YENİ KAPI RUHUNDAN MALTEPE RUHUNA NASIL GELDİK??

“Bazen kendi dışında gelişen kimi belalar toplumları kaskatı sarabilir,bazen de kimi toplumlar bizzat yarattıkları kendi suni belalarıyla başbaşa kalabilirler, lakin;Eğer o toplumlar kendi kendileriyle sahip oldukları-Milli Ve Manevi değerlerinin kadim şuurunu bilerek,onu azim ve kararlılıkla-Milli bir buluşma, dayanışma ve seferberlik eylemine  dönüştürmeyi başarabilirlerse-muhatap oldukları her türlü belayı da defetmeye muktedir olabilirler..”

Bugünlerde,Milletçe daha şiddetli bir şekilde düçar olduğumuz-Suriye’deki yeni bela-beni;ülke olarak o çok muhtaç olduğumuz -Yeni Kapı Ruhu- ile de kısa bir süre önce-Başta Sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere bütün siyasal parti başkanları ve toplum katmanlarıyla beraber,tek yürek/tek bilekte buluşmak ve halleşmek üzere-büyük bir azim ve kararlılıkla,birlik,beraberlik içerisinde inşa ve ihya ettiğimiz özgün ve örgün siyasal ve sosyal duruş,barış ve kardeşlik ortamına rağmen,bugün buna bigane kalan iktidar ve muhalefetin durumu ne yazık ki onu bir kez daha özlemle ve yeniden hatırlatmak zorunda bıraktı ..

Çünkü..

Bugün,Siyasetçilerin-kendi siyasal imkan ve ikballerini aramak,ona kavuşmak zamanı değildir,şüphesiz ki birlik ve beraberlik ve dayanışma içinde;Ülkemizi, içine düştüğü bu derin çıkmazdan kurtarmak ve yeniden işlerlik kazandırmak üzere onu huzur ve rafaha kavuşturmak zamanıdır..

Bu nedenle de..

Aşağıdaki tespitlerimizi yeniden yayımlayarak anımsatma gereği duyuyorum..

Evet..

Bakınız.bir kaç yıl önce neler demişiz;Yeni Kap Ruhu üstüne..

Çünkü..

Sanıyorum ki! O günün ibretini alanlar,belki bu günün işretinden de bir ders çıkarırlar kendilerine;Eylem ya da eylemsizliklerine..

Ve çünkü bugün;Daha çok bir sosyal ve siyasal “Milli seferberliğe” ihtiyacımız var,diye düşünüyorum..

……………………………..

Halbuki!

Her şey ne kadar da güzel gitmişti;Emperyalist/Batı Gücünün örgütleyip-başımıza sardığı dinsiz/imansız “FETÖ” belasının-Milletimize reva gördüğü “O” hain-15 Temmuz 2016-darbe kakışmasından hemen sonra..

Halbuki!

Ne kadar da umutlanmıştık;Yeniden bir silkiniş ve dirilişin kutlu müjdesini de sunarak-Bizi; Kenetlenmiş bir-Millet olmak üzere yeniden-Kendimize döndürecek özgün bir(SİYASAL) mutabakattan(SOSYAL) mutabakata,sosyal mutabakattan örgün bir(Milli)mutabakata ve milli mutabakattan da,bizi-yeniden(Biz yapacak olan)özgür bir(MİLLİ SEFERBERLİK) mutabakatına götürerek-yeniden bir (MİLLİ)buluşma, kucaklaşma ve bir canda can olmak şuurunun sevinç ve coşkusunu da veren;YENİ/KAPI RUHUYLA..

Peki,ne oldu bu ruha;öldü mü,öldürdük mü,yoksa biz mi öldük;Onu yok sayarak?!

Peki,hiç sorduk mu kendimize;Yüzleştik mi nefsimiz ve yaptıklarımızla-sorguladık mı hiç??..

Evet,söyler misiniz;Beyler/Ağalar-Paşalar?!..

Neden biz,on beş yıldan sonra acı bedeller de ödeyerek-Onca Şehit Ve Gazinin Canı Ve kanı üstüne-inşa ettiğimiz (O) Yeni/Kapı ruhunu-böylesine vurdumduymaz bir gafletle yerle yeksan ettik;Söyler misiniz?

Halbuki!

O teskin edilemez derin acımızın üstüne büyük bir-SİYASAL MUTABAKATLA-tesis ederek, bize-SOSYAL BİR MUTABAKATIN-da kapısını aralayarak,bizi özlemli bir-MİLLİ SEFERBERLİK-kulvarına taşıyıcı, “O” bizi ortak bir paydada buluşturucu/kucaklayıcı YENİ KAPI RUHUYLA” ne kadar da coşup/sevinmiş ve yarınlara dair ne kadar da ümitlenmiştik..

Bazen düşünüyorum da!

Biz neden böyleyiz;Neden çözüm bekleyen çok anlamlı,güzel ve coşkuyla başlanan hiçbir iş ve eylemimizin asla sonunu getiremiyoruz;Neden başlangıçta çok güzel götürdüğümüz özel ya da genel iş ve işlevlerimizi, anlamsız/sudan bahanelerle-İçine edip,yüzümüze/gözümüze bulaştırıyor ve sonunda da “MİLLETÇE” kısır döngümüzün derin hüsranını yaşıyoruz hep..

Peki!

Biz bunu hak ediyor muyuz diye;Düşündük mü hiç?

Evet!Biz bunu hak ediyoruz galiba-çünkü,Kendimizi bilmiyoruz;Kendini bilmeyen-hakkını, Hakkını bilmeyen ise-Halkını ve haddini de bilmez çünkü..

Biz ise;Bu erdemin hiçbir norm ve nosyonunu asla bilmiyor-Sadece bildiğimizi sanıyoruz ve aslında bu sanal/sahte “ZAN’LA” kendimizle beraber başkalarını da hep aldatıyoruz..

Zaten ömrümüz de;Bu Zan’larla/Sanlarla,birbirimize-pohpohlayarak sunduğumuz aldatıcı sanal/sahte paye ve unvanlarla geçmiyor mu?

Halbuki!

“Aldatan aldanmıştır!Bunu da  en iyi biz biliriz-Hani kani ve sözde mümin-i mutmain İslami kimliğimizle..

Önce kendimizi,sonra da karşımızda olduklarını var saydıklarımız hep aldatıyoruz!

Herkesi..

-Düşüncelerimizle aldatıyoruz,

-Duruşumuzla aldatıyoruz,

-İş ve eylemlerimizle aldatıyoruz,

-Tarihi ve kültürel değerlerimizle ve tarihe iz bırakmış şahsiyetlerimizle aldatıyoruz,

-Ve en kötüsü de ; Allah’ın Diniyle aldatıyoruz..

Peki..

Biz neden böyleyiz,buna kafa yorduk mu hiç?

Ben kafa yordum biraz ve galiba buldum da cevabını..

Çünkü..

Biz her şeyden ve herkesten çok korkuyoruz!!

Evet,biz çok korkak ve ürkek bir toplumuz;Bu gerçekle yüzleşip/Kabul edelim artık..

Evet..

Biz! Korkuyoruz;Kendimizden,eşimizden,dostumuzdan,çocuğumuzdan,anamızdan/Babamızdankardeşimizden,arkadaşımızdan,komşumuzdan Ve de beraber çalıştıklarımızdan, Amir ve Astımızdan,Liderlerimizden,herkesten ve her şeyden çok korkuyoruz, çünkü;Biz henüz aynı keder ve kıvançta pişip“Millet” olamamış,ham bir toplumumuz ve bununla beraber ,doğru ve  dürüstçe inanmış(MUTMAİN MÜMİNLER) de değiliz-imanımız da ve sevgimiz,aşkımız, hasretimiz ve sevdamız da bizim gibi ham ve yavandır henüz..

Peki, kimden korkmuyoruz acaba;Bunu da hiç düşündük mü?

Korktuğumuzu söylüyoruz lakin;Sanıyorum ki biz bir tek” ALLAH’TAN” korkmuyoruz galiba! Çünkü;Eğer Allah’tan korksaydık-O’na(Emir Ve Yasaklarına)uyardık ve belki o zaman da bu kötü olayların bir çoğu da başımıza gelmezdi ve şüphesiz ki gelmezdi..

Çünkü..

İyi ya da kötü olayların müsebbibi bizzat insanların kendileridir; Düşünceleri,duruşları,iş ve eylemleri ya da (Bana değmeyen yılan bin yaşasın!) gafletinden beslenen eylemsizlikleridir.

Yani..

“İnsan Allah’tan murat eder,Allah da o dileği;Ya yapar,ya yapmaz ve insan da ona uyar..

Sonuçta insan,başı boş,görevsiz/sorumsuz bir mahluk değil ki-her istediğini yapsın ya da yapmasın;İlahi ya da medeni kural ve kuramlara da uymak zorundadır..

Ve yani..

Kendim ettim ya da edemedim,kendim buldum ya da bulamadım,olamadım misali;Olan bitene karşı-üstüne düşen insani “ROL VE MİSYONU” yerine getirmek üzere;Ya Adam gibi tavır koyacak,ya buğz edecek ya da “ALLAH’A HAVALE EDEREK” sabredip-duracaktır..

Ancak,şunu biliyorum ki..

Bu yorumumuza bakıp da; Yoksa Sen de “Şeriat mı istiyorsun?” diyenler çıkacaktır. Elbet..

Benim bunu isteyip/istememem önemli değildir,çünkü  bu özel bir “ahlaki ve vicdani”  kabul olduğu için sadece beni(ya da onu kabul ya da reddeden kişileri) bağlar.ancak yine de açayım..

Şeriat,Allah’ın-İnsanlar için her iki alemi de dizayn eden doğru,gerçek ve onu selam ve selamete ulaştıracak olan-kurallar ve yaptırımlar bütünlüğüdür ki;Bana göre devleti sevk ve idare etmekten çok(ÇÜNKÜ DEVLETLERİN,GENEL KABUL GÖRMÜŞ EVRENSEL/MEDENİ HUKUK SİSTEMİNE/DEMOKRASİ’YE, YA DA TOPLUMLARIN TERCİH ETTİKLERİ KENDİ ÖZEL YÖNETİM ANLAYIŞINA GÖRE YÖNETİLMESİ ESASTIR..),kişinin ahlaki ve vicdani davranış biçimini etkileyip/belirleyebilir ki,bu da;Benim olduğu gibi,her insanın da kendi kişisel özel bir tercihine bağlıdır..

Evet..

Belki toplumumuzu bizar eden bu önemli konuya(FETÖ DARBE KAKIŞMASINA) neden değindiğimi merak edersiniz-anlatayım;İki nedenden dolayı bu konuyu yazmak gereği duydum..

1-Ülkemizde;Bu darbeyi hala küçümseyip yok sayanlarla,onu kendi imkan ve ikballerine payanda yapmak üzere-siyasal rant-kazanmak amacında olanların varlığından duyduğum derin üzüntü ve kaygımı ”KAMUOYUYLA” paylaşmak için..

2-Bu,beni de derinden yaralayarak-yurttaşlık onurumu kıran-meşum darbenin akabinde Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’IN anlamlı daveti ve tüm siyasal parti liderlerinin de katılımıyla gerçekleşerek-MİLLETÇE-kazandığımız ve bizi kenetlemek üzere bir arada tutacağına ve bize-SOSYAL VE HATTA MİLLİ BİR SEFERBERLİK MUTABAKATININ- da kapısını araladığına kalben inandığım  o-YENİ KAPI’DAKİ SİYASAL BULUŞMA VE MUTABAKATTAN-tezahür eden “YENİ KAPU RUHUNUN” bu yıl ve bundan böyle de daimi olarak canlı tutulması hususunu-vazgeçilmez özel bir talep ve beklentimin bir tezahürü olarak,aziz Milletimiz adına-CUMHURBAŞKANI SAYIN RECEP TAYYİP ERDOĞAN’A-kalben, İman’en ve lisanen arz edip,yeniden-HATIRLATMAK VE HAYATDAR KILMAK- içindir..

Çünkü..

Bana göre,bugün için-YENİ KAPI RUHUNU-ancak;Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN yeniden ihya ve inşa edebilir..

Evet,bu konuyu yeniden yazmamın nedeni;Kaygı duyduğum bu(İKİ)umdedir,lakin bununla ilgili ufukta-beni ümitvar edecek bir ışığın varlığını da-ne yazık ki henüz göremiyorum .

Ancak..

Bizim görevimiz-buradan sadece anımsatmaktır,gerisi ilgililerin işi;Yapar ya da yapmazlar..

Her neyse..

Sadede gelelim;Yukarıdaki (İKİ)arz-u talebiz olan umdeleri biraz açalım o halde..

Biliyorsunuz ki!

Bir çok insanımızın kanına/canına sebep olan dinsiz/imansız “FETÖ” güruhunun milletimize reva gördüğü “O” kanlı- 15 Temmuz 2016-darbe kakışmasının üstünden bir yıl geçti lakin, görünen odur ki-çekilen  bunca acı ve gözyaşına rağmen-onu hala bir çoğumuz yeterince kavramamışız ki;O acı tabloyu ya görmezden geliyor,ya da-ne yazık ki onu -siyasal bir rant aracı olarak-kendi imkan ve ikbaline payanda yapmanın derdindedir..

Yahu,kul’dan utanmasa bile insan,hiç olmazsa biraz Allah’tan korkar;Emperyalist Batı’nın, satılmış/Vatansız-nasipsiz ve nesepsiz çapulcu “FETÖ” güruhunu kullanarak-başımıza sardığı o “Meşum Darbe” aziz milletimize karşı yapılmadı mı ki,onu;Özel çıkarlarınıza alet etmeye kalkışırsınız,insan biraz utanır yahu;Utanın-utanın!

Evet..

Utanırlar mı,bunu yapanlar utanmazlar mı onu bilemem ancak;Bizim “Milletçe” yeniden su/ekmek gibi “MİLLİ BİR SEFERBERLİĞE” ihtiyacımızın olduğu aşikardır..

Bunun için de,Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde önce “SİYASAL BİR MUTABAKAT” sonra da “SOSYAL BİR MUTABAKAT” şart ve elzemdir..

Bunun ilk adımını atmak üzere Sayın Kemal KILIÇDAROĞLU,Ankara’dan İstanbul’a doğru 450Km’lik bir yoldan 25 gün yürüyerek ulaştı ve yorgun/argınlığına bile bakmadan,büyük bir coşku ve iştiyakla;MALTEPE RUHUNU OLUŞTURARAK MİLLETİN GÜNDEMİNE OTURTTU..

Bunun son ve en büyük adımını da; Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’DAN talep ediyor ve bekliyoruz..

SON/SÖZ;

Söz şimdi Sizde Sayın Cumhurbaşkanım; Herkese ve her kesime kucağınızı açarak gereğini yapmak da sadece Size düşüyor..

Unutmayınız ki;Devlet başkanı olarak;ÜLKENİN SİYASAL MUTABAKATI İLE SOSYAL BARIŞINI YENİDEN İNŞA VE İHYA ETMEK DE VE MİLLİ MUTABAKATI SAĞLAYARAK-MİLLİ SEFERBERLİK MUTABAKATINI- HAYATA GEÇİRMEK TE SADECE SİZE KALMIŞTIR..

Toplum adına arz ederiz..

Sevgi ve saygılarımızla..

Bu Haberi Gördünmü!

KÜÇÜK ŞEYLER/SİYASAL SATRANÇ?

“Güç kimdeyse Dünya Onundur..” Sayın Cumhurbaşkanımızın,bir süre önce- yerinde ve zamanında-söyledikleri çok güzel ve anlamlı/Veciz …