RÛZ’İ GÂR!

Ben puslu bir zemheri günü “Karayel’le” KÂHTA/Nemrut’ta,
Poyraz’la;ADIYAMAN/Karadağ’da-Hısn-ı Mansur Kalesi”nde tanıştım..

O günden beri!
Sevdalıyım “RÛZ’İ GÂRA;Tutsak/Deli-Sevdalı..

“Hey sevdalım hey! Boynuna vebalin;
Şu kara sevdada kal oldu halin..”

Bu hâl-i bi hal-u muhal içinde!
“KOMMAGENNE HAVZASINA” vurulmam bundandır;

Kültürüne/Hoyratına,Karına/boranına sarınmam bundandır,
“CENDEREARSEMİYA/PİRİNE” sevdalanmam bundandır;
“IRGAT KENTİM ADIYAMAN’A” hasretim/hicranım bundandır..

Bundandır ki!
Ne “MARAŞ GAVÛRDAĞLARININ” kaskatı sarp/sert zikzak yolları zapt etti beni, !!?     Ne “HATAY/AMANOS’UN-AMİK’İN” Güneş kızgını ve sanki vurgun yemiş gibi sürekli “yüzüme karşı” hırçın/kuru esen azgın “Keşişlemeleri”

Aldım başımı çıktım gurbete!
ADANA/MERSİN’DE kuru “Ayaz’a”,
TUNÇELİ/DERSİM’DE “Kar’a/Beyaz’a”,
ERZURUM/YAYLASINDA “Tipi’ye/Avaz’a” bulaştım; Bahtımın peşinden diyar-diyar gezdim dolaştım.

“Dur/durak bilmedi bu garip başım;
Ne gücüm tükendi,Ne de hevesim,
Hasret Ve hicranla yoğruldu aşım;
Aşk’a revan oldu ruh-u kafesim..”

Şimdi!
Ne“Datça/Temmuzlarının” yüzü okşayıp ruhu derdest eden sermesti-çağla mavisi/sarı-yeşil meltemsi yeli,
Ne “İSTANBUL ZEMHERİSİNİN” tıpkı “Deli Kısrak misali” nerden/nasıl-neden kopup kişneyerek geldiği meçhul “kudurmuş/Patavatsız kara lodos’u” tutabilir beni… ”

Çünkü!

“Ben aşkın ham meyvesiyim;
Olmaya geldim dünyaya!
Hakkın boş bir küfesiyim;
Dolmaya geldim dünyaya..

Dinim,hikmetin,ibretim;
Bilmeye geldim dünyaya,
Aşktır benim hakikatim;
Bulmaya geldim dünyaya..”

Ve çünkü şimdi ben! .

Cem-i cümle “RÛZ’İGÂRIN” bilumum ahenkli heft renginden beslenen “AŞK-I SEVDA” limanına “YARATICININ” hatırına  ve “MAHLUKATININ” hayrına sebil olmak üzere lisan-ı halimle(aklım, vicdanım,ruhum,bedenimle)demir atmışken;Artık Kim takıp bakar ki “MARTILARI’ işinden/aşından, başından eden “İSTANBUL’UN” namütenahi deli/dolu esen “lodosunu,poyrazını-karayelini”?

Eğer taksaydım!
“BAŞAKŞEHİR/AYAZMA’NIN AYAZIN’DA” oturmazdım, ki-Ayazma’da-RÛZ’İ GÂR; Tekmil beş koldan eser, hem de “DELİ KISRAK” misali deli/Deli-söker geçer her engeli!

HAYAT?

Hayat, insanların “hayal Ve hakikatinden” ibarettir;Hakikati yaşanıp,Mazinin puslu “HATIRATINA” bırakılmıştır,hayaliyse-yaşanıp hatıratına eklenmek üzere-Ati’deki müstakbel “Hakikatine” odaklanmıştır…
Hepsi bu..

CENNET YA DA CEHENNEM?

İkisi de insanların dünyevi “Ahlak Ve Ameline” bağlı olarak şekillenir.

Yani/Özetle!

“cehennemden” geçilerek “cennete” gidilir;Bedeli “çiledir” cennet yolculuğunun..
Ne sandınız;Ucuz mu,yoksa beleş mi?

ALIN TERİ/BİR ADIYAMAN ŞİİRİ ..
(Aşktır benim hakikatim;
Bulmaya geldim dünyaya!?)

Şafak’ta yollarda açılır gözüm;
Yüzüme vurdukça zemheri yeli,
Çalışır bedenim-tutuşur Közüm,
Silaha (KOY) veren (FİŞEK) misali..

Emeğe aktıkça ALNIMIN TERİ;
Rahmet ve bereket olur bedeli,
Boy verir ürünüm sarar her yeri;
İnsana (SOY) veren(KUŞAK) misali..

Sebile gelince ekmeğim-aşım;
Gaipten uzanır bana dost eli,
Sanki göğe değer bu dertli başım;
Hasada (BOY)veren (BAŞAK) misali;

İnsanı sardıkça emeğim/varım;
Ruhumdan dökülür-sanki nur seli,
O zaman serilir gönül ambarım;
Hünkara (TOY) veren (DÖŞEK) misali..

Paylaştıkça rahmete gark olur tenim;
Devinir gönlümde bir hasret seli,
Vuslata ram olur ruh-u bedenim;
Maşuka(DOY)veren (AŞIK) misali..
(İHB/1.Aralık.2011/Adıyaman)


SON/SÖZ;

Eğer “Alın terinizi” ezeli ve ebedi “Yaratıcının” bahşettiği “Akıl ve ferasetinizle” beraber ”Onun adına” Mahlukatına hasredip feda edebiliyorsanız;Cennet Sizindir. Sevgilerimle

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı