“URFA /GÜMRÜK HANINDAN ADIYAMAN/TUZ HANI’NA; FARKI FARK ERMEK”..

AGAH..

Agahım-agahi’yim bir hayal-ı sahi/yim;

Hak yoluna müptela pervasız bir rahi/yim.

 

Yapayalnız bikesim,lakin ahd-ı pahi/yim;

Ben “O” yola seferber-Halil İbrahimi/yim..

 

Hasretim çoktur benim,hicranımda bahi/yim;

Vuslatımın aşkına esen bir ervahi/yim..

 

Rotam yok-pusulam yok,deryada serapi/yim;

Suya hasret devinen kırık bir sürahi/yim..

Bazen efkarında lal,kör/sağır nigahi/yim;

Bazen zikrinde bihal “şükr-ü şikar”mahi/yim..

 

Yaratılış sırrının “İBRETİNE” şahi/yim;

Hayat/memat yolunda bir“TERK-İ TERK” ahi/yim..

(İHB/Şiir Pazar Şiirleri-12/26 Eylül 2016-Adıyaman)

 

BELDELERİN FARKI ,İNSANININ”İNSANİ VE İMANİ” FARKINDALIĞINDAN TEZAHÜR EDER..

“Farkı fark etmek,çok özel sosyı/kültürel bir farkındalıktır ki,onu da ancak;İnsanıyla çevresini seven erdemli “Özgün,örgün ve özgür” insanlar fark edebilirler..”

Bu manada..

Aşağıdaki fotoğraflardan da anlaşılacağı gibi;

-Urfa Gümrük Hanı(1 ve 2.fotoğraflar) mazbut/hareketli,mamur ve görkemli, ancak

-Adıyaman Tuz Hanı(3.ve 4.fotoğraf) merbut/durgun,yavan ve kuru bir hinderlanda sahiptir….

Çünkü..

Her iki İlin insan unsuru da bu farkın aşikar farkındadır ki;Biri hayatla pür ilgili mutlu, cevval ve umutlu, diğeri hayatın her renk ve desenine kaskatı bigane,mutsuz,durgun ve umutsuzdur..

Bu “nostaljik kareler” ayrıca her iki İlin “insanıyla beraber” top yekun kalkınmışlık düzeyini de belirler ki; Aslında aranan “Farkın farkı” da sadece budur…

Ve çünkü..

Kültürleri,iş ve eylemleriyle oluşturup zenginleştiren de ve onu “erdemlikle” yaşayıp yaşatan da sadece insan unsurudur..

 

Ben Urfa’yı ilk kez 1972 yılında,”Erzurum İnşaat Teknik Lisesi’nden” sevgili sınıf arkadaşlarım “Mustafa BEDİRHANOĞLU Ve Fehmi EGE” tarafından ısrarlı daveti sonunda gördüm ve tanıdım;Gümrük Hanını,Halilrahman Gölünü,Makam-ı İbrahimi, Karakoyun Deresini,Bakırçılar çarşısını Ve Bakırcı Bedih’in sesini ve sözünü dinleyip etkilendim..

Döndükten sonra da,Urfanın sosyo/kültürel hayatını resmeden “URFA PAZARI” isimli uzunca şiirimi de yazdım..

Evet..

“Her sabah “Urfa pazarında” bir hayat kurulur;

.Türkü,Kürdü,Arabı el/ele-bir yarış başlar,

Hayallerinin peşinden;kimi koşar pür olur;

Kiminin gözlerinden boşanır akar yaşlar..”

 

O yıllarda..

“Urfa da Adıyaman gibi sahipsiz ve bikes,insanı ekmeksiz ve susuzdu,çaresiz ve umutsuzdu…”.

 

İmdadına,önce “Necmettin CEVHERİ” yetişti;Urfa’nın “Tarihi/Turistik” Evlerini imar ve inşa ederek hizmete sundu,sonra “Süleyman DEMİREL Ve Turgut ÖZAL” Urfa’yı “ekmekle suyla” buluşturdular,günümüzde de “Recep Tayyip ERDOĞAN” Urfa’nın metruk kent ve çevre hinderlandını “yapısal renk ve desenlerle” imar ve ihya eyledi..

 

Ya Adıyaman?

Adıyaman’ın hasret ve hasleti ise, hep şiirlerde; sahipsiz ve bikes bir feveran olarak kalmaya mahkum edildi..

