Yeter Ki

Bu günlerde tarım ve özellikle Adıyaman tarımındaki gelişmeler ilgimi çekiyor.

Ne de olsa serde ziraatçılık var.

Zeytin, badem tarımından sonra marul ekimine de önem verileceği, teşvik edileceği açıklandı.

Marul’un Adıyaman kültüründe önemli bir yeri vardır.

Bir zamanlar Adıyaman’ın çevresi üzüm bağları ve marul tarlalarıyla bezenmişti.

Marul tarlasına gidilir, kirli olup olmadığı sorgulanmadan, orada marul tarlasında hatır hatır marul yenirdi. Adıyamanlılar marul’a marul demekten çok “has” derlerdi.

Tarımda kendi kendimize yeten ülke olmak istiyoruz. Görmediğimiz topraklarda, bilmediğimiz muamelelerden geçmiş gıda tüketmek istemiyoruz.

Bunun için yetkililer de, çiftçiler de gerekeni yapmalıdırlar.

Siyasilerin hemen her konuda laf ürettiklerini biliyoruz. Onların laflarının peşine düşmektense tazecik marullardan söz etmek bana daha anlamlı geliyor.

Tarım ve hele de sulu tarım olmazsa olmazımızdır. Bu güzelim topraklar boş kalmamalı, yılda, iki yılda bir ürün yerine yılda aynı tarladan iki hatta üç ürün elde etmenin yolları araştırılmalıdır.

Tarımda teknik öne çıkmalı, atadan dededen kalma yöntemler rafa kaldırılmalıdır.

Toprak, toprakla uğraşmak ayrı bir güzellik, bitmez bir sevdadır.

Ve öyle ki insanların yaşları ilerledikçe toprağa olan ilgileri de artıyor.

Ozan’ın dediği gibi “benim sadık yârim kara topraktır.”

Sulanmış tarlalarda, adam boyu kalkmış ekinden geriye kalan anızla beslenmiş hayvanlarımızın etiyle beslenmek istiyoruz.

Bu ülkenin kaynakları, toprakları bize yeter.

Yeter ki, marul yetiştirelim, badem, zeytin ağacı dikelim.

Yeter ki anızları yakıp doğayı küstürmeyelim.

Bu Haberi Gördünmü!

Seçim Mi?

Türkiye yeni bir seçime kitlendi. Yerel seçimler, milletvekili genel seçimlerinden daha kapsamlı ve daha yaygın. …