve kollama ilkesi tam olarak mevcut değildir. Çünkü demokrasi çoğunluğun hâkimiyetine dayanır. Hiçbir sağlam mantıkla çoğunluğun verdiği her kararın insan haklarına uygun olduğu, haklı olduğu söylenemez. Kaldı ki insan hakkı diye Anayasa ve kanunlara yazılanları, bu hakların neler olduğunu da yine aynı çoğunluk tespit eder.  Hâlbuki çoğunluğun dahi değiştiremeyeceği temel insan hakları vardır. Görülüyor ki Demokratik sistemlerde düzen koyucular Allahın yaratılıştan bütün insanlara verdiği temel insan haklarını yok sayarak o hakları tüm insanlığa veren Yaratıcıyla mücadele içine girmektedirler. Ve kendi akıllarını Yaratıcıdan daha üstün görme iddiasındadırlar. Hâlbuki insanlar sınırlı niteliklere sahip olarak noksan yaratılmışlardır ve Peygamberlerin getirdiği ilâhi vahye arkalarını dönerek hakkı bulamazlar. Huzur ve saadete kavuşamazlar. Milli Görüş topluluğu bu güne kadar dikkat ve itina ile bir ümmet şuuruyla hizmet yaptı. Zaman zaman İslamî ölçülerin dışına çıkanlar, bu bizim en tabii demokratik hakkımızdır diyerek ayrı baş çekenler, tefrika çıkararak aramızdan ayrılanlar oldu. Herkes mizacının gereğini yapar. Çeşitli toplumlarda nefislerine uyarak tefrika yapanlar, itaat dışına çıkanlar olabilir. Bizim aramızda bu yola yönelenler olabilir. Ancak şuurlu Milli Görüşçüler bunlardan etkilenmez yollarına devam ederler. Allah’a sonsuz şükürler olsun Milli Görüş tabanı sapasağlam duruyor. İhlâsla hedefine doğru yürüyor. Erbakan hocamız İslam Birliği’nin ilk adımını D-8’leri kurarak atmıştı. Aynı yolda çalışmalara devam edilirse birbirinden ayrı altmıştan fazla Müslüman ülke tek bir devlet haline dönüşebilir. Tek bir devlet gibi hareket edebilir. Allah’ın emri bunu yapmayı gerektirir. Yeryüzünde yaşanan zulümlerin önlenmesi için hizmet etmek yerine, zalimlerle işbirliği yapan Müslüman ülkelerin yöneticilerinin hali gösteriyor ki çözüm, Milli Görüş’ün iktidara gelmesine bağlıdır” diye konuştu.

Haber: Ömer Karakuş

 

 

Bu Haberi Gördünmü!

Çiftçilere süt sağma makineleri dağıtıldı 

Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesinde hayvan üreticilerine modern süt sağma makinelerinin dağıtımı yapıldı. GAP Eylem Planı kapsamında …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir