YENİ SİSTEM’E YENİ ANLAYIŞ VE HEDEFLER GEREKİR..

“Aşktır benim hakikatim;Bulmaya geldim dünyaya..”

Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan yeni-KHK’ye göre-Camilerde yardım toplama işine kısıtlama getirildi.. Bence son yıllarda-İktidar tarafından yapılan çok önemli ve anlamlı  bir iş bu,çünkü;Cami cemaati nezdinde saygın bir yerde konumlanması gereken Camii görevlilerinin-Vaiz,İmam Ve Müezzinlerin-bu işe Cuma günlerinde alet edilmesi asla hoş karşılanmayan-onur kırıcı bir eylemdir ki,sanıyorum bu yeni karar hem bu görevlileri, hem de Cami Cemaatini büyük ölçüde rahatlatmıştır ..

Gerçi bu konuda.

Biz yıllarca demiştik ki! Ayıptır,gūnahtır;İsteyen gönüllü yurttaşlarımız Cami de inşa edebilir,var olan her türlü ihtiyaçlarını da karşılayabilirler,lakin-sanki görevlerinin bir parçasıymış gibi;Din rehberlerini-para toplama işlerine-asla alet etmeyin diye-ilgilileri uyarmıştık-anacak dinleyen kim?

Aslında bu konu,bizzat-Diyanet İşleri Başkanlığı ya da Belediyeler tarafıdan üstlenerek;Çözülecek bir konudur..

Geçmişte rahmetli Turgut ÖZAL/Başbakanlığı döneminde,bütün Camileri her türlü(Su,Elektrik vs.gibi)cari harcamalarından muaf tutmuştu,ki bu bence çok da yerinde bir karardı-ancak;Nedense sonradan,asla cevabını bulamadığımız bir refleksle-Ak parti iktidarı tarafından kaldırıldı..

Sanıyorum..

Artık bu konunun-sadece camileri değil,bütün ibadethaneleri,kuran kurslarını ve bütün okulları da kapsayacak şekilde;Uygar bir anlayışla kesin bir çözüme kavuşturulmasının zamanı gelmiştir..

Yani..

Bu gibi mekanlara ait (Su,Elektrik,Doğai gaz gibi.)cari giderlerinin, bundan böyle ya bağlı oldukları kurumlar,ya maliye hazinesinden ya da Belediyeler tarafından karşılanmasının sağlanması gerekiyor;Sonuçta o paralar da dolaylı olarak-halkın verdiği vergi ya da harçlarından-sağlanmıyor mu?

Yeni sistemi hayata geçiren devlet başkanı sayın R.Tayyip ERDOĞAN’dan bu konuya kesin bir çözüm bulacaklarına kalben inanıyorum..

Bunu da,para/puldan ziyade;Din Ve toplumsal Kanaat önderleri olarak saygın bir statü/prestije sahip olduklarını düşündüğüm(Vaiz,İmam Ve Müezzin gibi) görevlileri camilerdeki -her türlü dedikodu ve şaibeye de açık olabilen- para alış/veriş işlerinden uzak tutulması gereğini düşündüğüm içindir..

Umarız ki..

Bundan böyle yurttaşlarımız-Cuma günleri camilerde/Hocalarımız tarafından vaaz ya da hutbe arasına sıkıştırılan-para/pul istemek gibi sözleri bir daha asla duymazlar;Gerçekten de asla hoş olmayan,onur kırıcı bir şey bu..

Bunun sonlanmasını diliyoruz..

SİYASAL VE SOSYAL BARIŞ,TOPLUMSAL MUTABAKAT VE MİLLİ SEFERBERLİK..

Hak Ve Adaletiyle;Medeni bir siyasal barışı inşa ve ihya edemeyen toplumlar, sahip oldukları imkan ve ihsanıyla da insan eksenli erdemli bir sosyal barışı asla inşa edemezler..

Yani..

Siyasal barış olmadan-Sosyal barış,sosyal barış olmadan da asla bir toplumsal mutabakat tesis edilemez ve bu da;Milli seferberliği akamete uğratır..

Çünkü..

Bir ülkenin topyekun kalkınması ve medeni alemdeki özgün ve onurlu yerini alması, ancak bu birbirini tetikleyip/besleyen (4) unsura,yani;Siyasal Ve sosyal barışa,Toplumsal mutabakat ve Milli seferberlik şuuruna bağlıdır..

ÏSTANBUL YA DA ÌSPANYA’NIN FETHÌ NE ANLAMA GELİYOR

Fetih,bir beldeyi-silah zoruyla-zaptetmek değil,belki önce yerleşik halkının-gönlūnū kazanmaktır;Fâtih,Ìstanbul’dan önce,halkının-gönlūne girerek-Onların yardımlarıyla fethetmiştir..
Emeviler de,Abbasilere yenilerek-Devleti kaptırdıktan sonra;Savaşmaktan gayrı hiç meziyeti olmayan-Bir avuç insanla beraber Ìspanya’ya saldırak ve halkını kılıçtan geçirerek,gūya- Endūlūs’te-Emevi Ìslâm devletini kurdular..
Ancak..
Ne ibrettir ki!
Bugün, İstanbul-Bir dünya kültür merkez- olarak-hala elimizdedir,lakin ne Endülüs İslâm devletinin ne de Emevi halkının esamisi okunmaktadır..Eğer,bugün-artık sadece tarihte kalmış olan devletlerinin iktidarı döneminde tonlarca altın/ gümüş harcayarak inşa ettikleri-Bin küsur odalı El Hamra Sarayı ile sonra/Kilise yapılan/ Kurtuba camii de olmasaydı;Hiç kimse İspanya’da/Bu gün ki Barselona/Katalan bölgesinde- bir Emevi İslâm devletinin varlığından asla haberdar olmayacaktı..
Evet..
Bu da sözde bir fethin eseriydi ki,insan ve ihsan eksenli olamadığından kısa bir süre sonra-Fatihleriyle beraber toprağa gömülmüştür ve İstanbul da fethin kavi bir ibretli eseridir ki;Hala fethiyle insanını inşa ve ihya etmeye devam eylemektedir.
Bilmem anlatabildim mi;Fırsat buldukça İspanya’ya giderek/Elhamra ve Kurtuba Kilisesinde/Mūminun gözyaşını dökenlere.
SON/SÖZ;
Hak dostu Gıfarlı Hz. Ebu/zeri anlamanlar asla Fatih ve Fetih ruhunu anlayamazlar!
Allah Ondan razı olsun;iyi ki Adıyaman’da makamı var,iyi ki Onu tanımış/sevmişiz.

Yani..

Müslüman,kendisine emanet edilen akıl ve mal zenginliğini özel makamına,şanına ve şöhretine değil, içinde yaşadığı toplumla doğal çevresinin imar,inşa ve ihyası için sarf etmelidir,çünkü;Kendisine emanet edilen-Akıl Ve mülk-zenginliği-ancak sadece ve sadece yüce –Allah’ındır..
Bunu bilene ve hayata geçirene;Aşk olsun..

Sevgilerimle..

Bu Haberi Gördünmü!

BEN SANA MECBURUM

Ben Sana mecburum sevdiğim, Ben Sende meskun; Hayalin kaskatı sarmış yüreğimi, Yaşamak zulümdür bana; Sensiz …