“Eyvah,eyvah olsun bize, Yerin kalmadı NERGİZ’E, Baharını serdik güz’e, Eriyorum-ADIYAMAN..

Ben gördükçe bu halini, Anlıyorum ihmalini, “ÇAĞDAŞ BİR KENT HAYALİNİ” Kuruyorum-ADIYAMAN..

Evet..

“Biz yıllarca Adıyaman’ı onulmaz derdiyle beraber yazıp/çizerek-gündemde tutmaya çalıştık..”

 

Bir gün zamanın Adıyaman valisi “Halil IŞIK” önüme bir dosya sürdü;İşte Sana imar ve inşa edilmesini çok istediğin “TUZHANI ÇEVRE DÜZENLEMESİ” dosyası,bak ve incele; Yakında çevresiyle beraber “Restore ederek” hayata geçireceğiz,dedi..

Aradan yıllar gelip/ geçti,aynı konuyu birkaç kez;sonradan göreve gelen Adıyaman’ın Sayın Valileri;Hikmet TAN,Ramazan SODAN,son olarak da Mahmut DEMİRTAŞ ile görüştüm,lakin “TUZ HANINI” bir metruke olmaktan kurtaramadık..

Neymiş;Dosya mahkemedeymiş-mahkeme sonlanmadan yapılacak bir şey yokmuş..

Yahu!

Siz hiç “Kamulaştırma Yasasını” bilmez misiniz;Bir “Menafi Umumiye Kararını” alırsınız,hak sahiplerinin “kamulaştırma bedellerini milli bir bankaya” yatırırsınız ve “Ya Bismillah!” deyip kazmayı “ yapacağınız işe” vurursunuz.. Hepsi bu kadar.

Tabi ki eğer “TUZ HANINI” imar ve inşa ederek-Adıyaman insanının-hizmetine sunmak gibi bir derdiniz varsa?

Ben yazıp/çizmekten bıkmadım,çünkü;Yazıp/çizmeyi kendime misyon seçmişim,ama

Sizler “Adıyaman’ın Sayın Valileri Ve de Sevgili Belediye Başkanları” gerçekten çok merak ediyorum,yıllardır elinizin altındaki bu “tuzlanmış/kaderine terkedilmiş” dosyayı bekletmekten hiç bıkmadınız mı;Onu,ya gündemden düşürdüğünüzü beyan etmelisiniz,ya da zaman geçirmeden gereğini yapmalısınız bence..

Evet..

Dost “acı” söyler,derler..

Bir çok kez ve bilhassa da“Adıyaman’ın Köylülükten Kentlilğr uzanışının Miladı” diye nitelediğim aralık ay’larında ve her yıl;“Adıyaman Ve İnsanının”derdini,eksiğini gediğini-dilmiz döndükçe ilgililer Ve kamuoyuna- anımsatır,çözümünü bekleriz.

Son olarak;. Adıyaman Valisi Sayın “Abdullah ERİN” Beyefendiye de bu konuyu anımsattık, yeni Valimiz/Sayın Naci Bey’e de”TUZ HANI VE ÇEVRE DÜZENLEMESİ DOSYASINI”; Yeniden irdeleyerek Hayata geçirmek üzere anımsatmak istiyorum ..

Anımsatmak Bizim;İş Sizin,Yorum Sizin,Karar Sizin!

Karar Sizin de,ancak şunu anımsatmalıyım ki;Adıyaman’da,Sayın Valilerne zaman bir işe hevesle,iştiyakla el atmışsa,Sevgili Belediye Başkanlarımız o işin/işlevin kenarından köşesinden tutup/omuz vereceklerine-bir de bakıyoruz ki,Meçhullere karşıp/Arazi oluvermişler;Sanki-Başkasının işiymiş gibi bir duyarsızlıkla..

Ne diyelim!

SON/SÖZ;

Bir toplum ancak,layık olduklarıyla yönetilir;Kendini bilmeyenin-Bildiği yoktur!

Gününüz hayırlı uğurlu olsun;Barış,kardeşlik,huzur ve güven getirmesi dileğimle mutlu ve umutlu günlere…

Sevgilerimle…

Bu Haberi Gördünmü!

BİR BAŞKADIR ÇANAKKALE..

UYAN ÇOCUK!! Sabah oldu! Gün uyandı; Doğa renk/ahenk boyandı, Özüm hasrete abandı, Gözüm kaydı-içim yandı; …